İzmir'de 19 diş kliniği şubemizle hizmetinizdeyiz.

Bizi ulaşın.

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Diş Beyazlatma (Bleaching)
Diş Beyazlatma (Bleaching) için İzmir'de 20 kliniğimiz bulunmaktadır.
Diş Beyazlatma (Bleaching) Tedavisi için konu başlıkları

Diş Beyazlatma (Bleaching) Nedir?

Diş beyazlatma (bleaching); diş minesinin ve altındaki dentin tabakasının gözenekli yapısına nüfuz eden renklenmelerin, oksijenasyon sağlayan özel kimyasal jeller (hidrojen peroksit veya karbamid peroksit) kullanılarak oksidasyon işlemiyle parçalanması ve diş renginin açılması işlemidir.

Günlük yaşamda tüketilen çay, kahve, salça, vişne suyu gibi renklendirici gıdalar ve tütün ürünleri, zaman içerisinde dişin en dış katmanı olan mine tabakasının içine işler. Sadece fırçalama veya standart diş taşı temizliği ile giderilemeyen bu yapısal lekelenmeler, klinik düzeyde kimyasal bir reaksiyon gerektirir. Diş beyazlatma işlemi, diş yüzeyinden herhangi bir aşındırma veya fiziksel madde kaybı yaratmadan, sadece mikroskobik gözeneklerdeki pigmentlerin rengini açarak dişin kendi doğal tonunu daha aydınlık bir seviyeye taşır.

İzmir lokasyonunda hizmet veren Avrupadent kliniklerinde diş beyazlatma prosedürleri, hekim kontrolünde yürütülen tıbbi bir işlem olarak ele alınır. İşlemin amacı dişi yapay bir renge boyamak değil, iç dokulara yerleşmiş olan karanlık yansımaları silerek hastanın doğal diş yapısını estetik bir forma kavuşturmaktır. Sağlıklı bir mine dokusu üzerinde gerçekleştirilen bu yöntem, diş hekimliğinin koruyucu estetik uygulamaları arasında yer almaktadır.

Diş Beyazlatma Hangi Durumlarda Uygulanabilir?

Diş beyazlatmanın uygulandığı durumlar; diyet alışkanlıklarına bağlı yoğun sararmalar, yaş almaya bağlı mine incelmesi ve koyulaşması, çocukluk döneminde kullanılan antibiyotiklerin yarattığı gri/kahverengi lekelenmeler ve kanal tedavisi sonrasında kendi canlılığını yitiren dişlerin içten kararması durumlarıdır.

Renklenme problemleri içsel (intrensek) ve dışsal (ekstrensek) olmak üzere iki farklı gruba ayrılır. Dışsal renklenmeler gıda tüketimiyle oluşurken, içsel renklenmeler diş gelişimi sırasındaki hastalıklardan veya flor fazlalığından (florozis) kaynaklanabilir. Bleaching işlemi, bu renklenmelerin türüne göre farklı klinik protokollerle uygulanır. Karşılaşılan temel durumlar şunlardır:

Renklenme TürüOluşum Nedeni ve Özellikleri
Dışsal (Ekstrensek) LekelerKahve, çay, şarap ve tütün kullanımına bağlı olarak mine yüzeyinde oluşan ve dentine inen lekeler.
İçsel (İntrensek) LekelerDiş oluşum evresinde alınan tetrasiklin grubu antibiyotiklerin yarattığı yatay bant şeklindeki kararmalar.
Kanal Tedavili Diş KararmasıDişin siniri alındıktan sonra kan akışının kesilmesine bağlı olarak tek bir dişte görülen grileşme.
Yaşlanmaya Bağlı DeğişimlerMine tabakasının zamanla aşınmasıyla alttaki sarı dentin tabakasının daha belirgin hale gelmesi.

Diş Beyazlatma Nasıl Yapılır?

Diş beyazlatma işlemi; diş etlerinin koruyucu bariyerlerle izole edilmesi, mine yüzeyine hidrojen peroksit veya karbamid peroksit içerikli jellerin sürülmesi ve jellerin oksijen salınımını başlatmak amacıyla lazer veya LED ışık kaynaklarıyla aktive edilmesi adımlarıyla gerçekleştirilir.

Klinik ortamda yürütülen süreçlerde öncelik, yumuşak dokuların (diş eti ve dudakların) kimyasal jellerden korunmasıdır. İşlem esnasında dudakları uzaklaştıran bir ekartör (ağız açıcı) yerleştirilir. Diş etlerinin mine ile birleştiği sınır hattı boyunca akışkan bir bariyer sıkılarak donması sağlanır. Böylelikle jelin sadece mine yüzeyine temas etmesi garanti altına alınır.

İzolasyon tamamlandıktan sonra, hekim beyazlatıcı ajanı dişlerin ön yüzeylerine eşit kalınlıkta uygular. Jelin reaksiyona girerek mine kanallarındaki pigmentleri ayrıştırması için üzerine özel dalga boyuna sahip bir ışık kaynağı tutulur. Bu ışık uygulaması, üretici firmanın protokolüne göre ortalama 15-20 dakikalık periyotlar halinde birkaç kez tekrarlanır. İstenilen aydınlanma seviyesine ulaşıldığında jeller yıkanarak temizlenir.

Diş Beyazlatma Kimler İçin Uygun Olabilir?

Diş beyazlatma prosedürleri; daimi diş sürmesini ve mine kalsifikasyonunu tamamlamış olan (genellikle 18 yaş ve üzeri), dişlerinde aktif çürük bulunmayan ve diş etleri sağlıklı olan her yetişkin birey için klinik olarak değerlendirilebilir.

Uygulamanın gerçekleştirilebilmesi için temel kural sağlıklı bir alt yapıdır. Mine dokusunda çok yaygın çatlakları olan, kök yüzeyleri açıkta kalan (diş eti çekilmesi) veya çok sayıda ön bölge dolgusu/kaplaması bulunan kişilerde, işlemin gereklilikleri detaylı bir analize tabi tutulur. Kimyasal ajanların çatlaklardan pulpa (sinir) odasına ulaşması engellenmelidir.

Tıbbi önlem olarak hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlara diş beyazlatma işlemi yapılması önerilmemektedir. Bebek üzerindeki etkilerine dair yeterli klinik çalışma bulunmadığı için bu süreçlerin bitimi beklenir. Genel sağlığı elverişli, daha ferah bir görünüme ulaşmak isteyen her birey diş hekimine danışarak bu işlemi talep edebilir.

Diş Beyazlatma Öncesinde Nasıl Bir Değerlendirme Yapılır?

Öncesindeki klinik değerlendirme; dişteki renklenmenin içsel mi yoksa dışsal mı olduğunun tespiti, mevcut dolgu ve kaplamaların konumlarının incelenmesi, mine kalınlığının muayene edilmesi ve hastanın renk açılma beklentisinin mevcut dokularla orantılanmasıdır.

Her diş beyazlatma materyaline farklı tepki verir. Hekim, renklenmenin antibiyotik kullanımına mı yoksa kahve tüketimine mi bağlı olduğunu teşhis eder. Çünkü dışsal renklenmeler jel uygulamalarıyla kolayca parçalanırken, derin florozis (flor lekesi) gibi içsel lekelerde istenilen açıklık seviyesine ulaşmak daha fazla seans gerektirebilir.

Değerlendirmede en dikkat edilen unsurlardan biri ağızdaki restorasyonlardır. Beyazlatma jelleri yalnızca doğal insan minesinde renk değişimine yol açar. Dişlerin üzerinde bulunan kompozit dolgular, porselen veya zirkonyum kaplamalar beyazlamaz. Eğer estetik bölgede (ön dişlerde) bu tarz dolgular varsa, dişler beyazladığında bu dolgular koyu tonda kalarak uyumsuz bir görüntü yaratacaktır.

Diş Beyazlatma Öncesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşlem öncesinde dikkat edilecekler; öncelikle diş yüzeyindeki sert tartar (diş taşı) tabakasının tamamen temizlenmiş olması, varsa çürüklerin dolguyla kapatılması ve hastanın seans öncesi dişlerini özenle fırçalayarak kliniğe gelmesidir.

Beyazlatıcı ajanın mine gözeneklerine nüfuz edebilmesi için diş yüzeyinin tamamen açık olması şarttır. Mine yüzeyini kaplayan kalın bir plak veya tartar tabakası, jelin dişe temasını engelleyerek ilacın etkisiz kalmasına yol açar. Bu yüzden İzmir Avrupadent süreçlerinde, işlemin hemen öncesinde veya birkaç gün evvelinde polisaj ve diş taşı temizliği mutlaka gerçekleştirilir.

Hastaların işlem günü koyu renkli ruj kullanmamaları ve ağız çevresinde kimyasal kalıntı bırakmamaları istenir. Ayrıca açıkta kalmış çürükler varsa, asidik jelin bu bölgelerden sinire ulaşarak şiddetli sızı yapmasını önlemek adına bu alanlar geçici veya kalıcı olarak onarıldıktan sonra uygulamaya geçilir.

Diş Beyazlatmada Hangi Yöntemler Kullanılır?

Diş hekimliğinde kullanılan temel yöntemler; muayenehanede uygulanan Ofis Tipi (Office Bleaching), evde hastanın plaklarla uyguladığı Ev Tipi (Home Bleaching), ikisinin birleşiminden oluşan Kombine Sistemler ve kanal tedavili dişe içeriden uygulanan Tek Diş (İnternal) beyazlatmadır.

Her vakanın renklenme şiddeti farklı olduğu için uygulanacak yöntemi hekim hastasıyla birlikte belirler. Kullanılan teknikler kimyasal içeriğin yüzdesine ve uygulama yerine göre sınıflandırılır:

  • Ofis Tipi (Klinik) Beyazlatma: Hekim kontrolünde yüksek konsantrasyonlu hidrojen peroksit jellerinin ışıkla aktive edildiği, kısa sürede etki eden profesyonel sistem.
  • Ev Tipi Beyazlatma: Klinikte alınan ölçüyle kişiye özel hazırlanan şeffaf plaklar içine, daha düşük konsantrasyonlu (genellikle karbamid peroksit) jellerin hasta tarafından gece boyunca uygulanması.
  • Kombine (İkili) Beyazlatma: Klinikte yapılan ofis tipi seansının ardından, sonucun pekiştirilmesi ve kalıcılığının artırılması için ev tipi plaklarla sürecin desteklenmesi.
  • İnternal (Tek Diş) Beyazlatma: Sadece kanal tedavisine bağlı kararan tek bir dişin içerisine açılan kaviteden jel yerleştirilip vài gün beklenerek rengin dışarıya doğru açılması işlemi.

Ofis Tipi ve Ev Tipi Diş Beyazlatma Arasındaki Fark Nedir?

Temel farklılık; ofis tipinin klinikte diş hekimi tarafından yüksek asit oranlı jellerle tek/iki seansta yapılması, ev tipinin ise kişiye özel plaklar içerisine sıkılan hafif jellerle hasta tarafından 1-2 hafta boyunca yavaş yavaş uygulanmasıdır.

İki yöntem arasındaki klinik mekanizma oldukça belirgindir. Ofis tipi yöntemde, peroksit konsantrasyonu %35-40 civarındadır; bu güçlü kimyasal nedeniyle diş etlerinin hekim tarafından sıkıca izole edilmesi gerekir. Işık aktivasyonuyla pigmentler hızla parçalanır ve randevu bitiminde renk açılması hemen gözlemlenir.

Karşılaştırma KriteriOfis Tipi (Klinik)Ev Tipi (Plaklı)
Uygulama SüresiOrtalama 45-60 dakikalık 1 veya 2 klinik seansı.Günde 4-6 saat takılarak 7-14 günlük ev periyodu.
Kimyasal GüçYüksek peroksit oranı, hızlı oksidasyon.Düşük ajan oranı, aşamalı ve yavaş aydınlanma.
İzolasyon İhtiyacıDiş etleri bariyerlerle profesyonelce kapatılır.Düşük konsantrasyon olduğu için sadece plak sınırları koruma sağlar.

Diş Beyazlatma Kaç Seansta Tamamlanabilir?

İşlemin seans sayısı; hedeflenen aydınlık seviyesine ve kişinin doğal diş tonuna göre değişmekle birlikte, klinik ortamında (ofis tipi) uygulanan tedavilerde genellikle 1 veya 2 seans içerisinde süreç sonlandırılmaktadır.

Tek bir ofis seansı içerisinde, jel sürme ve ışınlama işlemi ortalama 15-20 dakikalık setler halinde 2 veya 3 kez tekrar edilir. Hastanın diş minesi bu ilk randevuda yeterli oranda açılmışsa ve görsel beklenti sağlanmışsa işlem tamamlanmış olur. Ancak yapısal olarak koyu gri veya derin sarı tonlara sahip bireylerde, bir hafta sonra ikinci bir seans planlanarak ton açılımı desteklenebilir.

Hekimin tıbbi değerlendirmesine göre eğer kombine sistem kullanılacaksa, klinikteki tek seansın ardından hastaya şeffaf plakları teslim edilerek sürece birkaç gün daha evde devam etmesi istenir. Önemli olan mine yapısına aşırı yüklenmeden, doğal parlaklığı yakalamaktır.

Diş Beyazlatma Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşlem sonrasında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur; jelin etkisiyle gözenekleri açık kalan diş minesini korumak amacıyla, işlemi takip eden ilk 48 saat ile 1 hafta boyunca “beyaz diyet” olarak adlandırılan renksiz beslenme kurallarına uymaktır.

Oksidasyon süreci bittiğinde, mine kanallarındaki sıvı dengesi birkaç gün boyunca yeniden yapılanmaya çalışır. Bu evrede diş, dışarıdan gelen pigmentleri emmeye çok müsaittir. Çay, filtre kahve, kırmızı şarap, vişne suyu, salçalı yemekler, soya sosu ve köri gibi güçlü renk vericilerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Bu besinler tüketildiğinde yeni açılan renk tonu hızla eski haline dönebilir.

Aynı hassasiyet tütün ürünleri için de geçerlidir. Sigara veya nargile kullanımı, açık gözeneklere direkt nüfuz ederek kalıcı lekelenmeler yaratabilir. Bu kritik dönemi renksiz gıdalarla (yoğurt, süt, beyaz peynir, pirinç vb.) atlatmak uygulamanın kalıcılığını artırır.

Diş Beyazlatma Sonrasında Geçici Hassasiyet Görülebilir mi?

Evet, işlem sonrasında hassasiyet görülmesi tıbbi açıdan olağan bir durumdur. Kimyasal ajanın mine altındaki tübüller (mikroskobik kanallar) vasıtasıyla sinir tabakasında yarattığı uyarılma sebebiyle soğuk ve sıcak yiyeceklere karşı birkaç gün süren sızlamalar yaşanabilir.

Bu durum dişin yapısına zarar verildiği anlamına gelmez, oksijenasyon reaksiyonunun doğal bir yan etkisidir. Her bireyin mine kalınlığı farklıdır; ince mine yapısına sahip kişilerde bu hassasiyet (kısa süreli keskin sızılar) biraz daha yoğun hissedilebilirken, bazı hastalarda neredeyse hiç rahatsızlık oluşmaz.

Sızlamalar genellikle 24 ile 48 saat içerisinde azalarak kendiliğinden kaybolur. Bu geçiş sürecini rahatlatmak adına, hekiminiz tarafından hassasiyet giderici özellikli (potasyum nitrat florür içerikli) diş macunları veya basit ağrı kesiciler reçete edilebilir. Şayet hassasiyet katlanılamaz seviyede ilerlerse, seanslar arası süre uzatılarak veya konsantrasyon düşürülerek müdahale edilir.

Diş Beyazlatma İşlemi Her Dişe Uygulanabilir mi?

Beyazlatma işlemi, organik yapısından dolayı sadece kişinin doğal diş dokularına uygulanabilir. Ağız içerisinde bulunan mevcut kompozit dolgular, porselen laminalar, zirkonyum veya tam seramik kaplamalar kimyasal ajanlardan etkilenmez ve renkleri açılmaz.

Bir porselen kaplama laboratuvar fırınlarından hangi renkte çıktıysa o tonda kalır. Bu nedenle planlama çok kritiktir. Eğer hastanın ön bölgesinde estetik kaplamalar varsa ve doğal dişleri beyazlatılırsa, kaplamalar kendi renginde kalarak koyu bir kontrast oluşturur. Tam tersine, önce beyazlatma işlemi yapılıp sonrasında diğer onarım işlemlerinin bu yeni, açık renge göre yapılması tıbbi bir sıralamadır.

Ayrıca, derin yapısal mine defekti bulunan (amelogenezis imperfekta vb.) dişlere doğrudan beyazlatma jeli uygulamak dokuda irritasyon yaratacağı için, bu tarz özel vakalarda kimyasal beyazlatma yerine restoratif kaplamalar (lamina vb.) daha ideal klinik seçeneklerdir.

Diş Beyazlatma Öncesinde Diş Taşı Temizliği Gerekli Olabilir mi?

Evet, kesinlikle gereklidir. Diş taşı (tartar) ve yoğun dental plak birikimi, mine yüzeyini bariyer gibi kaplayarak beyazlatıcı kimyasalların dişe temas etmesini engeller. Etkin bir renk açılımı için diş yüzeyinin tamamen temiz ve pürüzsüz olması şarttır.

Avrupadent tıbbi süreçlerinde, detartraj (diş taşı temizliği) ve polisaj işlemleri bleaching sürecinin hazırlık aşaması olarak kabul edilir. Eğer tartar temizlenmeden jel sürülürse, jeller diş yerine taş tabakasıyla reaksiyona girer ve işlem sonunda o bölgedeki taşlar düştüğünde altından koyu, beyazlamamış kendi diş renginiz açığa çıkarak dalgalı bir görüntü oluşturur.

Ayrıca diş taşları diş etlerinde kanama ve çekilmelere sebep olur. Kanayan bir diş etine sürülecek olan beyazlatma jelleri hem klinik konforu bozar hem de diş etinin izole edilmesini (bariyer uygulamasını) imkansız hale getirir. Bu nedenle sağlık zeminini hazırlamak esastır.

Diş Beyazlatma Sonuçlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Uygulamanın neticesinde ne kadar açık bir tona ulaşılacağı, kişiden kişiye değişkenlik gösteren biyolojik ve yaşamsal parametrelere bağlıdır. Sonucu doğrudan tayin eden faktörler aşağıda tablolaştırılmıştır:

Etken FaktörSürece Olan Etkisi
Orijinal Diş TonuDoğuştan sarımtırak tona sahip dişler beyazlatmaya harika yanıt verirken, grimsi dişlerin açılma potansiyeli daha düşüktür.
Mine Tabakasının YapısıKalın mine dokusu olanlarda jel daha iyi yansıma yaparken, şeffaf/ince minelerde alttaki sarı dentin daha çok belirginleşebilir.
Hastanın YaşıGenç dişlerin mine kanalları geniş olduğu için reaksiyon daha hızlıdır; ileri yaşlarda kalsifikasyon nedeniyle süreç yavaşlar.
Diyet ve Sigaraİşlem sonrası çok sık kahve/çay içilmesi veya tütün kullanımı, ulaşılan sonucun kalıcılık süresini doğrudan düşürür.

Diş Beyazlatma Sonrasında Kontrol Muayenesi Neden Önemlidir?

Kontrol randevuları; dişin ulaştığı yeni renk tonunun kalıcılığının (stabilizasyonunun) değerlendirilmesi, mine yüzeyinde veya diş etlerinde jellerin bırakabileceği geçici irritasyonların kontrolü ve eğer ev tipi pekiştirme yapılıyorsa plakların uyumunun incelenmesi açısından gereklidir.

Renk açılma süreci ofis seansı bittiği an hemen durmaz. Dişlerin kurumasından dolayı başlangıçta bir miktar fazla opak ve tebeşir beyazı görünen dişler, takip eden birkaç gün içerisinde ortamdan nem (tükürük) çekerek asıl parlak ve kalıcı tonlarına otururlar. Hekim, kontrol seansında bu kalıcı tonun hastanın beklentisiyle örtüşüp örtüşmediğini gözlemler.

Ayrıca, yaşanan geçici hassasiyet durumu değerlendirilir. Eğer dentin kanallarında sızlama devam ediyorsa özel flor vernikleri uygulanarak diş yapısı rahatlatılır. Kombine yöntem tercih edilen hastalarda ise plakların düzenli kullanılıp kullanılmadığı teyit edilerek sürecin klinik verimi artırılır.

Diş Beyazlatma Sonrasında Ağız ve Diş Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Ağız bakım rutinleri; düzenli olarak günde iki kez fırçalama yapılmasını, hassasiyet dönemi boyunca potasyum nitrat içerikli macunların kullanılmasını ve ilerleyen dönemde yüzeyde birikecek kromojenik (boyayıcı) plakların önlenmesi için arayüz temizliğinin sağlanmasını içerir.

Beyazlatma işlemlerinin kalıcılığı ömür boyu sabit bir doğruda ilerlemez; yaşamsal alışkanlıklara göre 1 ile 3 yıl arasında devam eder. Bu süreyi maksimize etmenin tek yolu titiz bir ağız hijyenidir. Marketlerde satılan ve içeriğinde kalın, kumlu partiküller barındıran aşındırıcı “beyazlatıcı macunlar”, dişin minesini çizerek lekelerin bu çiziklere daha kolay tutunmasına yol açabilir. Bu nedenle hekiminizin tavsiye edeceği düşük aşındırıcılığa (RDA değeri düşük) sahip macunlar tercih edilmelidir.

Düzenli çay veya kahve tüketiliyorsa, tüketim sonrası ağzın suyla çalkalanması renklenmeyi geciktiren küçük ama etkili bir rutin olabilir. 6 aylık periyodik rutin diş hekimi kontrollerinde yapılacak olan yüzeysel cila işlemleri (polisaj), dişteki mevcut beyazlığın ömrünü tazeleyen önemli bir koruyucu destektir.

Diş Beyazlatma ile Diğer Estetik Diş Tedavileri Birlikte Planlanabilir mi?

Klinik pratiklerde sıklıkla birlikte planlanmaktadır. Özellikle kompozit bonding uygulamaları, zirkonyum veya porselen kaplamalar (laminalar) yapılmadan evvel, hastanın doğal diş yapısı beyazlatılarak restorasyonlar bu yeni ve aydınlık tona uyumlu olarak tasarlanır.

Estetik bütünlüğün sağlanmasında sıralama büyük önem taşır. Eğer kişinin kendi doğal dişleri sarımsı tondayken bir bölgeye kaplama yapılacak olursa, kaplamalar o sarımsı tona uydurularak üretilir. İlerleyen dönemde kişi beyazlatma yaptırmak istediğinde sadece kendi dişleri açılacağı için, daha önce yapılmış olan kaplamalar koyu tonda kalarak estetik bir çatışma yaratır.

Bunun önüne geçmek için Avrupadent şubelerinde gerçekleştirilen bütünsel (multidisipliner) yaklaşımlarda öncelikle bleaching seansları uygulanır. Diş rengi birkaç ton açılıp ulaşılan yeni açık ton sabitlendiğinde (yaklaşık 1 hafta sonra), eksik veya şekli bozuk dişlere uygulanacak olan porselen ve kompozitlerin renk seçimi bu parlak referansa göre belirlenir.

Diş Beyazlatmada Hangi Tanı ve Değerlendirme Yöntemleri Kullanılır?

Tanı ve değerlendirme evresinde; uluslararası standartlara sahip diş renk skalalarıyla (VITA skalası vb.) mevcut tonun belirlenmesi, klinik fotoğraf çekimleriyle başlangıç durumunun kayıt altına alınması ve mine çatlaklarının tespiti için ağız içi muayene yöntemleri kullanılmaktadır.

İşlemin etkinliğinin takip edilebilmesi için objektif verilere ihtiyaç duyulur. Göz hafızası yanıltıcı olabileceğinden, işlem öncesinde hastanın kendi diş rengi spesifik olarak tespit edilip katalog numarası olarak not alınır. Yüksek çözünürlüklü fotoğraflar vasıtasıyla yüzey dokusu kaydedilir. İşlem bitiminde tekrar çekilen fotoğraflarla birlikte dişin kaç ton açıldığı hastaya net bir şekilde gösterilir.

Aynı zamanda, kanal tedavili dişlerde enfeksiyon kaynaklı mı yoksa materyal kaynaklı mı bir kararma olduğunu tespit etmek için periapikal (küçük) röntgenlerden faydalanılarak, dişin kök ucunun sağlığı da klinik olarak teyit edilir.

Diş Beyazlatma Süreci Nasıl Planlanır?

Süreç planlaması; genel ağız muayenesi ve uygunluğun tespiti, hazırlık safhası olan detartraj (diş taşı temizliği), uygun yöntemin (ofis/ev/kombine) belirlenmesi, klinik uygulama randevusu ve diyet kurallarına uyulacak takip periyodunun organize edilmesidir.

Herhangi bir tıbbi prosedürde olduğu gibi bleaching sürecinde de ilk adım hastanın uygunluğudur. Hekim muayenesi sonrasında, işlem günü sadece bu protokole ayrılır. Eğer ev tipi plak kullanılacaksa, hastadan ön ölçü alınarak aynı gün veya ertesi gün yumuşak silikon plakları kendisine özel olarak hazırlanıp teslim edilir.

Ofis uygulamalarında ise klinikte geçirilecek 45-60 dakikalık bir takvim ayarlanır. İşlem sırasında dudaklar ekartör ile gerileceği için, hastanın dudaklarının kurumaması adına nemlendirici jeller sürülerek fiziksel konfor da ön planda tutulur. Tedavinin bitişiyle birlikte hekim tarafından aktarılan “beyaz beslenme” protokolüne harfiyen uyulması istenir.

Diş Beyazlatma (Bleaching) hakkında sıkça sorulan sorular ve cevapları

Diğer Tedavilerimiz