İzmir'de 19 diş kliniği şubemizle hizmetinizdeyiz.

Bizi ulaşın.

Ortodonti

Ortodonti ekipmanı takılı dişlerin yakın çekimi – İzmir’de ortodonti tedavisi
Ortodonti için İzmir'de 20 kliniğimiz bulunmaktadır.
Ortodonti Tedavisi için konu başlıkları

Ortodonti Nedir?

Ortodonti; dişlerin çene kemikleri üzerindeki dizilimlerini, alt ve üst çenenin birbirleriyle olan kapanış ilişkisini ve bu yapıların yüz anatomisiyle olan üç boyutlu uyumunu inceleyen, meydana gelen yapısal veya dişsel uyumsuzlukların teşhisi ve tedavisiyle ilgilenen diş hekimliği uzmanlık dalıdır.

İnsan anatomisinde çiğneme sisteminin sağlıklı çalışabilmesi, dişlerin çene kavisleri üzerine doğru açılarla yerleşmesine ve alt çene ile üst çenenin birbirini bir dişli çark gibi uyumla karşılamasına bağlıdır. Bu mekanik uyum bozulduğunda, sadece dişlerin görünümü değil, sindirim sisteminin başlangıcı olan öğütme fonksiyonu ve konuşma sırasındaki ses (fonetik) üretimleri de olumsuz etkilenir. Ortodonti bilimi, dişleri çevreleyen kemik dokusunun yapım-yıkım mekanizmalarını kullanarak dişlere belirli kuvvetler uygular ve onları çene kemiği içerisinde biyolojik olarak hareket ettirerek olmaları gereken ideal konuma taşır.

İzmir lokasyonunda hizmet sunan Avrupadent kliniklerinde ortodontik yaklaşımlar, bireyin estetik beklentilerini ve çiğneme mekaniği ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan protokollerle kurgulanmaktadır. Kapanış bozukluklarının giderilmesi, aynı zamanda çene eklemine (temporomandibular eklem) binen düzensiz yüklerin hafifletilmesine ve diş fırçalamanın zor olduğu çapraşık alanların temizlenebilir hale getirilmesine olanak tanıyarak ağız sağlığının uzun dönemli idamesini destekler.

Hangi Ortodonti Hizmetine İhtiyacın Var?

Ortodonti Hangi Diş ve Çene Problemleriyle İlgilenir?

Ortodontinin ilgilendiği problemler; çene darlığına bağlı diş çapraşıklıkları, dişler arası geniş boşluklar (diastema), alt veya üst çenenin önde/geride konumlanması gibi iskeletsel asimetriler ve kapanış esnasında dişlerin birbirini karşılayamadığı anatomik bozukluklardır.

Problemler genellikle sadece diş seviyesinde (dental) olabileceği gibi, kemiklerin birbirine olan pozisyonundan kaynaklanan iskeletsel boyutlarda da ortaya çıkabilir. Klinik değerlendirmelerde saptanan ve ortodontik müdahale gerektiren başlıca anomali türleri şunlardır:

Hastalık/Anomali Türü Klinik Gelişimi ve Yansıması
Çapraşıklık (Crowding) Çene kemiği kavisinin diş boyutlarına göre küçük kalması sebebiyle dişlerin üst üste binerek dizilmesi.
Açık Kapanış (Open Bite) Arka dişler temas halindeyken, ön veya yan dişlerin birbirine değmemesi, arada dikey bir boşluk kalması.
Örtülü Kapanış (Deep Bite) Üst ön dişlerin alt ön dişleri dikey düzlemde normalden çok daha fazla (bazen tamamen) örtmesi.
Çapraz Kapanış (Cross Bite) Normalde alt dişlerin dışında kalması gereken üst dişlerin, kapanış sırasında alt dişlerin iç kısmında kalması.

Ortodontik Tedavi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Ortodontik tedavinin uygulandığı durumlar; bireyin çapraşık dişler yüzünden ağız hijyenini sağlayamadığı, kapanış bozukluğu sebebiyle çene ekleminde ağrı yaşadığı, konuşma bozuklukları (harf telaffuz sorunları) bulunduğu ve gülüş estetiğinden dolayı psikolojik veya sosyal rahatsızlık hissettiği anlardır.

Dişlerin hatalı konumlanması yalnızca görsel bir dezavantaj yaratmaz, aynı zamanda diş yüzeylerinde temizlenmesi güç alanlar (gölgeler) oluşturarak tartar birikimine, dolayısıyla diş eti hastalıklarına ve yaygın çürüklere zemin hazırlar. Birey ne kadar dikkatli fırçalarsa fırçalasın, üst üste binmiş dişlerin arayüzeylerindeki bakteri plağı bütünüyle temizlenemez. Bu tür fonksiyonel ve hijyenik zorlukları gidermek tedavi uygulamasının birincil tıbbi sebebidir.

Ayrıca alt ve üst dişlerin birbirine düzensiz bir şekilde temas etmesi, bazı dişlerin üzerine taşıyabileceğinden çok daha fazla çiğneme kuvveti binmesine yol açar. Bu orantısız yük, ilgili dişlerde aşınmalara, kırılmalara ve kök destek dokusunda kayıplara neden olabilir. İlerleyen yaşlarda kaybedilebilecek fonksiyonları korumak adına ortodontik müdahaleler koruyucu hekimlik görevi üstlenir.

Ortodontik Tedavi Süreci Nasıl Planlanır?

Tedavi sürecinin planlanması; hastanın çene kavisi ölçülerinin alınması, iskeletsel yapıyı gösteren radyografik filmlerin analiz edilmesi, yüz fotoğraflarının simetrik açıdan incelenmesi ve dişlerin hangi vektörel kuvvetlerle yönlendirileceğinin biyomekanik olarak hesaplanması basamaklarına dayanır.

Klinik süreçte her dişin çene kemiği içerisindeki hareket kabiliyeti ve alacağı mesafe milimetrik olarak kurgulanır. Hekim, dişleri hareket ettirecek olan kuvveti belirlerken köklerin etrafındaki kemiğin erime ve yeniden oluşma (rezorpsiyon ve apozisyon) kapasitesini göz önünde bulundurur. Çok hızlı uygulanan bir kuvvet kemik ve kök dokusuna zarar verebileceği için, planlama her zaman yavaş ve kontrollü biyolojik hareket prensibine göre tasarlanır.

İzmir Avrupadent protokollerinde, hastadan toplanan röntgen, fotoğraf ve dijital ölçü verileri özel ortodontik yazılımlara aktarılarak bir teşhis haritası çıkartılır. Şeffaf plak (aligner) tedavilerinde ise bu dijital veriler üzerinde dişlerin adım adım nasıl düzeleceği bir animasyon (simülasyon) halinde hastaya gösterilir ve kaç haftalık bir takvim izleneceği tedaviye başlanmadan evvel belirlenmiş olur.

Ortodonti Tedavisi Kimler İçin Uygun Olabilir?

Ortodonti tedavisi; dişlerini destekleyen diş eti ve kemik dokusunun biyolojik sağlığı yerinde olan, tedavi disiplinine (aparey kullanımı, rutin hekim kontrolü ve ağız hijyeni) uyum sağlayabilecek her yaş grubundan çocuk, genç ve erişkin bireyler için uygundur.

Toplumda ortodontik işlemlerin yalnızca çocukluk döneminde yapıldığına dair yaygın bir yanılgı mevcuttur; oysa hücresel kemik döngüsü yaşam boyu devam ettiği için dişler ilerleyen yaşlarda da hareket ettirilebilir. Önemli olan kriter yaştan ziyade doku sağlığıdır. Eğer bir yetişkinin diş etlerinde tedavi edilmemiş ileri düzey bir iltihap (periodontitis) veya aktif kemik erimesi varsa, o dişe ortodontik kuvvet uygulamak dişin çekime gitmesine sebep olabileceğinden bu tür vakalarda önce doku onarımı sağlanır.

Gelişim çağındaki çocuklarda ise tedavi uygunluğu, çene büyümesinin yönlendirilmesi hedeflendiğinde daha farklı bir medikal önem taşır. Alt çenesi çok geride olan bir çocuğun tedavisine büyüme atılımı döneminde (puberte) başlanması iskeletsel olarak büyük klinik avantajlar sağlar.

Ortodontik Muayene Nasıl Yapılır?

Ortodontik muayene; hekimin hastanın yüz profilini (düz, içbükey veya dışbükey yapısını) dışarıdan değerlendirmesi, ağız içi dokuların ve diş dizilimindeki asimetrilerin incelenmesi ile alt-üst çenenin kapanış sırasında birbiriyle kurduğu mekanik ilişkinin kontrol edilmesiyle gerçekleştirilir.

Uzman hekim, fiziksel muayene sırasında sadece dişlere değil, tüm kafa iskeletinin dişlerle olan ilişkisine odaklanır. Hastanın istirahat halindeyken dudaklarının kapanıp kapanmadığı, konuşurken ve gülerken üst dişlerin ne kadarının göründüğü (gülüş hattı) detaylı olarak analiz edilir. Çene eklemi (TMJ) manuel olarak muayene edilerek açma kapama sırasında tıklama sesi veya fonksiyon kısıtlılığı olup olmadığı not edilir.

Diş bazlı değerlendirmede ise, üst çene ve alt çene orta hatlarının birbirini karşılayıp karşılamadığı, dişler arasında sıkışıklığa veya fazla boşluğa neden olan yer darlığı miktarı (milimetre cinsinden) hesaplanır. Birey eğer büyüme çağında bir çocuksa, süt dişlerinin dökülme sırası ve alttan gelecek daimi dişler için yeterli rezerv alanın bulunup bulunmadığı da muayenenin kritik bir parçasını oluşturur.

Ortodontik Tedavi Öncesinde Nasıl Bir Değerlendirme Yapılır?

İşlem öncesi klinik değerlendirme; hastanın ağzında bulunan tüm çürüklerin, diş taşı birikimlerinin ve kök ucu iltihaplarının tedaviye engel oluşturmaması adına detaylıca saptanması, varsa çekilmesi gereken yirmilik veya sürmemiş dişlerin durumunun cerrahi açıdan analiz edilmesidir.

Braketler veya şeffaf plaklar ağza yerleştirildiğinde, bakteri plağı birikimi için yeni alanlar oluşacaktır. Eğer hastanın ağzında halihazırda tedavi edilmemiş bir çürük varsa, ortodontik aparatlar yerleştirildikten sonra bu çürüğün tedavisi çok daha zor hale gelir ve lezyon hızla ilerleyerek sinire ulaşabilir. Bu nedenle aktif hareketli tedaviye başlanmadan evvel ağız florasının sağlığı restoratif (dolgu vb.) ve periodontal işlemlerle ideal seviyeye ulaştırılmalıdır.

Ayrıca, gömülü dişlerin veya çene kemiğinin darlığı nedeniyle çekilmesi gereken (premolarlar gibi) bazı sağlıklı dişlerin varlığı da bu ön değerlendirme aşamasında saptanır. Hastanın ortodontik tedavi için gereken uzun süreli hijyen ve hekim kontrolü motivasyonuna sahip olup olmadığı da medikal değerlendirmenin ayrılmaz bir boyutudur.

Ortodonti Tedavisinde Hangi Tanı ve Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?

Doğru teşhis, tedavinin hangi rotada ilerleyeceğini belirler. Çıplak gözle görülemeyen kemik boyutlarını ve açılanmalarını saptamak için klinikte başvurulan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Sefalometrik Radyografi: Başın tam profilden çekildiği, üst ve alt çene kemiklerinin kafatası tabanına olan açısal mesafelerini hesaplamayı sağlayan temel ortodontik röntgendir.
  • Panoramik Radyografi: Tüm diş köklerinin yapısını, varsa çene içindeki kistleri, sürmemiş yirmilik dişleri ve kemik destek seviyelerini geniş açıyla gösteren tekniktir.
  • Ağız İçi Dijital Tarayıcılar (3D Scanner): Geleneksel ölçü hamurlarının yerini alan, çene kavislerinin üç boyutlu topografyasını dijital ekrana aktaran yüksek çözünürlüklü kameralardır.
  • El-Bilek Radyografisi: Özellikle büyüme atılımının hangi evrede olduğunu saptayarak iskeletsel yönlendirme tedavilerinin zamanlamasını belirlemek için (çocuklarda) tercih edilir.

Ortodontik Tedavide Hangi Uygulamalar Kullanılır?

Uygulama materyalleri; dişlerin dış yüzeyine yapıştırılan geleneksel metal braketler, diş rengindeki estetik porselen/safir braketler, dişin dil tarafına yapıştırılan görünmez lingual braketler ve hastanın takıp çıkarabildiği şeffaf hizalayıcı plak (aligner) sistemleridir.

Hangi uygulamanın seçileceği, hastanın tıbbi gereksinimlerine ve sosyal beklentilerine göre farklılık gösterir. Metal braketler en dayanıklı ve sürtünme katsayısı düşük sistemler olarak şiddetli çapraşıklıkların tedavisinde sıklıkla tercih edilir. Ancak estetik beklentilerin yüksek olduğu erişkin hastalarda, mine rengiyle bütünüyle uyum sağlayan seramik veya safir braketler kullanılarak sosyal hayatta tellerin daha az fark edilmesi sağlanır.

Son yıllarda popülerlik kazanan şeffaf plak sistemleri (telsiz ortodonti), dijital planlama ile dişleri kademeli olarak hareket ettirir. Hasta, yemek yerken ve diş fırçalarken plakları çıkarabildiği için ağız hijyenini korumak metal tellere kıyasla çok daha pratiktir. Ayrıca çocukluk dönemi büyüme yönlendirmelerinde kullanılan, çene genişletici apareyler veya yüz maskesi gibi hareketli-sabit mekanik aygıtlar da klinik tedavi yelpazesinde yer alır.

Ortodonti Tedavisi Aşamaları Nelerdir?

Bir dişin kemik içerisinde hareket edebilmesi ve ulaştığı yerde yeniden kemikleşerek sabitlenmesi, biyolojik prensiplere uygun olarak sıralanmış aşamalar halinde sürdürülür:

Tedavi Aşaması İşlemin Tıbbi İşleyişi
Hazırlık ve Uygulama Çürüklerin tedavi edilmesinin ardından, braketlerin özel adeziv ajanlarla (yapıştırıcılarla) tek tek mineye sabitlenmesi.
Seviyeleme ve Hizalama İnce ve esnek hafızalı tellerin kullanımıyla dişlerin dikey düzlemde (yukarı-aşağı) aynı hizaya getirilmesi.
Çalışma (Boşluk Kapatma) Kalın ve sert teller, elastikler yardımıyla dişler arasındaki veya çekim yapılan bölgelerdeki boşlukların kaydırılarak kapatılması.
Bitim ve Detaylandırma Alt ve üst çenenin fermuar gibi kusursuz kapanmasını sağlamak üzere yapılan milimetrik lastik manevraları ve son rötuşlar.
Pekiştirme (Retansiyon) Teller çıkarıldıktan sonra dişlerin eski çapraşık yerlerine dönmemesi için şeffaf plaklar veya sabit iç tellerin (retainer) kullanımı.

Ortodontik Tedavi Öncesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Uygulama öncesinde hastaların dikkat edeceği unsurlar; uzun aylar sürecek bir bakım rutinine adapte olma motivasyonunun sağlanması, ağız içerisindeki tüm enfeksiyon odaklarının iyileştirilmiş olması ve sert/kabuklu yiyecek tüketim alışkanlıklarından uzaklaşma kararının alınmasıdır.

Tedaviye başlamak, hasta ve hekim arasında kurulan uzun soluklu bir ekip çalışmasını gerektirir. Braketler ağza yapıştırıldıktan sonra fındık, ceviz, leblebi gibi sert kuruyemişlerin veya elma, ayva gibi sert meyvelerin ön dişlerle ısırılarak koparılması braketlerin kırılmasına neden olur. Her kırılan braket, dişin hareket sürecini sıfırlayarak tedavinin uzamasına yol açar. Hasta, tedavi boyunca yiyecekleri daha küçük parçalara bölerek ve arka azı dişleriyle çiğneyerek tüketmeye hazır olmalıdır.

Bununla beraber, ağız hijyenine ayrılacak süre standart dönemlerden daha fazla olacaktır. Braket etraflarının özenle temizlenmesi gerekliliği nedeniyle hasta, fırçalama rutinine zaman ayırma disiplinini mental olarak benimsemiş bir şekilde sürece dahil olmalıdır.

Ortodontik Tedavi Sırasında Ağız Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Ağız bakımı rutini; diş yüzeyleri ve braket etraflarının günde en az iki kez ortodontik (V oluklu) fırçalarla temizlenmesi, braket altından geçen tellerin arkasını süpürmek için arayüz fırçalarının kullanılması ve su tazyikiyle çalışan ağız duşlarının (water flosser) rutine eklenmesiyle idame ettirilir.

Metal veya porselen parçacıkları, yiyecek artıkları ve bakterilerin tutunması için son derece elverişli çıkıntılar yaratır. Temizlik yetersiz kaldığında, braketlerin kenarlarında beyazımsı tebeşir renginde başlangıç çürüğü lekeleri (white spot lezyonlar) ve diş etlerinde iltihaba bağlı kırmızı şişlikler gözlenir. Ortodontik bir diş fırçasıyla dişler, fırça kılları hem diş etine hem de braketin alt/üst kenarlarına değecek şekilde 45 derecelik açılarla nazikçe fırçalanmalıdır.

Diş ipi kullanımı braketler varken zordur, zira tel buna engel olur. Bu engeli aşmak için, ucunda sertleştirilmiş kılavuz kısmı olan özel ortodontik diş ipleri (superfloss) telin altından geçirilerek arayüz temizliği sağlanır. Plak tedavisinde ise, plakların çıkarılıp dişlerin rutin şekilde fırçalanması ve plağın da sıvı sabun-yumuşak fırça ile ayrı olarak temizlendikten sonra takılması hijyen bütünlüğünü korur.

Ortodonti Tedavisi Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tedavi sonrası (pekiştirme) sürecinde dikkat edilecekler; dişlerin kemik içerisinde yeni yerlerine tam kaynaşması için, hekimin uyguladığı dil tarafındaki koruyucu tellerin (retainer) zedelenmemesi ve gece kullanılması istenen şeffaf koruyucu plakların belirtilen süre boyunca ihmal edilmeden takılmasıdır.

Tedavinin aktif cihazlarla yapılan kısmı bittiğinde teller çıkarılır; ancak dişlerin, köklerini saran periodontal liflerin esnekliği nedeniyle eski çapraşık konumlarına dönme (nüks etme) eğilimi vardır. Kemiğin ve liflerin dişin bu yeni mükemmel pozisyonuna tam olarak adapte olup sertleşmesi aylar hatta yıllar alabilir. Bu geriye dönüşü kısıtlamak amacıyla uygulanan protokollere “retansiyon” (pekiştirme) tedavisi denir.

Genellikle alt ve üst ön altı dişin görünmeyen iç (dil) yüzeylerine ince bir tel (lingual retainer) sabitlenir. Bu tel dışarıdan görünmez ve konuşmayı etkilemez. Ek olarak, hastaya geceleri uyurken takması için şeffaf bir plak verilebilir. Eğer hasta teller çıktıktan sonra “artık bitti” düşüncesiyle plaklarını takmaz veya içindeki teli kopardığında hekimine başvurmazsa, tedavi sonucunda kazanılan estetik hizalanma zamanla bozulur.

Ortodontik Tedavide Kullanılan Apareyler Nelerdir?

İzmir Avrupadent şubelerinde uygulanan medikal donanımlar, vakaya özgü kuvvetlerin iletimini sağlayacak materyal bilimi ile tasarlanmıştır. Klinikte değerlendirilen spesifik apareyler şunlardır:

  • Sabit Braket Sistemleri: Metal, porselen (safir) formları bulunan, diş minesi üzerine kompozitlerle tutturulan ve içinden geçen arktellerin rehberliğinde çalışan geleneksel düzenekler.
  • Şeffaf Hizalayıcılar (Aligners): Özel taramalarla üç boyutlu yazıcılarda üretilen, sırasıyla takıldıkça dişleri programlanan yöne milimetrik iten tak-çıkar yapıdaki estetik plaklar.
  • Çene Genişleticiler: İskeletsel darlığı olan çocuklarda, üst çenenin orta hattından (palatal sütur) ayrılarak çeneyi enine genişletmek için kullanılan damaklık apareyleri.
  • Ağız Dışı Aygıtlar: Çene büyümesini yönlendirmek veya baskılamak amacıyla kullanılan headgear, yüz maskesi ve çenelik gibi iskeletsel düzenleyiciler.

Çocuklarda Ortodontik Değerlendirme Ne Zaman Yapılmalıdır?

İlk değerlendirme yaşı; daimi dişlenmenin başladığı ve çene gelişiminin büyüme paterni gösterdiği 7 yaş civarıdır. Bu erken dönem muayenesi, kemiksel anomalilerin büyüme atılımı (puberte) tamamlanmadan önce tespit edilerek iskeletsel yönlendirmelerin yapılmasına olanak tanır.

Toplumdaki genel kanı, tüm süt dişlerinin dökülüp kalıcı dişlerin tamamlanmasının (yaklaşık 12 yaş) beklenmesi gerektiği yönündedir; ancak bu yanıltıcıdır. Eğer bir çocukta alt çene geriliği, üst çene darlığı veya çapraz kapanış gibi iskelet kaynaklı sorunlar varsa, bu durum kemik esnekliğinin yüksek olduğu 7-10 yaş aralığında damaklıklar veya ağız dışı apareyler ile fonksiyonel ortodonti kapsamında çok daha zahmetsizce çözülebilir.

Büyüme dönemi tamamlandıktan sonra (kemikler sertleştiğinde) bu tür iskeletsel sorunlara müdahale etmek genellikle sadece ortognatik cerrahi (çene ameliyatları) ile mümkün olabilmektedir. Koruyucu ve durdurucu ortodontik yaklaşımlarla (parmak emme, tırnak yeme gibi alışkanlıkların bıraktırılması vb.) diş yapısındaki deformasyonlar erken evrede kısıtlanarak, ileride daha karmaşık tedavilere duyulan ihtiyaç azaltılmış olur.

Yetişkinlerde Ortodontik Tedavi Uygulanabilir mi?

Evet, yetişkinlerde de başarıyla uygulanabilir. Dişleri çevreleyen kemik dokusu ve periodontal (diş eti) yapılar biyolojik olarak sağlıklı olduğu müddetçe, dişleri hareket ettiren hücresel yapım-yıkım mekanizmaları yaş sınırı olmaksızın çalışmaya devam eder.

Günümüzde diş teli tedavisi gören hastaların oldukça büyük bir bölümü yetişkinlerden oluşmaktadır. İleri yaşlarda doku metabolizması çocuklara göre nispeten daha yavaş çalıştığı için, diş hareketleri bir miktar daha uzun bir zamana yayılabilir; ancak sonuç açısından klinik olarak aynı hizalanma kalitesine ulaşılır.

Yetişkin hastaların profesyonel iş ve sosyal yaşantıları göz önüne alındığında, genellikle dışarıdan belirgin şekilde fark edilmeyen estetik seçenekler tercih edilmektedir. Diş minesiyle aynı renkteki porselen (safir) braketler, dişlerin iç (dil) yüzeylerine uygulanan lingual ortodonti veya tamamen şeffaf, çıkarılabilir hizalayıcı plaklar, yetişkinlerin estetik kaygılarını ortadan kaldıran modern donanımlardır.

Ortodonti Tedavisi Diğer Diş Tedavileriyle Birlikte Planlanabilir mi?

Bütünleşik tedaviler mümkündür; ortodonti, sıklıkla implantolojinin eksik diş boşluklarını ideal genişliğe kavuşturmasında, gülüş tasarımı öncesinde dişlerin kesilmeden (yontulmadan) estetik dizilime getirilmesinde veya cerrahi çene düzeltmelerinin (ortognatik) hazırlık evrelerinde kurgulanır.

Diş eksikliği olan hastalarda, boşluğun sağındaki ve solundaki dişler zamanla o boşluğa doğru devrilir. O alana bir implant yapılması planlandığında yeterli mesafe bulunamayabilir. Ortodontik mekaniklerle bu devrilmiş dişler aylar içinde dikleştirilerek, hekimin standart boyutlarda bir implant yerleştirebileceği orijinal mesafeler yeniden yaratılır.

Estetik diş hekimliğinde, lamine veya zirkonyum kaplama yaptırmak isteyen ancak çapraşık dişlere sahip bireylerde, eğer doğrudan kaplama yapılırsa dişi düzeltmek için sağlam mineden çok fazla doku yontmak gerekir. İşlem öncesi birkaç aylık kısa süreli ortodonti ile dişler uygun kavise çekilir ve sonrasında neredeyse hiç kesim yapılmadan (prepless lamine) porselen restorasyonlar estetik profile dahil edilir.

Ortodonti Tedavisinde Kontrol Muayeneleri Neden Önemlidir?

Kontrol muayenelerinin klinik önemi; dişlere uygulanan mekanik kuvvetlerin (ark tellerinin veya lastiklerin) belirli aralıklarla değiştirilerek veya sıkılarak hareketin yönlendirilmesi (aktivasyonu) ve braket kenarlarında çürük başlatabilecek hijyen eksikliklerinin zamanında tespit edilmesidir.

Ağza takılan teller dişleri belli bir seviyeye kadar hareket ettirdikten sonra, telin hafıza (esneme) gücü yavaşlar ve dişin hareketi durur. Genellikle 4 ile 6 hafta arasında planlanan bu aktivasyon randevularında, hekim tellerin kalınlığını artırarak veya dişler arasına farklı vektörlerde çekme uygulayan elastikler bağlayarak biyolojik hareketi devam ettirir. Bu randevuların ihmal edilmesi (örneğin aylarca gidilmemesi), sadece süreyi uzatmakla kalmaz, kontrolsüz kalan dişlerin yanlış yönlere sapmasına da yol açabilir.

Hekim, bu kontrollerde dişlerin köklerinde erime (rezorpsiyon) olup olmadığını ve hastanın diş fırçalama performansını değerlendirir. Plak birikimi yoğun olan hastalara tekrar hijyen eğitimi verilerek, braket altındaki mine dokusunda kalıcı beyaz leke (çürük başlangıcı) oluşmasının önüne geçilir.

Ortodontik Tedavi Planını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Bir ortodontik vakanın ne kadar süreceğini ve hangi mekaniklerle çözüleceğini (braket mi, plak mı, cerrahi destekli mi) belirleyen çeşitli biyolojik ve davranışsal faktörler vardır:

Etken Faktör Sürece Olan Klinik Yansıması
Bireyin İskeletsel Yaşı Büyüme çağında olan bireylerde kemik yönlendirmesi apereylerle yapılabilirken, erişkinlerde kemik sınırı aşıldığında çene cerrahisi gerekebilir.
Çapraşıklığın Şiddeti Dişlerin sığacağı yeterli kemik alanı yoksa, sürece bir veya birkaç premolar dişin (küçük azı) çekilmesi planlaması dahil edilebilir.
Diş Eti ve Kemik Sağlığı Kök erimesi eğilimi yüksek veya diş eti zayıf hastalarda kuvvet uygulanacak vektörler çok daha düşük şiddette ve yavaş tutulur.
Hastanın Tedavi Uyumu Özellikle şeffaf plak veya elastik kullanımında hastanın aygıtı günde önerilen saat (20-22 saat) kadar takmaması sonucu doğrudan geciktirir.

Ortodonti Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Braketler takılırken rahatsızlık yaşanır mı?

İşlem esnasında diş minesine yapıştırma yapıldığı için herhangi bir iğne veya cerrahi kesi uygulanmaz, işlem klinik konfor eşliğinde sürdürülür. Takıldıktan sonraki ilk birkaç gün dudak alışma sürecine bağlı olarak dişlerde hafif bir baskı ve sızlama yaşanabilir.

2. Tedavi süresi ortalama ne kadardır?

Hastanın çapraşıklık durumuna, iskeletsel yapısına ve planlanan mekaniğe göre değişmekle birlikte genellikle 1 yıl ile 2.5 yıl arasında süren kapsamlı bir hücresel yenilenme periyodudur.

3. Diş teli varken yemek yiyebilir miyim?

Braketlerin kırılmasını önlemek için sert (fındık, badem, sert elma) veya çok yapışkan (sakız, karamel) yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Lokmaları kopararak değil, dilimleyip arka dişlerle çiğnemek braket ömrünü korur.

4. Şeffaf plaklar her vakada braketlerin yerini tutar mı?

Gelişen teknoloji sayesinde şeffaf hizalayıcılar birçok karmaşık vakada braketlerin yapabildiği hareketleri gerçekleştirebilmektedir; ancak şiddetli iskeletsel bozukluklar veya spesifik kök hareketleri gerektiren durumlarda geleneksel yöntemler daha fonksiyonel olabilir.

5. Hizalama için sağlam dişlerimin çekilmesi gerekli midir?

Eğer çene kavisi mevcut dişleri sığdıracak büyüklükte değilse ve dudakların konumu dişlerin çok öne eğilmesini engelliyorsa, yer kazanmak amacıyla bazı küçük azı dişlerinin çekilmesi, ortodontik protokollerin standart bir uygulamasıdır.

6. Tel takılıyken spor yapmam kısıtlanır mı?

Profesyonel ve darbe alma riski yüksek (boks, karate vb.) temas sporları yapılıyorsa, dudakların tellere çarpıp yaralanmasını önlemek için özel koruyucu ağızlıklar (mouthguard) kullanılması tavsiye edilmektedir.

7. Retainer (pekiştirme) teli ne kadar süre ağızda kalmalıdır?

Kazanılan düzgün formun yıllar sonra dahi yaşamsal kas hareketleriyle bozulmasını engellemek için, dişlerin iç yüzeyindeki bu görünmez koruyucu tellerin mümkün olduğu kadar uzun yıllar ağızda tutulması hekimler tarafından önerilir.

8. Kullanılan teller konuşma şeklimi bozar mı?

Ön (dudak tarafı) yüzeye takılan braketler konuşmayı etkilemez. Ancak dişlerin iç yüzeyine (dil tarafına) uygulanan lingual sistemlerde veya büyük hacimli damaklıklarda dil alışana dek ilk birkaç hafta hafif pelteklik gözlenebilir.

9. Yemek sırasında braketim koparsa ne yapmalıyım?

Kopan braket telin üzerinde sallanıyorsa ve batma yapmıyorsa ilk kontrol gününüz beklenebilir; ancak yanağa batıyorsa üzerine koruyucu ortodontik mum yapıştırarak en yakın zamanda hekiminizden telafi randevusu almanız faydalı olur.

10. Gebelik döneminde bu tedavi sürdürülebilir mi?

Braketlerin uygulanması veya diş hareketleri gebelik için risk oluşturmaz; ancak hamilelikte artan hormonların diş eti iltihabına yatkınlığı artırması nedeniyle hastanın fırçalama ve plak hijyenine ekstra dikkat etmesi beklenir.

11. Şeffaf (estetik) braketler çay ve kahveyle sararır mı?

Porselen veya safir braketlerin kendisi (ana materyali) yapısal olarak renklenmez; ancak etrafından geçen şeffaf lastik modüller yoğun çay/kahve tüketimiyle sararabilir. Bu lastikler zaten her ay kontrol seansında yenisiyle değiştirilir.

12. Tel tedavisi kendi başına diş çürüğüne neden olur mu?

Teller veya yapıştırıcılar minede çürük yapmaz. Çürüğe sebep olan şey, braketlerin kenarında kalan ve detaylı fırçalanmayan gıda birikimlerinin zamanla asit üreterek mineyi zayıflatmasıdır. Hijyeni sağlanan ağızlarda çürük oluşumu gözlenmez.

13. Çıkmaya çalışan yirmilik dişler dizilimi bozar mı?

Yirmilik dişlerin sürme kuvveti, ön taraftaki dişleri iterek sıkıştırabilir ve tedavinin ardından kazanılan düzgün hizalamayı geriye döndürebilir (nüks). Bu riskin saptandığı durumlarda yirmilik dişlerin erken evrede çekilmesi istenir.

14. Teller çıkarıldığında dişler eski çarpık yerine döner mi?

Dişleri kemik içerisinde tutan elastik lifler gerilmiş yaylar gibidir ve dişleri eski konumuna çekme eğilimi gösterir. Bu dönüş riskini sınırlandırmak adına pekiştirme (retainer) cihazlarının kullanımı klinik bir gerekliliktir.

15. Kontrol periyotlarının arası ortalama kaç haftadır?

Tellerin uyguladığı kuvvetin süresine ve tedavinin aktif evresine bağlı olarak, rutin klinik kontroller genellikle 4 ile 6 haftalık aralıklarla programlanarak dişin biyolojik hareket seyri güvenli limitlerde idame ettirilir.

Ortodonti hakkında sıkça sorulan sorular ve cevapları

Diğer Tedavilerimiz