Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Çocuklarda çürük diş tedavi edilmezse, başlangıçta sadece mine yüzeyinde olan bakteriyel enfeksiyon hızla dişin iç sinirlerine, oradan da çene kemiğine yayılarak şiddetli apselere, uykuyu bölen gece ağrılarına ve genel bağışıklık sistemini tüketen fokal enfeksiyonlara dönüşür. Ayrıca, bu iltihaplı süreç alttaki kalıcı diş tohumlarını kalıcı olarak zedeler ve iskeletsel gelişimi bozar.
Süt dişlerindeki çürüklerin, dişlerin zaten geçici olduğu düşüncesiyle ihmal edilmesi, pediatrik tıpta karşılaşılan en yıkıcı klinik senaryoların başında gelir. Diş çürüğü, kendi kendini sınırlayan veya zamanla iyileşen bir durum değildir; sürekli olarak ilerleyen, dokuyu yıkan ve çevre dokulara yayılan mikrobiyal bir hastalıktır. Çocuğun ağzındaki bir çürük krateri, sadece estetik bir siyahlık değil, milyonlarca bakterinin ürediği ve vücudun kan dolaşımına toksin pompaladığı aktif bir enfeksiyon merkezidir. İzmir lokasyonundaki klinik gözlemlerimiz ve güncel sağlık verileri, tedavi edilmeyen tek bir süt dişi çürüğünün, aylar içerisinde çocuğun beslenmesini, psikolojisini, çene eklemini ve yüz simetrisini değiştirebilecek kadar büyük bir biyomekanik çöküşe neden olduğunu kanıtlamaktadır.
Çürük Tedavi Edilmediğinde Dişin İç Yapısında Neler Yaşanır?
Çürük tedavi edilmediğinde, bakterilerin ürettiği laktik asit önce sert mine tabakasını deler, ardından daha yumuşak olan dentin dokusunu hızla eriterek dişin tam merkezinde yer alan canlı sinir ve damar odacığına (pulpaya) ulaşır. Bu istila, sinir dokusunun iltihaplanmasına ve nihayetinde dişin canlılığını yitirerek ölmesine (nekroz) neden olur.
Süt dişlerinin anatomik yapısı, bu yıkım sürecini yetişkin dişlerine kıyasla çok daha fazla hızlandırır. Çünkü çocukların diş minesi incedir ve sinir odaları yüzeye çok yakındır. Dışarıdan sadece küçük bir kahverengi leke olarak görünen çürük, aslında dişin içine doğru huni şeklinde genişleyerek ilerler. Bakteriler dentin tabakasına ulaştığında, çocuk tatlı veya soğuk bir şeyler yediğinde anlık sızlamalar hisseder. Ancak bu aşamada hekime başvurulmazsa, bakteriler sinir odasını tamamen işgal eder. Sinirler, bakteriyel toksinlere karşı koymak için genişler (iltihaplanır) ve kapalı bir kutu olan dişin içinde muazzam bir basınç yaratır. Bu basınç, çocuğun zonklayıcı ağrılar çekmesine neden olur. Sinir dokusu tamamen öldüğünde ağrı aniden kesilebilir; ancak bu iyileşme değil, enfeksiyonun dişin dışına, kemiğe doğru ilerlemeye başladığının en tehlikeli sessizliğidir.
Tedavi Edilmeyen Süt Dişleri Çocuğun Uyku Kalitesini Nasıl Etkiler?
Tedavi edilmeyen süt dişleri, iltihaplı sinirlerin üzerine binen kan basıncının özellikle yatar pozisyonda (geceleri) artmasıyla zonklayıcı gece ağrıları yaratarak çocuğun uykusunu böler. Uyku kalitesinin düşmesi, derin uyku fazında salgılanan büyüme hormonunun (GH) azalmasına yol açarak çocuğun fiziksel gelişimini (boy ve kilo artışını) doğrudan ve olumsuz yönde etkiler.
Tıbbi olarak diş ağrılarının en karakteristik özelliklerinden biri, gece uykusunda aniden alevlenmeleridir. Gündüz ayaktayken baş bölgesindeki kan basıncı daha dengelidir; ancak çocuk gece yatağa uzandığında yer çekiminin de etkisiyle baş ve çene bölgesine doğru kan akışı artar. İltihaplı ve zaten şişmiş olan diş sinirlerine binen bu ekstra damar basıncı, çocuğun çığlık atarak uyanmasına neden olan dayanılmaz bir sızı yaratır. Çocukluk çağında fiziksel ve zihinsel restorasyonun yapıldığı en önemli süreç uykudur. Sürekli diş ağrısı çeken, uykusu bölünen, ağlayarak uyanan bir çocuk, bağışıklık sistemini yenileyemez ve ertesi gün kreş veya okul ortamında aşırı yorgun, huzursuz ve öğrenmeye kapalı (konsantrasyon eksikliği) bir ruh hali sergiler. Yani tedavi edilmeyen bir çürük, çocuğun sadece ağzını değil, 24 saatlik biyoritmini tamamen bozar.
| Etkilenen Sistem / Süreç | Fizyolojik Etki Mekanizması | Çocuk Üzerindeki Klinik Sonucu |
|---|---|---|
| Uyku ve Büyüme (Endokrin) | Gece ağrılarıyla bölünen uyku döngüsü, büyüme hormonu salgısını baskılar. | Gelişim geriliği (boy/kilo persentil düşüşü), gün boyu yorgunluk. |
| Sindirim Sistemi | Ağrı korkusuyla çiğnemenin atlanması, gıdaların bütün yutulması. | Hazımsızlık, gaz problemleri, mide yanması ve yetersiz beslenme. |
| Bağışıklık Sistemi | Kandaki akyuvarların sürekli diş kökündeki enfeksiyonla savaşması. | Vücut direncinin düşmesi, üst solunum yolu hastalıklarına yatkınlık. |
İltihaplı (Apseli) Bir Süt Dişi Çene Kemiğine Nasıl Zarar Verir?
İltihaplı bir süt dişi, içindeki ölü dokuların ve bakterilerin kök ucundan dışarı sızarak çene kemiğinin içinde bir irin (cerahat) kesesi oluşturmasıyla kemiğe zarar verir. Apse adı verilen bu asidik kese, etrafındaki kemik dokusunu eriterek yüz bölgesinde şişliklere ve diş etlerinde cerahat akan deliklere (fistüllere) yol açar.
Süt dişindeki çürük tamamen dişin dış yapısını parçaladığında, bakteriler için dişin kök kanalları çene kemiğine inen bir otoyola dönüşür. Vücudun savunma hücreleri (lökositler) çene kemiğinde bu bakterileri karşılar ve büyük bir biyolojik savaş başlar. Bu savaşın sonucunda ortaya çıkan iltihabi sıvı (irin), kemiğin içinde basınç oluşturur. Kemik sert bir doku olduğu için irin dışarı çıkacak bir yol arar ve çene kemiğini asit gibi eriterek kendine bir tünel kazar. Sonunda diş etinde, halk arasında “sivilce” veya “uçuk” zannedilen bir fistül (delik) açılır ve irin ağız içine akar. Eğer enfeksiyon kemiği değil de kas aralıklarını izlerse, çocuğun yanağında veya göz altına doğru yayılan, hastanede damar içi antibiyotik tedavisi gerektirebilecek kadar şiddetli ve tehlikeli yüz şişliklerine (selülit) sebep olur.
Kalıcı Dişler (Alttaki Diş Tohumları) Bu Çürüklerden Nasıl Etkilenir?
Kalıcı dişler, üstlerinde duran çürük süt dişinin kök ucunda oluşan asidik iltihap kesesinin, hemen altta gelişmekte olan kalıcı diş folikülüne sızmasıyla etkilenir. Bu asidik temas, kalıcı dişin mine üretimini bozarak dişin ağza sarı, kahverengi lekeli ve zayıf mineli (Turner dişi) bir şekilde çıkmasına neden olur.
İnsan çenesinde süt dişleri ve kalıcı dişler ayrı ayrı kompartımanlarda yer almaz; milimetrik bir komşuluk içindedirler. Süt dişinin kökleri, alttan gelecek olan kalıcı dişi bir kafes gibi sarar. Süt dişinin kökünde oluşan bir enfeksiyon (apse) doğrudan kalıcı dişin gelişim kesesine akar. Kalıcı dişin minesi tam o yaşlarda kalsiyum kristalleriyle örülerek sertleşmektedir. Ancak apse sıvısının asidik yapısı, mineyi üreten hücrelerin (ameloblastların) çalışmasını durdurur. Süt dişi düşüp yerine asıl diş geldiğinde, ebeveynler yeni çıkan dişin üzerinde şekil bozuklukları, doğumsal çukurlar veya opak lekeler görürler. Tedavi edilmeyen bir süt dişi çürüğü, çocuğun ömür boyu kullanacağı asıl yetişkin dişini kemiğin içindeyken sessizce ve geri dönülemez biçimde sakatlamış olur.
İleri Derece Çürükler Çocuğun Beslenmesini ve Sindirimini Nasıl Bozar?
İleri derece çürükler, çocuğun çiğneme esnasında şiddetli ağrı hissetmesi nedeniyle sert, lifli ve protein içerikli gıdaları (et, elma vb.) reddedip sadece yutulması kolay püremsi karbonhidratlara yönelmesine neden olarak beslenmesini bozar. Gıdaların ağızda öğütülmeden bütün yutulması, midenin iş yükünü artırarak hazımsızlık ve sindirim problemlerine yol açar.
Sindirim süreci midede değil, ağızda dişlerin fiziksel öğütmesi ve tükürükteki enzimlerin kimyasal parçalaması ile başlar. Eğer bir çocuğun arka azı dişlerinde geniş çürük kraterleri varsa, o bölgeye değen her lokma çocuğa acı verir. Çocuk bu acıdan kaçınmak için içgüdüsel bir savunma geliştirir: Besinleri çiğnemeden, birkaç kez ağzında çevirip doğrudan yutar. Lifli besinleri çiğneyemediği için sebze ve et tüketimini tamamen keser. Genellikle sadece makarna, çorba veya süt gibi yumuşak gıdalarla doymaya çalışır. Bu tek tip ve yetersiz beslenme, çocuğun demir, vitamin ve protein alımını kesintiye uğratır. Bütün olarak yutulan gıdalar ise midede tam olarak sindirilemez, midede gaz birikimine, reflüye ve bağırsak düzeninin bozulmasına yol açarak bir diş problemini geniş çaplı bir sindirim ve gelişim sorununa dönüştürür.
Çürük Yüzünden Erken Çekilen Dişler Çene Gelişimini Nasıl Daraltır?
Çürük yüzünden erken çekilen dişler, boşluğun önündeki ve arkasındaki dişlerin o alana doğru devrilmesiyle çene kavisinin milimetre milimetre kapanmasına neden olarak çene gelişimini daraltır. Bu durum, alttan gelecek kalıcı dişin sürmesi (çıkması) için gereken alanın yok olmasına ve dişin kemik içinde gömülü kalmasına yol açar.
Diş hekimliğinde süt dişlerine sadece çiğneme aracı olarak değil, aynı zamanda “doğal yer tutucular” olarak bakılır. Her süt dişi, altındaki kalıcı dişin doğru zamanda ve doğru açıyla çıkabilmesi için çenede ona ayrılmış alanı muhafaza eder. Şayet çürük o kadar ilerlemiş ki dişin tedavisi mümkün olmamış ve mecburen çekilmişse, o bölgede ciddi bir biyomekanik çöküş başlar. Kemik içindeki dişler sürekli olarak öne doğru kayma ve birbirlerine yaslanma eğilimindedir. 5 yaşında çekilen bir azı dişinin boşluğu, yandaki dişlerin eğilmesiyle birkaç yıl içinde tamamen kapanır. 11 yaşında çıkmaya çalışan asıl küçük azı dişi, üstünde yer bulamadığı için ya damağa doğru fırlak bir şekilde (çapraşık) çıkar ya da tamamen kemik içinde hapsolur (gömülü kalır). Basit bir çürüğün tedaviden kaçınılarak çekime gitmesi, ergenlikte çok maliyetli ve uzun süren ortodontik tel tedavilerini zorunlu kılar.
Yüz Asimetrisi ve Çene Eklem Sorunları Çürüklerle Nasıl Başlar?
Yüz asimetrisi ve çene eklem sorunları, çocuğun çürük olan tarafta ağrı hissetmemek için yiyecekleri sürekli ağzının diğer (sağlam) tarafında çiğnemeye başlamasıyla başlar. Bu tek taraflı kullanım (tek taraflı mastikasyon), çene kaslarının orantısız gelişmesine, çalışan tarafın şişmesine ve çene eklemine (TMJ) dengesiz yük binmesine neden olur.
Çene ve yüz iskeletinin sağlıklı ve simetrik büyüyebilmesi için, sağ ve sol çiğneme kaslarının (masseter kaslarının) eşit şekilde çalışarak kemiğe dengeli bir mekanik baskı uygulaması şarttır. Ancak sağ tarafında derin bir çürük olan çocuk, yemek yerken sürekli sol tarafını kullanır. Çalışan sol kaslar giderek kalınlaşır, hacimlenir ve o bölgedeki çene kemiği dışa doğru gelişir; kullanılmayan sağ taraf ise zayıf (atrofik) kalır. Birkaç yıl süren bu tek taraflı fonksiyon, çocuğun yüzüne karşıdan bakıldığında çenenin bir tarafa doğru kaymış (asimetrik) görünmesine sebep olur. Ayrıca, alt çeneyi kafatasına bağlayan temporomandibular ekleme (çene eklemi) binen dengesiz yük, eklem diskinde aşınmalara neden olarak ilerleyen yaşlarda çene açıp kapatırken tıkırtı sesleri gelmesine ve kronik baş/boyun ağrılarına zemin hazırlar.
| Etkilenen Anatomik Yapı | Tek Taraflı Kullanımın Etkisi | Klinik Tablo ve Sonuç |
|---|---|---|
| Çiğneme Kasları (Masseter) | Çalışan taraf kalınlaşır (hipertrofi), diğer taraf zayıflar. | Yüz simetrisinin bozulması, gözle görülür kas asimetrisi. |
| Temporomandibular Eklem (TMJ) | Eklem başına tek yönlü, dengesiz basınç biner. | Eklem diski kayması, ağız açmada kısıtlılık ve tıkırtı sesleri. |
| Diş Yüzeyleri ve Tartar | Kullanılmayan tarafta tükürük yıkaması durur. | Kullanılmayan çürük tarafta yoğun diş taşı (tartar) ve plak birikimi. |
Diş Eksiklikleri Çocuğun Konuşma (Artikülasyon) Gelişimini Nasıl Engeller?
Diş eksiklikleri, özellikle üst ön kesici dişlerin biberon çürüğü nedeniyle kaybedilmesi durumunda, dilin fonetik sesleri (s, f, v, t, z) çıkarırken dayanacağı mekanik bir bariyer bulamaması nedeniyle konuşma (artikülasyon) gelişimini engeller. Dil oluşan boşluktan dışarı taşarak seste kalıcı bir pelteklik oluşmasına neden olur.
İnsan anatomisinde konuşma eylemi, ses tellerinden gelen havanın dudak, damak ve dişler arasında doğru bir şekilde yönlendirilmesiyle oluşur. Okul öncesi dönem (3-5 yaş), çocukların dil becerilerini, kelimeleri ve telaffuzları en hızlı öğrendiği kritik bir evredir. Eğer bir çocuk, çürük nedeniyle ön dişlerini tamamen kaybetmişse veya dişler sadece küçük kahverengi kökler halinde kalmışsa, konuşurken dilini yaslayacağı fiziksel bir duvar bulamaz. Havanın dişlerin arasından süzülerek çıkması gereken harflerde hava kontrolsüzce dışarı kaçar. Başlangıçta yaşa bağlı sevimli bir konuşma kusuru gibi görünen bu durum, dişler uzun yıllar yerine gelmediği için çocuğun konuşma paternine yerleşir. Kalıcı dişler çıksa bile dilin yanlış konumlanma alışkanlığı devam edebilir ve konuşma terapisine ihtiyaç duyulacak kronik bir fonetik bozukluğa (artikülasyon problemine) dönüşebilir.
Estetik Kayıpların Çocuk Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Nelerdir?
Estetik kayıpların çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri; ön dişlerdeki siyahlıklar ve harabiyet nedeniyle çocuğun toplum içinde gülmekten çekinmesi, konuşurken ağzını eliyle kapatması ve arkadaşları tarafından alay edilme (akran zorbalığı) korkusuyla sosyal ortamlardan izole olarak özgüven eksikliği yaşaması şeklinde kendini gösterir.
Yetişkinler genellikle çocukların fiziksel görünümlerini umursamadıklarını, aynaya bakmadıklarını düşünürler. Ancak gelişim psikolojisi, özellikle kreş ve ilkokul döneminde (sosyalleşmenin başladığı evrede) çocukların kendi beden imajlarına son derece duyarlı olduklarını gösterir. Ağzında yaygın kahverengi çürükleri olan, dişleri kırılmış bir çocuk, arkadaş grupları içinde farklılığı nedeniyle dikkat çeker ve maalesef çocuklar bu farklılıklara karşı acımasız olabilirler. Dişlerinin kötü göründüğünün farkında olan bir çocuk, fotoğraf çekilirken gülümsemeyi reddeder, konuşurken üst dudağını aşağı doğru çekerek dişlerini gizlemeye çalışır. Bu sürekli saklanma çabası, çocuğun karakter gelişiminde içe kapanıklık (sosyal fobi) ve yetersizlik hissi yaratır. Oysa ki dişlerin biyouyumlu beyaz kaplamalarla (zirkonyum vb.) tedavi edilmesi, bir seansta çocuğun yüzüne o kaybolan güveni ve neşeyi geri getirir.
Tedavi Edilmeyen Çürükler Vücudun Bağışıklık Sistemini Nasıl Zayıflatır?
Tedavi edilmeyen çürükler, ağız florasında sürekli olarak bakteri ve asit üreten aktif bir enfeksiyon odağı barındırarak bağışıklık sistemini zayıflatır. Vücudun akyuvarları (savunma hücreleri) bu lokal enfeksiyonla savaşmak için 7/24 enerji harcar ve bu durum genel vücut direncini düşürerek çocuğu diğer hastalıklara karşı savunmasız bırakır.
Sağlık bilimlerinde ağız, vücudun genel sisteminden kopuk, izole bir bölge değildir; aksine kan dolaşımı ve sindirim sistemiyle doğrudan bağlantılı ana kapıdır. Ağzında beş veya altı adet derin çürüğü olan bir çocuğun vücudu, bu çürüklerden kan dolaşımına sızmaya çalışan bakterilerle (Streptococcus mutans) sürekli bir savaş halindedir. İltihaplı bir diş kökü, vücutta açık bir yara gibi davranır. Bağışıklık sistemi alarm durumuna geçer ve tüm enerjisini bu bölgeyi sınırlandırmak için harcar. Bu kronik (uzun süreli) stres durumu, bağışıklık sisteminin kapasitesini tüketir. Sonuç olarak, bu çocuklar kreş ortamında karşılaştıkları basit viral enfeksiyonlara (grip, bademcik iltihabı) karşı çok daha dirençsiz kalırlar ve diğer çocuklara göre çok daha sık hastalanırlar. Çürüklerin tedavi edilerek ortamın sterilize edilmesi, çocuğun genel sağlığı üzerindeki bu kronik yükü anında kaldırır.
İzmir Avrupadent Kliniklerinde İleri Derece Çürükler Nasıl Teşhis Edilir?
İzmir Avrupadent kliniklerinde ileri derece çürükler, klinik görsel muayenenin yanı sıra düşük radyasyonlu dijital panoramik ve arayüz (bite-wing) röntgenleriyle teşhis edilir. Bu radyolojik analiz, çürüğün sadece diş minesi üzerindeki boyutunu değil, kök kanallarına ve çene kemiğinin içine (kalıcı dişe) doğru ne kadar yayıldığını objektif bir şekilde haritalandırır.
İleri derece bir çürüğü sadece gözle değerlendirmek, buzdağının yalnızca görünen kısmını tedavi etmeye çalışmaktır. Hekim, dişin dışarıdan kırılmış veya siyahlaşmış olduğunu görebilir; ancak asıl hayati soru, o enfeksiyonun kemik içinde ne kadar derinleştiği ve alttaki kalıcı diş folikülüne ulaşıp ulaşmadığıdır. İzmir lokasyonunda uygulanan modern pedodontik tanı süreçlerinde, çocuğa hiçbir acı vermeyen radyografik görüntülemeler standart bir prosedürdür. Ekrana yansıyan dijital görüntüde, kemiğin içindeki karanlık apseli boşluklar, eriyen kök yapıları ve kalıcı dişin gelişim evresi milimetrik olarak ölçülür. Bu şeffaf teşhis yöntemi, “Bu diş dolgu ile kurtarılabilir mi, yoksa kanal tedavisi mi yapılmalı veya acilen çekilmeli mi?” sorusuna verilecek tıbbi kararın en bilimsel ve tartışmasız dayanağıdır.
Enfeksiyonun Kana Karışması (Fokal Enfeksiyon) Hangi Sistemik Riskleri Taşır?
Enfeksiyonun kana karışması (fokal enfeksiyon), diş kökündeki bakterilerin çiğneme basıncıyla kan dolaşımına sızarak kalp kapakçıkları, böbrekler ve eklemler gibi uzak organlara yerleşmesiyle, özellikle sistemik rahatsızlığı olan çocuklarda hayati riskler (endokardit, nefrit vb.) taşıyan ve tüm vücudu tehdit eden tıbbi bir komplikasyondur.
Çok derin bir çürükte kök ucunda biriken iltihap, kapalı bir basınç altındadır. Çocuk her yemek yediğinde, dişe uygulanan çiğneme kuvveti bir pompa gibi çalışarak o bölgedeki bakterileri ve ürettikleri toksinleri mikro damarlar aracılığıyla genel kan dolaşımına iter (bakteriyemi). Tıp dilinde “Fokal Enfeksiyon” olarak adlandırılan bu durum, diş kökündeki mikrobun kan yoluyla seyahat edip vücudun zayıf bir organına tutunması anlamına gelir. Sağlıklı çocukların bağışıklık sistemi bu dolaşan bakterileri genellikle kanda yok edebilir. Ancak kalbinde üfürüm, doğumsal kalp kapakçığı rahatsızlığı veya böbrek sorunları olan çocuklarda, bu bakteriler direkt olarak o organlara yerleşerek ölümcül iltihaplara (örneğin İnfektif Endokardit) neden olabilir. Bu nedenle tıp kurulları, odak enfeksiyon riski taşıyan çocuklarda çürüklerin acilen ve kesin olarak elimine edilmesini şart koşar.
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Kapsamında Çürükler Büyümeden Nasıl Durdurulur?
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) kapsamında çürükler, başlangıç aşamasındayken (beyaz leke evresinde) florür vernikleri ile kimyasal olarak dondurularak; mineyi deldiği evrede ise çürük doku özenle temizlenip biyouyumlu materyallerle (dolgu veya kaplamalarla) fiziksel olarak onarılarak, enfeksiyonun dişin sinirlerine inmesi ve kemiğe yayılması engellenerek durdurulur.
Pedodonti disiplininin asıl felsefesi dişleri çekmek değil, ağızda sağlıklı bir şekilde tutmaktır. Hastalık ilerlemeden yakalandığında, tedaviler son derece koruyucu (minimal invaziv) bir çerçevede yürütülür. Eğer çürük sadece bir çukur oluşturmuş ancak sinire ulaşmamışsa, hekim özel aletlerle sadece o hastalıklı siyah dokuyu uzaklaştırır ve oluşan boşluğa dişe uyumlu (flor salgılayarak dişi besleyen) estetik dolgular yerleştirir. Şayet çürük çok genişlemiş ancak dişi çekmeye gerek kalmamışsa, dişin üzerine onu bir zırh gibi saran pediatrik kuron kaplamalar uygulanır. Bu medikal restorasyonlar, dişin çiğneme fonksiyonunu yeniden kazanmasını sağlarken, alttaki kalıcı diş çıkana kadar çene kemiğindeki mekanik yer tutucu görevini sürdürmesini de garanti altına alır. Tüm bu işlemler, çocuğun yaş seviyesine uygun, oyunlaştırılmış ve konforlu bir klinik yaklaşımla gerçekleştirilir.
Derin Çürüklere Rağmen Hekime Gitmeyi Ertelemek Neden Tıbbi Bir Hatadır?
Derin çürüklere rağmen “çocuk korkuyor” veya “ağrısı geçti” düşüncesiyle hekime gitmeyi ertelemek, enfeksiyonun dişin dışına çıkarak çene kemiğini ve çevre dokuları kalıcı olarak harabiyete uğratmasına izin vermek anlamına geldiği için çok büyük bir tıbbi hatadır. Ertelenen basit bir dolgu tedavisi, çok daha kompleks cerrahi işlemlere dönüşür.
Çocukluk çağında ebeveynlerin en sık yaptığı hata, çocuğun ağrısı kesildiğinde iyileştiğini düşünerek Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) randevusunu iptal etmektir. Bir dişin çok şiddetli ağrıdıktan sonra aniden ağrısının kesilmesi, çürüğün durduğu anlamına gelmez; aksine dişin içindeki sinirin (ağrıyı ileten dokunun) tamamen öldüğünün (nekroz olduğunun) kanıtıdır. Hissiyatını kaybeden diş artık tamamen bakterilerin üreme merkezine dönmüştür ve enfeksiyon hiçbir ağrı belirtisi vermeden sinsice çene kemiğine yayılır. Ebeveyn bu durumu ancak çocuğun yanağı davul gibi şiştiğinde fark edebilir. Birkaç ay önce sadece 15 dakikalık basit bir dolgu işlemiyle kurtarılabilecek olan diş, ertelendiği için artık kurtarılamaz duruma gelir ve dişin çekilip yerine aparatlar (yer tutucular) yapılmasını gerektiren, çocuk için çok daha yorucu bir tedavi sarmalını başlatmış olur.








