İzmir'de 19 diş kliniği şubemizle hizmetinizdeyiz.

Sizi arayalım.

Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı?

İçindekiler

İzmir’de Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı?

İzmir’de çocuklarda süt dişlerine kanal tedavisi, derinleşen çürüklerin dişin merkezindeki sinir ve damar odasına (pulpaya) ulaşarak iltihap yaratması durumunda, o dişi erken çekimden kurtarmak ve fizyolojik dökülme yaşına kadar ağızda tutabilmek amacıyla medikal standartlar çerçevesinde sıklıkla yapılır. Süt dişlerinin de tıpkı yetişkin dişleri gibi kökleri ve sinirleri bulunduğu için bu tedavi tıbbi bir gerekliliktir.

Toplumda ebeveynler arasında süt dişlerinin anatomisine dair çok yaygın ve köklü bir yanılgı mevcuttur. Çoğu insan, dökülen süt dişlerini ellerine aldıklarında köklerinin olmadığını gördükleri için, süt dişlerinin doğuştan köksüz ve sinirsiz, sadece damağa tutunmuş basit yapılar olduğunu düşünür. Oysa ki süt dişleri, çene kemiğinin çok derinlerine inen sağlam köklere ve içlerinde canlı sinir hücrelerine sahiptir. Düşen dişte kök görünmemesinin sebebi, alttan gelen kalıcı dişin çıkarken o kökü yavaş yavaş eritmiş olmasıdır. Bir süt dişi çürüdüğünde, bakteriler dıştaki mine tabakasını geçip içerideki bu canlı sinir ağına ulaştığında diş enfekte olur. Eğer bu aşamada müdahale edilmezse enfeksiyon kemiğe yayılır. İşte bu noktada, dişi çekmek yerine içindeki hastalıklı sinirleri temizleyerek dişi ağızda fonksiyonel tutma işlemine “süt dişi kanal tedavisi” adı verilir. Çocuğun çiğneme düzenini, konuşmasını ve çene gelişimini koruyan bu tedavi, modern tıp yaklaşımlarının en değerli koruyucu adımlarından biridir.

Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Süt dişlerine kanal tedavisi; çocuğun özellikle gece uykusundan uyanmasına neden olan zonklayıcı diş ağrıları çekmesi, çürüğün gözle görülür şekilde çok derinleşip dişin sinir odasına ulaşması, diş etinde sivilce benzeri iltihap keselerinin (fistül) oluşması veya travma (düşme, çarpma) sonucu dişin canlılığını yitirmesi (nekroz olması) durumlarında uygulanır.

Süt dişlerindeki çürükler başlangıç evresinde sadece ufak bir matlaşma veya sızlama yaparken, bu evre kaçırıldığında bakteriler dişin iç kısmındaki “pulpa” adı verilen canlı dokuya girer. Pulpa dokusu iltihaplandığında genişlemek ister, ancak kapalı bir kemik kutusu içinde olduğu için genişleyemez ve muazzam bir basınç yaratır. Bu basınç, çocuğun özellikle gece yatarken (kanın baş bölgesine hücum etmesiyle) çığlık atarak uyanmasına sebep olur. Bazı durumlarda sinirler tamamen ölür ve ağrı kesilir, ancak enfeksiyon dişin kök ucundan sızarak diş etinde şişlik (apse) yapar. Her iki klinik tabloda da dişi standart bir dolgu ile kapatmak tıbben imkansızdır; çünkü dolgunun altında kalan iltihaplı sinirler enfeksiyon üretmeye devam eder. Bu tablolarda, hastalıklı dokunun kanalların içinden tamamen temizlenmesi gerekir.

İltihaplı (Apseli) Bir Süt Dişi Çekilmek Yerine Neden Kurtarılmalıdır?

İltihaplı bir süt dişi çekilmek yerine kurtarılmalıdır çünkü süt dişleri, altlarında gelişmekte olan kalıcı dişlerin doğru zamanda ve doğru açıyla çıkabilmesi için çene kemiğinde doğal bir yer tutucu görevi görür. Erken çekim, komşu dişlerin o boşluğa kaymasına neden olarak kalıcı dişlerin gömülü kalmasına veya çapraşık çıkmasına yol açar.

Ebeveynlerin en çok sorguladığı konu, “zaten yerine yenisi gelecek, neden çekmiyoruz da kanal tedavisi gibi uzun bir işlem yapıyoruz?” sorusudur. İnsan çenesindeki diş dizilimi kusursuz bir dengeye sahiptir. Örneğin, 5 yaşındaki bir çocuğun arka süt azı dişinde apse varsa ve diş hekimi bu dişi çekerse, o bölgede 11 yaşına kadar (yani alttaki diş çıkana kadar) devasa bir boşluk kalır. Arkadaki dişler sürekli öne doğru devrilme eğilimindedir. Boşluk aylar içinde tamamen kapanır. 11 yaşına gelindiğinde, çene kemiğinden dışarı çıkmaya çalışan asıl kalıcı küçük azı dişi, üstünde kendine ayrılmış bir alan bulamaz. Sonuç olarak diş kemiğin içinde kilitli (gömülü) kalır ya da damağa doğru yamuk çıkar. Ayrıca çekilen diş nedeniyle çocuk o tarafıyla yemek yiyemez ve yüz asimetrisi oluşur. Kanal tedavisi, bu biyomekanik çöküşü durduran, kemik alanını milimetresi milimetresine koruyan en akılcı ve gerekli tıbbi yatırımdır.

Kısmi Kanal Tedavisi (Amputasyon / Pulpotomi) Nedir ve Ne Zaman Yapılır?

Kısmi kanal tedavisi (amputasyon veya pulpotomi); çürük bakterilerinin dişin sadece üst (kuron) kısmındaki sinir odasına ulaştığı, ancak enfeksiyonun henüz kök kanallarına ve çene kemiğine inmediği durumlarda yapılır. Bu işlemde sadece üst kısımdaki hastalıklı sinir dokusu temizlenir, kök içindeki sağlıklı sinirler korunarak üzeri özel biyouyumlu ilaçlarla örtülür.

Çocuk diş hekimliğinde amaç, dokuyu mümkün olduğunca canlı tutarak dişin gelişimini kendi doğallığında sürdürmesini sağlamaktır. Çürük çok derinse ama dişin kökünde röntgenle tespit edilen bir iltihap (apse) yoksa, hekim dişe tam bir kanal tedavisi yapmak yerine amputasyon yöntemini seçer. Lokal anestezi altında çürük temizlenirken dişin “kalbi” olan sinir odası açılır. Sadece bu üst odadaki kanamalı ve iltihaplı sinir kısmı steril aletlerle alınır. Dişin çene kemiğine inen bacaklarının (köklerinin) içindeki sinirler ise sağlıklı ve pembedir; onlara dokunulmaz. Üstleri doku dostu (MTA, formokrezol veya kalsiyum silikat bazlı) medikal ajanlarla kapatılarak sızdırmazlık sağlanır ve işlem aynı seansta dolgu veya kaplama yapılarak bitirilir. Bu yöntem, dişin kök gelişimine devam etmesine ve zamanı geldiğinde normal bir şekilde sallanıp düşmesine olanak tanır.

Süt Dişi Çürüklerinde Tedavi Yaklaşımlarının Karşılaştırması
Klinik Durum (Çürük Derinliği)Uygulanan Tıbbi Prosedürİşlemin Kapsamı
Sinire Ulaşmamış Derin ÇürükStandart DolguSadece mine ve dentindeki çürük temizlenir, boşluk doldurulur.
Sadece Üst Sinir Odası EnfekteAmputasyon (Kısmi Kanal)Üst sinirler alınır, kök içindeki sinirler canlı bırakılır.
Tüm Kök Kanalları ve Kemik EnfektePulpektomi (Tam Kanal Tedavisi)Kök ucuna kadar tüm sinirler boşaltılır, özel patla doldurulur.

Süt Dişi Kanal Tedavisi (Pulpektomi) Yetişkinlerden Nasıl Farklılaşır?

Süt dişi kanal tedavisi (pulpektomi), dişin kök içlerinin temizlendikten sonra yetişkinlerdeki gibi erimeyen sert kauçuk materyallerle (guta-perka) doldurulması yerine, alttan gelecek kalıcı dişin basıncıyla diş köküyle birlikte doğal yollarla eriyebilen (rezorbe olan) kalsiyum hidroksit veya iodoform bazlı özel yumuşak tıbbi patlarla doldurulması yönüyle farklılaşır.

Yetişkin bir hastaya kanal tedavisi yapılırken, temel hedef o dişi insan ömrünün sonuna kadar çene kemiğinin içine mühürlemektir. Bu nedenle kanalların içine zamanla bozulmayan, sıvı geçirmeyen ve vücutta asla erimeyen katı materyaller sıkıca tepilir. Ancak bir çocuğa bu malzemeyle kanal tedavisi yapmak tıbbi bir felaketle sonuçlanır. Süt dişinin zamanı geldiğinde düşebilmesi için, alttan süren kalıcı dişin o süt dişinin kökünü hücre hücre eritmesi (rezorpsiyon) gerekir. Eğer süt dişinin kanalında erimeyen bir plastik (yetişkin dolgusu) olursa, kalıcı diş o engeli aşamaz ve çenede takılı kalır. Bu nedenle pediatrik diş hekimliğinde, kök kanalları özel solüsyonlarla yıkandıktan sonra içleri şırınga yardımıyla kremsi bir pat ile doldurulur. Bu pat, alttaki kalıcı diş yukarı doğru hareket ettiğinde süt dişinin köküyle tamamen eşzamanlı olarak erir ve ortadan kaybolur. Böylece dişin düşme mekanizması hiçbir zarar görmez.

İzmir Avrupadent Kliniklerinde Kanal Tedavisi Kararı Nasıl Alınır?

İzmir Avrupadent kliniklerinde kanal tedavisi kararı, hekimin görsel muayenesine ek olarak mutlaka dijital radyolojik (röntgen) analizlerle desteklenerek alınır. Röntgen üzerinde enfeksiyonun derinliği, köklerin erime durumu ve en önemlisi hemen altta bulunan kalıcı diş tohumunun folikül sınırları milimetrik olarak incelenip Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) protokollerine göre kişiye özel planlanır.

Dışarıdan bakıldığında kocaman ve kapkara bir çürüğü olan diş, her zaman kanal tedavisi veya çekim gerektirmeyebilir. Tam tersi, dışarıdan sadece küçük bir delik gibi görünen bir dişin kökünde devasa bir apse olabilir. İzmir lokasyonunda yapılandırılmış tanı süreçlerimizde, klinik tahmine değil radyolojik veriye güvenilir. İşlem öncesinde çekilen düşük dozlu periapikal veya panoramik röntgenler, hekime kemiğin içini gösteren bir harita sunar. Hekim o röntgene bakarak şu hayati soruları yanıtlar: “Köklerin yarısından fazlası enfeksiyondan erimiş mi? Enfeksiyon alttaki kalıcı dişin koruyucu zarına (folikülüne) ulaşmış mı? Süt dişinin fizyolojik düşme zamanına ne kadar kalmış?” Eğer diş sallanmıyorsa, kök boyu hala sağlamsa ve kalıcı dişin çıkmasına en az 1-2 yıl varsa, dişi çekmek yerine amputasyon veya pulpektomi ile ağızda tutmak en koruyucu karardır. Aksi durumda, dişin çevre dokulara verdiği zarar faydasını geçtiği an tedavi yönü değişir.

Kanal Tedavisi Gören Süt Dişleri Kalıcı Dişin Çıkmasını Engeller mi?

Kanal tedavisi gören süt dişleri kalıcı dişin çıkmasını kesinlikle engellemez; aksine doğru materyaller (eriyebilir patlar) kullanıldığı ve enfeksiyon kemikten uzaklaştırıldığı için, alttaki kalıcı dişin hem çıkış yolunu mekanik olarak korur hem de mine yapısının asidik ortamda zarar görmesini (lekelenmesini) önleyerek kalıcı dişin güvenle sürmesini destekler.

Ebeveynlerin en büyük korkularından biri olan “işlem görmüş dişin ağızda kilitli kalacağı” yanılgısı biyolojik olarak temelsizdir. Başarılı bir şekilde kanal tedavisi yapılmış bir süt dişi, ağızda cansız olarak bulunsa da kemik içindeki fizyolojik dinamiklere uyum göstermeye devam eder. Kökün çevresindeki bağlar (periodontal ligamentler) dişi kemiğe esnek bir şekilde tutturur. Çocuğun büyüme takvimi ilerledikçe ve genetik saati geldiğinde, altta kuluçkada bekleyen kalıcı diş yukarı doğru harekete geçer. Kalıcı dişin oluşturduğu mekanik baskı, kemikte “osteoklast” hücrelerini uyararak süt dişinin kökünü ve içindeki medikal kanal dolgusunu yavaş yavaş eritir. Kökü tamamen kaybolan süt dişi sallanmaya başlar ve çocuk yemek yerken hiçbir sorun yaşatmadan, tıpkı hiç tedavi görmemiş sağlıklı bir diş gibi ağızdan düşer.

İleri Derece Enfeksiyonlarda Kanal Tedavisi mi Çekim mi Tercih Edilmelidir?

İleri derece enfeksiyonlarda kanal tedavisi yerine çekim tercih edilmesi gereken durumlar; enfeksiyonun dişin köklerini kemik içinde tamamen erittiği, apsenin alttaki kalıcı dişin tohumuna fiziksel olarak temas edip zarar vermeye başladığı veya dişin mekanik olarak sallanıp destek dokularını (kemik tutunumunu) tamamen yitirdiği tıbbi kriz anlarıdır.

Diş hekimliğinin temel felsefesi organı korumaktır; ancak bu kuralın istisnaları enfeksiyon yayılımının yarattığı tehlikeye göre değişir. Bir süt dişinde oluşan apse, çene kemiğinin içinde uzun süre tedavi edilmeden beklerse, kemiği asit gibi eritmeye başlar. Hekim röntgene baktığında dişin köklerinin normalden çok kısa olduğunu veya etrafındaki kemiğin siyah bir boşluğa dönüştüğünü (rezorpsiyon) tespit ederse, o dişe kanal tedavisi yapılamaz; çünkü içini dolduracak bir kök duvarı kalmamıştır. Daha da kritiki, bu iltihap kesesi hemen bir milimetre altta duran kalıcı dişe ulaşmışsa, orada geçirilecek her saniye kalıcı dişin minesi üzerinde sarı/kahverengi lekelere ve şekil bozukluklarına (Turner dişi) neden olur. Bu klinik tabloda hekim, genel sağlığı ve asıl yetişkin dişini korumak için enfeksiyonlu dişi atravmatik (zarar vermeden) bir şekilde çeker ve ardından o boşluğu korumak için “yer tutucu” aparatlar planlar.

Kanal Tedavisi (Kurtarma) ve Çekim Kararını Etkileyen Klinik Kriterler
Değerlendirme KriteriKanal Tedavisi Yapılabilir (Kurtarılır)Mecburi Çekim Gerektirir (Kurtarılamaz)
Kök ve Kemik DurumuKök uzunluğu büyük oranda sağlam, kemik yıkımı minimal.Köklerin yarısından fazlası erimiş, diş fiziken sallanıyor.
Kalıcı Dişe Olan MesafeEnfeksiyon lokalize, kalıcı diş tohumu güvende.Apse kesesi doğrudan kalıcı dişin zarına (foliküle) dayanmış.
Fizyolojik Düşme YaşıDişin düşmesine (değişmesine) daha en az 1.5 – 2 yıl var.Dişin normal düşme yaşına aylar kalmış, alttaki diş belirmiş.

Kanal Tedavisi İşlemi Sonrası Dişin Üzerine Neden Kuron (Kaplama) Yapılır?

Kanal tedavisi işlemi sonrası dişin üzerine kuron (kaplama) yapılması, sinirleri alınan dişin sıvı (kan) desteğini kaybettiği için zamanla kırılgan ve cansız bir yapıya bürünmesi, ayrıca çürüğün yarattığı büyük doku kaybının standart bir dolgunun tutunmasına imkan vermemesi nedeniyle dişi kırılmalardan korumak için uygulanan fiziksel bir bariyer tedavisidir.

Bir süt dişine kanal tedavisi (pulpektomi veya amputasyon) yapıldığında, dişin taç (çiğneme) kısmındaki çürüklerin de tamamen temizlenmesi gerekir. Bu işlem bittiğinde, dişin etrafında genellikle yaprak kadar ince, çok zayıf duvarlar kalır. İçindeki sinir ve kan damarları temizlendiği için diş kuruyan bir ağaç dalı gibi esnekliğini yitirir ve gevrek (kırılgan) hale gelir. Eğer hekim bu zayıf dişin içine sadece standart bir beyaz dolgu (kompozit/cam iyonomer) koyup işlemi bitirirse, çocuk bir fındık veya et ısırdığında çiğneme basıncı dolguyu dişe yaslar ve o incecik duvarlar kökünden kırılarak ayrılır. Kırılan dişin mecburen çekilmesi gerekir ve onca kanal tedavisi emeği boşa gider. Bu riski sıfırlamak için, işlemi biten dişin üzerine dişi 360 derece saran “pediatrik paslanmaz çelik” veya diş rengindeki “zirkonyum çocuk kuronları” (şapkalar) yapıştırılır. Bu kuronlar dişin ömrünü düşme yaşına kadar garantiler.

Kanal Tedavisi Sürecinde Çocuğun Psikolojik Uyumu (Kooperasyonu) Nasıl Sağlanır?

Kanal tedavisi sürecinde çocuğun psikolojik uyumu, Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanlarının medikal aletleri hikayeleştirerek anlattığı iletişim teknikleriyle, ortamın kaygıdan uzak tutulmasıyla sağlanır. Korku düzeyi çok yüksek veya yaşça çok küçük çocuklarda ise tedavinin travmaya dönüşmemesi için sedasyon veya genel anestezi (uyutma) yöntemleri tıbbi bir gereklilik olarak sunulur.

Kanal tedavisi, standart bir dolguya göre daha ince aletlerin kullanıldığı ve nispeten daha uzun süren bir işlemdir. Çocukların koltukta hareketsiz kalma (odaklanma) süresi yaşlarına göre oldukça kısıtlıdır. İzmir Avrupadent süreçlerinde, hekim çocuğu koltuğa oturttuğunda asla “iğne, çekim, sinir alma” gibi korkutucu terimler kullanmaz. İletişim, çocuğun dünyasına uygun bir pedagojik dille (Anlat-Göster-Uygula tekniğiyle) yürütülür. Diş uyuşturulurken “dişe uyku ilacı damlatıldığı”, kanalların içi temizlenirken “dişin içindeki küçük böceklerin minik fırçalarla yıkanıp kovulduğu” söylenir. Ancak çocuk tedaviye tamamen kapalıysa, ağlıyor ve çenesini kilitliyorsa, o çocuğu kollarından tutarak zorla tedavi etmek hem dişin yanlış delinmesine (fiziksel riske) hem de çocuğun ömür boyu hekimden kaçmasına (dental fobiye) yol açar. Bu durumlarda anestezi uzmanı eşliğinde çocuk güvenli bir şekilde uyutularak (genel anestezi) tüm tedavisi uykusunda hiçbir acı hissetmeden bitirilir.

Kanal Tedavisi Gören Diş Bir Daha Ağrır mı veya Çürür mü?

Kanal tedavisi gören dişin içindeki sinirler tamamen alındığı için sıcak, soğuk veya tatlı gibi dış uyaranlara karşı duyarlılığı (ağrı hissi) ortadan kalkar; ancak çocuğun beslenme ve fırçalama alışkanlıkları kötüyse, bakteriler dişin kalan dış mine yüzeyinden veya yapılan kaplamanın diş eti sınırından sızarak ikincil çürükler (sekonder karies) yaratabilir.

Dişin içinin boşaltılması, o dişin ağızda bir plastik gibi cansız durduğu anlamına gelmez. Evet, dişin canlı siniri yoktur, bu yüzden dondurma yerken sızlamaz. Ancak dişin dışındaki mine dokusu hala oradadır ve karbonhidrat asitlerine karşı erime potansiyeline sahiptir. Daha da önemlisi, kanal tedavili dişi çene kemiğine bağlayan destek dokular (periodontal bağlar) canlılığını sürdürür. Eğer işlem sonrası evdeki hijyen ihmal edilir, dişlerin arasına giren gıdalar diş ipi ile çıkarılmazsa, o bölgede biriken plaklar diş etini iltihaplandırabilir. Diş kökündeki çevre dokular zedelendiğinde çocuk dişinin üzerine basarken hafif bir sızı hissetmeye başlar. Kısacası, yapılan tedavi dişi içeriden korumaya almıştır ancak dışarıdan gelecek bakteriyel asit saldırılarına karşı dişin mekanik (fırça/ip) temizliği ebeveyn denetiminde aynı disiplinle devam etmek zorundadır.

Kanal Tedavisi İşlemi Sonrası Ev Tipi Bakım Nasıl Olmalıdır?

Kanal tedavisi işlemi sonrası ev tipi bakım, anestezi uyuşukluğu geçene kadar dudak/yanak ısırıklarını önlemek için katı gıda verilmemesiyle başlar. Devamında ise dişin günde iki kez florürlü macunla fırçalanması, arayüz çürüklerini önlemek için diş ipi kullanılması ve dişin kırılmasını önlemek adına aşırı yapışkan gıdalardan kaçınılmasıyla sürdürülür.

İşlem günü eve dönüldüğünde en büyük risk, dişteki tedaviden ziyade çocuğun uyuşuk olan bölgesini oyun amacıyla ısırmasıdır. Yanak içlerinde oluşan kocaman beyaz yaralar (anestezik travmalar), dolgunun veya kanal tedavisinin değil, bu ısırıkların bir sonucudur. Hekimin onayıyla uyuşukluk geçtikten sonra rutin beslenmeye dönülür. Kanal tedavili dişe bir kuron (kaplama) yapılmışsa, o kaplamanın dişe tutunması özel medikal yapıştırıcılarla sağlanır. Çocuğun yediği jelibon, karamel veya sakız gibi aşırı yapışkan (vizköz) gıdalar güçlü bir vakum etkisi yaratarak bu kaplamayı yerinden oynatabilir. Bu nedenle bu tür gıdaların diyetten çıkarılması elzemdir. Ağız hijyeni ise sadece fırçaya bırakılmamalı; dişlerin birbirine değdiği düz yüzeylerde biriken asitleri süpürmek için ebeveyn yatmadan önce mutlaka çocuğun diş ipini uygulamalıdır.

Erken Dönem Teşhisler Süt Dişlerinde Kanal Tedavisi İhtiyacını Nasıl Ortadan Kaldırır?

Erken dönem teşhisler, mine yüzeyinde başlayan mikroskobik mineral kayıplarını (başlangıç çürüklerini) derinleşip dişin sinir (pulpa) odasına ulaşmadan tespit ederek, flor vernik uygulamaları veya çok ufak dolgularla dişi iyileştirdiği için süt dişlerinde kanal tedavisi ve kaplama gibi ağır müdahale ihtiyacını tamamen ortadan kaldırır.

Tıp biliminde başarının anahtarı, hastalığı oluştuktan sonra tedavi etmek değil, hastalığın yıkıcı boyutlara ulaşmasını öngörüp durdurmaktır. Süt dişlerinde mine çok incedir; bir çürüğün yüzeyden başlayıp sinir odasını enfekte etmesi bazen birkaç ay gibi çok kısa bir sürede gerçekleşir. Ebeveynlerin çocuklarının dişlerindeki bu ufacık siyah noktaları veya tebeşirimsi beyaz lekeleri (demineralizasyon alanlarını) evde fark etmeleri çok zordur. Altı aylık rutin diş hekimi kontrollerine getirilen bir çocukta, hekim özel aydınlatmalar ve arayüz röntgenleriyle bu gizli sızıntıları diş delinmeden yakalar. Çürük sinire inmediği için, çocuğa hiçbir anestezi (iğne) yapmadan, dişi uzun uzun frezlerle (matkaplarla) oymadan, sadece mineyi onaran koruyucu ajanlarla süreç bitirilir. Düzenli hekim takibi, ebeveyni ve çocuğu zorlu kanal tedavisi sarmalından çekip çıkaran en değerli medikal zaman yönetimidir.

Diğer Bloglar

Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur?

İzmir’de Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur? İzmir’de çocuklarda diş apsesi, tedavi edilmeyen derin çürüklerin, eski sızdıran dolguların veya dişe alınan fiziksel travmaların, dişin merkezindeki canlı sinir ve damar ağına (pulpaya) ulaşarak bu dokuyu enfekte etmesi ve öldürmesi (nekroz) sonucu oluşur. Ölen dokudaki bakteriler kök ucundan çene kemiğine yayılır ve vücudun bağışıklık sistemi bu bakterileri sınırlandırmak […]

Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır? İzmir’de çocuklarda kanal tedavisi; derin çürüklerin dişin merkezindeki sinir dokusuna (pulpaya) ulaşarak gece uykudan uyandıran zonklayıcı ağrılar yaratması, düşme veya çarpma gibi travmalar sonucu dişin canlılığını yitirmesi (nekroz), diş etinde apse (sivilce) oluşması ve enfeksiyonun alttaki kalıcı diş tohumunu tehdit ettiği tıbbi durumlarda uygulanır. Çocukluk çağında diş tedavileri […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu işlemi sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en temel tıbbi adımlar; şayet işlem sırasında bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) uygulandıysa uyuşukluk hissi tamamen geçene kadar çocuğun dudak, yanak veya dilini ısırıp zedelememesi için ortalama iki saat boyunca hiçbir katı gıda verilmemesi, bu süre zarfında çocuğun […]

Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı?

İzmir’de Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı? İzmir’de süt dişlerine dolgu, çürük nedeniyle bütünlüğü bozulan dokunun dikkatlice temizlenip dişin normal çiğneme fonksiyonuna dönmesini sağlamak amacıyla elbette yapılır. Süt dişleri yapısal olarak geçici olmalarına rağmen konuşma, beslenme ve alttan gelecek kalıcı dişlere rehberlik etme gibi hayati görevleriyle yıllarca ağızda kalmak zorundadır; bu yüzden çürük durumunda dolgu ile […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu, diş minesindeki çürük başlangıcı flor verniklerle durdurulamayacak boyuta ulaştığında ve demineralizasyon dentin tabakasına geçerek küçük bir oyuk (kavite) oluşturduğunda zaman kaybedilmeden yapılır. Çürük dokunun matkap yardımıyla temizlenip biyouyumlu materyallerle doldurulması, enfeksiyonun sinirlere inmesini önler. Pediatrik diş hekimliğinde en sık uygulanan restoratif işlemlerden biri olan […]

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur? Çocuklarda çürük diş tedavi edilmezse, başlangıçta sadece mine yüzeyinde olan bakteriyel enfeksiyon hızla dişin iç sinirlerine, oradan da çene kemiğine yayılarak şiddetli apselere, uykuyu bölen gece ağrılarına ve genel bağışıklık sistemini tüketen fokal enfeksiyonlara dönüşür. Ayrıca, bu iltihaplı süreç alttaki kalıcı diş tohumlarını kalıcı olarak zedeler ve iskeletsel […]

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır? Çocuklarda diş çürüğünü önlemek için beslenme; kalsiyum, fosfor ve lif açısından zengin, rafine şeker ile yapışkan karbonhidratlardan uzak, ana öğünlerin vurgulandığı ve ara öğünlerin sınırlandırıldığı bir düzende olmalıdır. Asit üreten bakterileri besleyen gıdalar yerine, tükürük akışını artıran ve mineyi hücresel olarak onaran peynir, yoğurt ve çiğ sebzeler […]

Çocuklarda Atıştırmalık Tüketimi Diş Sağlığını Nasıl Etkiler?

Çocuklarda Atıştırmalık Tüketimi Diş Sağlığını Nasıl Etkiler? Çocuklarda atıştırmalık tüketimi, ağız içine alınan her karbonhidratlı ve şekerli gıdanın çürük yapıcı bakteriler tarafından aside dönüştürülmesiyle diş minesinin erimesine (demineralizasyon) yol açarak diş sağlığını doğrudan ve olumsuz yönde etkiler. Sürekli atıştırma alışkanlığı, doğal savunma mekanizması olan tükürüğün asidi dengelemesine fırsat vermeyerek çürük oluşumunu inanılmaz bir hızda tetikler. […]