İzmir’de Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı?
İzmir’de süt dişlerine dolgu, çürük nedeniyle bütünlüğü bozulan dokunun dikkatlice temizlenip dişin normal çiğneme fonksiyonuna dönmesini sağlamak amacıyla elbette yapılır. Süt dişleri yapısal olarak geçici olmalarına rağmen konuşma, beslenme ve alttan gelecek kalıcı dişlere rehberlik etme gibi hayati görevleriyle yıllarca ağızda kalmak zorundadır; bu yüzden çürük durumunda dolgu ile restore edilmelidir.
Toplumda ebeveynlerin çocuklarının diş sağlığıyla ilgili en çok kafa karışıklığı yaşadığı konuların başında süt dişlerinin tedavi edilip edilmeyeceği gelir. Bebeklik döneminde çıkan dişlerin ilerleyen yaşlarda düşecek olması, bu dişlerin tıbbi bakıma ihtiyaç duymadığı şeklinde son derece yanlış bir algı yaratmaktadır. Tıp biliminde bir organın geçici olması, onun hastalandığında göz ardı edilebileceği anlamına gelmez. Diş çürüğü, diş minesi üzerinde bakterilerin ürettiği asitlerin neden olduğu mikrobiyal bir doku yıkımıdır. Bu yıkım, süt dişlerinin ince yapısı nedeniyle yetişkin dişlerine kıyasla çok daha hızlı ilerler. Çocuğun ağzındaki bir çürük sadece estetik bir siyahlık değil, genel vücut sağlığını etkileyebilecek aktif bir enfeksiyon merkezidir.
Süt Dişlerine Dolgu Yapılması Tıbbi Bir Zorunluluk mudur?
Süt dişlerine dolgu yapılması, enfeksiyonun diş minesi ve dentinden geçerek diş köküne, oradan da çene kemiğine ve genel kan dolaşım sistemine yayılmasını engellemek adına kesin bir tıbbi zorunluluktur. Tedavi edilmeyen çürükler apselere, şiddetli yüz şişliklerine ve sistemik ateşlenmelere yol açarak çocuğun genel gelişimini doğrudan olumsuz etkiler.
2026 sağlık mevzuatı çerçevesinde yürütülen pediatrik diş hekimliği protokolleri, sağlığın korunmasını tedavi etmekten her zaman üstün tutar. Ancak koruyucu önlemlere rağmen bir çürük oluşmuşsa (kavite meydana gelmişse), o çürüğün kendi kendine iyileşme (kapanma) ihtimali biyolojik olarak sıfırdır. Vücuttaki bir cilt yarası zamanla hücre yenilenmesiyle kapanabilirken, dişin sert dokusu (mine ve dentin) bir kez delindiğinde vücut o dokuyu tekrar üretemez. O boşluğa sürekli gıda artıkları ve bakteriler dolar. Eğer hekim o çürük dokuyu temizleyip boşluğu biyouyumlu bir dolgu materyali ile kapatmazsa, bakteriler dişin içindeki sinir odasına (pulpaya) kadar iner. Bu aşamadan sonra çocuk şiddetli gece ağrıları çekmeye başlar, iştahı kesilir ve enfeksiyon vücudun bağışıklık sistemini sürekli olarak yorar. Bu nedenle süt dişi dolgusu, bir lüks değil, enfeksiyonu durduran bir sağlık barikatıdır.
“Zaten Düşecek” Düşüncesi Süt Dişlerinin Tedavisini Neden Engellememelidir?
“Zaten düşecek” düşüncesi, özellikle arka süt azı dişlerinin çocuğun 10-12 yaşına kadar ağızda aktif olarak görev yapması gerektiği gerçeğini atladığı için tedaviyi kesinlikle engellememelidir. Bu uzun yıllar boyunca çürük ve enfeksiyonlu bir dişle yaşamak, çocuğun sindirim sistemini ve uyku düzenini bozarak gelişimini durdurur.
Ebeveynlerin çocuklarının diş değişimi takvimini genellikle ön dişlerin dökülme yaşına (6-7 yaş) göre genelleştirmesi, kliniklerde sıkça karşılaşılan bir bilgi eksikliğidir. Evet, alt ön kesici dişler ilkokula başlarken dökülür; ancak çocuğun besinleri ezmek ve öğütmek için kullandığı birinci ve ikinci süt azı dişleri (arka dişler), ağızda kalma süreleri itibarıyla bir çocuğun yaşamının en az 10 yılını kapsar. Şayet 4-5 yaşındaki bir çocuğun arka süt azı dişinde çürük başlarsa ve tedavi edilmezse, o çocuk ilkokul bitene kadar o hastalıklı dişi ağzında taşımak zorunda kalacaktır. 6 veya 7 yıl boyunca iltihaplı bir dişle yemek yemeye çalışmak, ağrı nedeniyle gıdaları bütün yutmak ve sindirim sorunları yaşamak çocuğun metabolizmasına yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Bu biyolojik takvim, “zaten düşecek” yanılgısını bilimsel olarak tamamen çürütmektedir.
| Süt Dişi Grubu | Ortalama Değişme (Düşme) Yaşı | Erken Yaşta Çürüme Durumunda Tıbbi Gereklilik |
|---|---|---|
| Ön Kesici Dişler | 6 – 8 Yaş Arası | Fonksiyon ve estetik için dolgu/kaplama yapılır. |
| Süt Köpek Dişleri | 9 – 11 Yaş Arası | Kalıcı köpek dişinin yolunu korumak için dolgu şarttır. |
| Süt Azı Dişleri | 10 – 12 Yaş Arası | En uzun kalan dişlerdir. Çiğneme için kesinlikle restore (dolgu) edilmelidir. |
Süt Dişlerindeki Çürükler Kalıcı Dişleri Hangi Yollarla Etkiler?
Süt dişlerindeki çürükler, enfeksiyonun diş kökünden çene kemiğine sızarak hemen altta gelişmekte olan kalıcı dişin minesiyle temas etmesi ve bu asidik ortamın kalıcı dişte sarı-kahverengi yapısal lekelere (Turner dişi) neden olması yoluyla yetişkin dişlerini doğrudan etkiler. Dolgu, bu tehlikeli sızıntıyı henüz dişteyken bloke eder.
Çene kemiği anatomisine bakıldığında, süt dişlerinin kökleri ile kalıcı dişlerin oluşum keselerinin (foliküllerinin) iç içe geçtiği görülür. Süt dişinin merkezindeki çürük temizlenip dolgu ile kapatılmazsa, bakteriler dişin kök ucuna doğru ilerler ve kemiğin içinde bir apse (cerahat kesesi) oluşturur. Bu asidik iltihap, o sırada mineralleşmeye (sertleşmeye) çalışan kalıcı diş tohumunu asit banyosu içinde bırakır. Asit, mineyi üreten hücreleri tahrip eder. Yıllar sonra o kalıcı diş çıktığında, ebeveynler dişin üzerinde genetik olduğunu sandıkları doğumsal çukurlar ve renk bozuklukları görürler; oysa bu durum tedavi edilmemiş bir süt dişinin mirasıdır. Ayrıca süt dişinin çürük nedeniyle çok erken çekilmesi durumunda komşu dişler boşluğa kayar ve alttan gelecek dişin çıkma yolu kapanır (gömülü diş riski). Dolgu işlemi, hem kemiği steril tutarak hem de dişi ağızda mekanik olarak yerinde tutarak kalıcı dişin güvenliğini sağlar.
Çocuklarda Uygulanan Süt Dişi Dolguları Yetişkin Dolgularından Nasıl Ayrılır?
Çocuklarda uygulanan süt dişi dolguları, yetişkin dolgularına kıyasla neme daha toleranslı olan, diş minesiyle kimyasal bağ kuran ve içerdikleri florürü yavaş yavaş dişe salgılayarak çevredeki mineyi çürümeye karşı besleyen (remineralize eden) özel biyouyumlu materyallerin (cam iyonomer simanların) tercih edilmesi yönüyle ayrılır.
Yetişkin bir hastaya dolgu yaparken hekimin amacı, ömür boyu dayanacak maksimum mekanik sertliği elde etmektir. Çocuklarda ise tedavi ortamı ve biyolojik hedefler çok farklıdır. Bir çocuğun ağzında uzun süre tükürük kontrolü sağlamak (izolasyon) her zaman mümkün olmayabilir. Yetişkinlerde kullanılan kompozit reçineler neme karşı aşırı hassastır; en ufak bir tükürük sızıntısında dişe yapışmazlar. Bu nedenle pediatrik diş hekimliğinde “cam iyonomer” bazlı veya “kompomer” adı verilen hibrit materyaller sıklıkla kullanılır. Bu akıllı materyaller hafif nemli ortamlarda bile dişe mükemmel uyum sağlar. Daha da önemlisi, bu dolgular birer flor deposu gibi çalışır. Dolgu yapıldıktan sonra aylar boyunca dişe florür iyonları vererek, çocuğun ağız ortamındaki yüksek asiditeye karşı dişin kalan kısımlarının da sertleşmesini (güçlenmesini) sağlarlar.
Süt Dişleri İçin Hangi Dolgu Materyalleri Tercih Edilir?
Süt dişleri için tercih edilen dolgu materyalleri; dişe flor salınımı yapan cam iyonomer simanlar, renk uyumu ve dayanıklılık sunan kompomerler (poliasit modifiye kompozit reçine) ve estetik ön bölge restorasyonlarında kullanılan yüksek kaliteli kompozit dolgulardır. Çocuğun yaşına, çürüğün büyüklüğüne ve klinik uyumuna göre en doğru materyal seçilir.
Dolgu materyalinin seçimi, hekimin o seansta yapacağı klinik analize dayanır. İzmir Avrupadent süreçlerinde, çocuğun koltukta hareketsiz kalabileceği süre ve çürüğün nem kontrolü materyal kararını belirler. Arka dişlerdeki (azı dişleri) çiğneme yüzeylerinde oluşan ve tükürük izolasyonunun zor olduğu geniş kavitelerde cam iyonomer içerikli malzemeler hızları ve flor salınım özellikleri nedeniyle kurtarıcıdır. Bu malzemeler beyaz/opak renktedir. Daha uyumlu çocuklarda ve ön dişler gibi dışarıdan görünen estetik alanlarda ise, dişe özel ışıklarla sertleştirilen ve dişin doğal rengini birebir taklit eden kompozit veya kompomer dolgular uygulanır. Bu modern malzemelerin hiçbiri, geçmişte kullanılan ve estetik olmayan gri amalgam (metal) dolguların barındırdığı cıva gibi tartışmalı elementleri içermez; hepsi yüksek biyouyumluluk testlerinden geçmiş medikal ürünlerdir.
| Dolgu Materyali Türü | Tıbbi Avantajları ve Özellikleri | Tercih Edildiği Klinik Durumlar |
|---|---|---|
| Cam İyonomer Siman | Florür salgılar, dişe kimyasal yapışır, neme toleranslıdır. | Tükürük kontrolünün zor olduğu küçük çocuklar, arka diş kaviteleri. |
| Kompomer | Dayanıklıdır, flor salgılar, estetik renk seçenekleri sunar. | Orta ve büyük çaplı çürükler, çiğneme kuvveti alan bölgeler. |
| Kompozit Reçine | Mükemmel estetik, doğal diş rengiyle birebir uyum sağlar. | Ön kesici diş kırıkları ve çürükleri, iyi uyum (kooperasyon) gösteren çocuklar. |
İzmir Avrupadent Kliniklerinde Çocuklarda Dolgu Süreci Nasıl Başlar?
İzmir Avrupadent kliniklerinde çocuklarda dolgu süreci, çocuğun klinik aletleri tanıması için uygulanan oyunlaştırma teknikleriyle başlar, ardından dijital röntgenlerle çürüğün derinliğinin tespiti yapılır ve diş yüzeyi özel fırçalarla temizlendikten sonra sadece hastalıklı dokunun uzaklaştırılmasıyla medikal boşluk (kavite) hazırlanarak dolgu yerleşimine geçilir.
Çocukluk çağında yapılan herhangi bir tıbbi müdahalede teknik donanım kadar iletişim dili de büyük önem taşır. İzmir lokasyonundaki klinik ortamlarımız, bir hastane soğukluğundan ziyade çocukların güvende hissedecekleri pedagojik bir alan olarak tasarlanmıştır. Hekim, dolgu yapmadan önce dişi çevre dokulardan izole eder. Çürük doku (enfekte dentin) son derece hassas el aletleri veya su soğutmalı dönen aletler (frezler) kullanılarak yavaşça kaldırılır. Bu esnada dokuya en az zararı verecek minimal invaziv prensipler uygulanır, yani sadece bakteri barındıran yumuşamış doku alınır, sağlıklı diş duvarlarına kesinlikle dokunulmaz. Kavite (boşluk) tamamen temizlendikten ve dezenfekte edildikten sonra diş asit ve bond (yapıştırıcı) ajanlarla dolgu hamuruna hazır hale getirilir.
Dolgu Öncesinde Çocuğun Psikolojik Hazırlığı (Kooperasyon) Nasıl Sağlanır?
Dolgu öncesinde çocuğun psikolojik hazırlığı (kooperasyonu), Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanının “Anlat-Göster-Uygula” (Tell-Show-Do) tekniğini kullanarak aletleri tehlikesiz metaforlarla (rüzgar makinesi, su tabancası) çocuğa tanıtması ve işlem sırasında çocuğa kontrol hissi (elini kaldırınca durma sözü) vermesiyle aşamalı olarak sağlanır.
Bir çocuğun dolgu koltuğunda uyumlu bir şekilde kalabilmesi, ona ne yapılacağının dürüst ama korkutucu olmayan bir dille anlatılmasına bağlıdır. Hekimler, çocuklarla iletişim kurarken “iğne, acı, matkap, oymak, delmek” gibi zihinde travma yaratan kelimeleri tıbbi sözlüklerinden tamamen çıkarırlar. Bunun yerine dişin “yıkama makinesi” ile temizleneceği ve boşluğa “sihirli yıldız tozu” veya “beyaz hamur” yerleştirileceği söylenir. Çocuğun eline aletlerin su ve hava sıkan uçları dokundurularak hissedeceği şeyin sadece gıdıklanma veya titreşim olduğu kanıtlanır. Çocuğa, işlem sırasında rahatsız olursa sadece sol elini kaldırmasının yeterli olacağı ve hekimin anında duracağı söylenir. Bu kontrol hissi, çocuğun teslimiyetini ve hekime olan güvenini (kooperasyonunu) maksimum seviyeye çıkararak tedavinin konfor içinde bitmesini sağlar.
Derin Çürüklerde Süt Dişine Sadece Dolgu Yapmak Yeterli midir?
Derin çürüklerde, eğer bakteriler dişin içindeki sinir odasına (pulpaya) kadar ilerlemişse süt dişine sadece dolgu yapmak yeterli değildir. Bu durumda enfekte olmuş üst sinir dokusunun alındığı kısmi kanal tedavisi (amputasyon) uygulanması ve ardından dişin yapısal bütünlüğünü korumak için dolgu yerine kaplama yapılması gerekebilir.
Diş hekimliğinde tedavi yöntemi tamamen çürüğün kat ettiği mesafeye göre değişir. Dışarıdan bakıldığında küçük gibi görünen bir delik, dişin iç kısmında çok daha geniş bir alana yayılmış olabilir. Eğer hekim çürüğü temizlerken sinir dokusuna ulaştığını görürse, sadece oraya dolgu maddesi koyup kapatamaz; çünkü dolgunun altında kalan sinirler iltihaplanmaya devam edecek ve birkaç gün sonra çocuk şişmiş bir yanakla kliniğe geri dönecektir. Böyle bir klinik tabloda “pulpotomi” veya “amputasyon” denilen işlem devreye girer. Hastalıklı üst sinirler temizlenir, kök içlerindeki sağlıklı sinirler korunarak üzerleri özel medikal ilaçlarla örtülür. Eğer bu temizlikten sonra dişte dolgu tutunacak yeterli sağlam duvar kalmamışsa, dişin kırılmasını engellemek amacıyla üzerine pediatrik zirkonyum veya paslanmaz çelik kuronlar (şapkalar) yerleştirilir.
Süt Dişi Dolgusunun Ömrü Ne Kadardır ve Dişle Birlikte Düşer mi?
Süt dişi dolgusunun ömrü, uygulanan materyalin kalitesine ve dişte kalan sağlıklı duvar miktarına bağlı olarak, o süt dişinin fizyolojik kök erime süresini (düşme yaşını) tamamlayana kadar ağızda kalacak şekilde tasarlanır. Dolgu yapılan süt dişi, zamanı geldiğinde normal bir diş gibi sallanarak dolgusuyla birlikte düşer.
Ebeveynlerin sıklıkla merak ettiği konu, yapılan dolgunun alttan gelecek asıl dişi engelleyip engellemeyeceğidir. Biyouyumlu dolgu materyalleri, dişin mine ve dentin dokusuna kimyasal olarak kilitlenir ve tek bir parça haline gelir. Çocuğun büyüme evresinde çene kemiği gelişirken, alttaki kalıcı dişin (daimi diş) üstündeki süt dişinin köklerine doğru ilerlemesi doğal bir süreçtir. Kalıcı diş kökleri erittikçe, üstteki süt dişi sallanmaya başlar. Dolgu maddesi dişin taç (kuron) kısmında bulunduğu için bu biyolojik erime sürecine hiçbir müdahalesi veya engeli yoktur. Süt dişi tamamen sallanıp çocuğun eline düştüğünde, üzerindeki dolgu ile birlikte bir bütün olarak ağızdan uzaklaşmış olur.
Dolgu Sonrası Çocuğun Yemek Yemesinde Hangi Kurallara Dikkat Edilmelidir?
Dolgu sonrası çocuğun yemek yemesinde; eğer işlem sırasında lokal anestezi uygulandıysa dudak ve yanak uyuşukluğu geçene kadar (ortalama 2 saat) çocuğun o bölgeleri ısırmasını önlemek için hiçbir katı gıda verilmemeli, sadece su içirilmelidir. Uyuşukluk geçtikten sonra diş normal çiğneme fonksiyonuna hemen kullanılabilir.
Dolgu materyalleri (kompozit veya kompomerler), hekimin klinikte kullandığı özel mavi polimerizasyon ışığı ile saniyeler içinde tam sertliğine ulaşır. Yani klinikten çıkıldığında dolgu tamamen sertleşmiştir ve kurumasını veya donmasını beklemek için ekstra bir zamana ihtiyaç yoktur. Ancak asıl tehlike, dolgu yapımını kolaylaştırmak için uygulanan bölgesel uyuşukluktur (anestezidir). Çocuklar dudaklarındaki o hissizliği fark ettiklerinde oyun oynarcasına yanaklarını veya dudaklarını ısırıp çiğnemeye başlarlar. Canları yanmadığı için dokuyu kanatana kadar ezip zedeleyebilirler (anestezik travma). Bu yüzden ebeveynlere, uyuşukluk tamamen ortadan kalkana kadar çocuklarına yemek yedirmemeleri ve gözlerini çocuklarının üzerinden ayırmamaları sıkıca tembih edilir. İki saatin sonunda uyuşukluk geçtiğinde, çocuk yeni dolgusuyla dilediği gibi yemek yiyebilir.
Süt Dişi Dolgusu Yapılan Dişte Tekrar Çürük Oluşabilir mi?
Süt dişi dolgusu yapılan dişte tekrar çürük oluşabilir; çünkü dolgu materyali çürümez ancak çocuğun yüksek karbonhidratlı beslenmesi ve yetersiz fırçalaması devam ederse, bakteriler bu kez dolgunun dişle birleştiği mikroskobik sınırlardan sızarak dişi dolgunun hemen altından veya yanından eritmeye (sekonder çürük) devam edebilir.
Diş hekimliği kliniklerinde “bir kez dolgu yapıldı, artık o diş güvende” şeklindeki inanış tıbbi bir yanılgıdır. Dolgu işlemi sadece mevcut hasarı onarır, ağız florasındaki asit üreten bakterileri veya ebeveynin yaptığı diyet hatalarını yok edemez. İzmir lokasyonunda uygulanan koruyucu tıp bilgilendirmelerinde ailelere net bir şekilde anlatıldığı gibi; dolgunun ömrü, dişin çevresel temizliğine bağlıdır. İki dişin arasına giren ve diş ipi kullanılmadığı için orada saatlerce bekleyen gıda artıkları, en kaliteli dolgunun bile sınırlarını asitle zorlar ve dişi diğer yanından çürütür. Tıp dilinde “ikincil çürük” (sekonder karies) olarak bilinen bu durum, dolgunun düşmesine veya altındaki sinirin iltihaplanmasına yol açar. Bu nedenle klinik tedavinin başarısı, çocuğun evdeki hijyen rutiniyle ayrılmaz bir bütündür.
| Risk Faktörü | Ebeveyn Tutumu / Yanlış Alışkanlık | Dolguya ve Dişe Olan Etkisi |
|---|---|---|
| Kötü Ağız Hijyeni | Sadece fırça kullanıp arayüz (diş ipi) temizliğinin atlanması. | Dolgunun yan duvarlarından sızan sekonder (ikincil) çürükler. |
| Diyet Hataları | Sık atıştırma (grazing) ve gece sütü içmeye devam etme. | Diş minesinin farklı bir yüzeyden (örn. diş eti sınırından) erimesi. |
| Düzenli Kontrol İhmali | “Dolgu yapıldı bitti” diyerek 6 aylık vizitelerin iptal edilmesi. | Dolgu kenarındaki sızıntıların fark edilmeyerek dişin kaybedilmesi. |
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Uzmanları Erken Dolgu İhtiyacını Nasıl Belirler?
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanları erken dolgu ihtiyacını, klinik görsel muayene sırasında diş yüzeyini havayla kurutarak matlıkları inceleyerek ve çıplak gözle görülemeyen arayüzlerdeki (iki diş arasındaki) gizli çürükleri düşük doz radyasyonlu dijital ısırtma (bite-wing) röntgenleriyle tespit ederek belirler.
Hastalıkları ilerlemeden yakalamak, modern tıp uygulamalarının bel kemiğidir. Pedodonti uzmanları, bir dişe dolgu kararı vermeden önce oldukça detaylı bir inceleme yaparlar. Geleneksel olarak kullanılan ve dişi sertçe kazıyan sivri sond aletleri, zayıflamış mineyi kırabileceği için artık dikkatli kullanılmaktadır. Bunun yerine dişin ışık geçirgenliği (transluminasyon) cihazlarla incelenir. Çürük doku ışığı farklı yansıtır. Ancak çocukluk çağındaki çürüklerin büyük bir kısmı dişlerin birbirine değdiği düz yan yüzeylerden başladığı için gözle görülemez. Hekimler, çocuğun ağzına küçük bir sensör yerleştirerek aldıkları dijital röntgen görüntülerinde, dişin iç kısmında (dentinde) oluşmuş karanlık gölgeleri milimetrik olarak ölçerler. Çürük sınırının sinire ne kadar yaklaştığı hesaplanır ve diş kırılmadan (çocuk ağrı çekmeden) hemen dolgu programı başlatılır.
Süt Dişlerine Dolgu Yapılmaması Çene Gelişimini Nasıl Daraltır?
Süt dişlerine dolgu yapılmaması ve çürüğün ilerleyerek dişin kırılmasına (veya erken çekilmesine) neden olması durumunda, dişin anatomik genişliği kaybolacağı için komşu dişler bu boşluğa doğru eğilerek çene kavisinin milimetre milimetre daralmasına yol açar. Bu daralma, ileride çıkacak kalıcı dişlerin çapraşık dizilmesine neden olur.
Ağızdaki her bir süt dişi, iskeletsel yapının dengede durmasını sağlayan bir kilit taşıdır. Süt dişinin mine ve dentin dokusu çürük nedeniyle eridiğinde, dişin yan ve üst duvarları çöker. Dişin hacmi (boyutu) küçülür. Çene kemiğindeki dişler sürekli öne doğru bir itme eğilimindedir. Ortada duran diş küçüldüğünde veya tamamen kaybedildiğinde, arkadaki ve öndeki dişler o boşluğa doğru devrilir (migrasyon). Yıllar süren bu küçük kaymalar, çene arkının toplam uzunluğunu daraltır. Zamanı geldiğinde alttan yukarı doğru sürmeye (çıkmaya) çalışan asıl kalıcı diş, kemik üzerinde kendine ait olan alanın kapandığını görür. Yer bulamayan diş, fırlak bir şekilde yanak veya damak yönüne doğru (çapraşık) çıkar ya da kemik içinde tamamen gömülü kalır. Zamanında yapılan basit bir dolgu, dişin hacmini eski haline getirerek bu korkunç ortodontik daralmayı tek başına engeller.
Dolgu İşlemi Çocukların Konuşma ve Çiğneme Fonksiyonlarını Nasıl Düzeltir?
Dolgu işlemi, çürük nedeniyle sızlayan ve şeklini kaybeden dişlerin anatomik formlarını (çiğneme tepelerini) biyouyumlu malzemelerle yeniden inşa ederek, çocuğun gıdaları her iki tarafıyla ağrısız bir şekilde öğütmesini ve ön diş eksikliklerinde dilin temas yüzeyini geri vererek (peltekliği önleyerek) konuşma ve çiğneme fonksiyonlarını tamamen düzeltir.
Bir dişte çürük krateri varsa, o dişe yiyecek değdiği an sızlama oluşur. Çocuk bu sızlamadan kaçmak için yiyecekleri sürekli tek tarafıyla (ağzının sağlam kısmıyla) çiğner. Tek taraflı çiğneme, çalışan kasları kalınlaştırıp diğer tarafı zayıflatarak yüz asimetrisine ve çene eklemi (TMJ) bozukluklarına yol açar. Dolgu yapıldığı an bu ağrı ortadan kalkar ve çocuk iki tarafını eşit ve güvenli bir şekilde kullanarak beslenmesini normalleştirir. Aynı şekilde üst ön dişlerde oluşan çürükler, çocuğun estetik görünümünü bozmakla kalmaz; ‘s, f, v, t’ gibi harfleri söylerken dilin yaslanması gereken fiziksel duvarı da yok eder. Ön dişlere uygulanan estetik dolgular (veya kaplamalar), bu duvarı saniyeler içinde geri örerek havanın doğru yönlendirilmesini sağlar ve çocuğun konuşmasındaki bozulmaları (artikülasyon sorunlarını) klinik olarak anında tedavi eder.








