İzmir'de 19 diş kliniği şubemizle hizmetinizdeyiz.

Sizi arayalım.

Çocuklarda Düzenli Diş Kontrolü Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?

İçindekiler

Çocuklarda Düzenli Diş Kontrolü Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?

Çocuklarda düzenli diş kontrolü, çocuğun ağız içi gelişim hızına, genetik çürük risk profiline ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak genel tıbbi standartlar çerçevesinde ortalama her altı ayda bir yapılmalıdır. Ancak, yüksek çürük riski taşıyan, sistemik rahatsızlığı bulunan veya özel gereksinimli çocuklarda bu süre hekimin nesnel değerlendirmesiyle üç veya dört aya kadar indirilebilmektedir.

Büyüme ve gelişimin en yoğun yaşandığı çocukluk dönemi, insan bedenindeki değişimlerin en hızlı takip edilmesi gereken evredir. Çene kemiklerinin genişlemesi, süt dişlerinin dökülüp yerini kalıcı dişlere bırakması ve bu süreçte ortaya çıkan biyolojik ihtiyaçlar, durağan (statik) bir yapısı olan yetişkin diş hekimliğinden tamamen farklıdır. Bir yetişkinde altı aylık süre zarfında ağız içi tabloda dramatik değişimler yaşanmayabilirken; aynı süre bir çocuğun ağzında yeni bir dişin sürmesi, mevcut bir çürüğün sinirlere ulaşarak apse yapması veya iskeletsel bir darlığın belirginleşmesi için oldukça uzun bir zamandır. Bu nedenle çocukların klinik takip periyotları, sadece sorun çıktığında başvurulacak bir acil durum planı değil, hastalıkların oluşmasını kaynağında engelleyen proaktif (önleyici) bir sağlık politikasıdır.

İzmir’de Bebeklerin İlk Diş Hekimi Ziyareti Ne Zaman Gerçekleştirilmelidir?

İzmir’de bebeklerin ilk diş hekimi ziyareti, bebeğin ağzında ilk süt dişinin sürmesiyle birlikte, genellikle altıncı ay ile en geç birinci yaş günü arasındaki dönemde gerçekleştirilmelidir. Bu ilk tanışma, çürükler oluşmadan önce ebeveynlere koruyucu beslenme ve doğru mekanik temizlik eğitimlerinin verilmesini sağlayan en kritik tıbbi başlangıçtır.

Geleneksel alışkanlıklarda genellikle çocukların tüm dişleri çıkana kadar hekime başvurulmaması gibi bir eğilim olsa da, bu durum güncel koruyucu tıp anlayışıyla bağdaşmaz. İzmir Avrupadent kliniklerinde benimsenen standartlara göre, 1 yaş muayenesi bir tedavi seansı değil, rehberlik ve bilgilendirme sürecidir. Bebek kucakta, ebeveyniyle diz dize (knee-to-knee) pozisyonda güven içindeyken hekim tarafından sadece ayna yardımıyla görsel bir değerlendirme yapılır. Çıkan ilk süt dişlerinin mine yapısı, dudak ve dil bağının (frenulum) fonksiyonel durumu incelenir. Ailelere, biberon kullanımının sınırları, gece beslenmesi sonrası dişlerin nasıl temizleneceği uygulamalı olarak anlatılarak, gelecekteki klinik takiplerin sağlıklı temeli atılır.

Çocukluk Döneminde Altı Aylık Rutin Kontroller Neden Tıbbi Bir Zorunluluktur?

Çocukluk döneminde altı aylık rutin kontroller, süt dişlerinin mine tabakasının yapısal olarak çok ince olması ve asidik çürümelere karşı zayıf kalması nedeniyle, yüzeyde başlayan mikroskobik bir çürüğün çok kısa sürede sinirlere ulaşıp apse yapmasını engellemek için tıbbi bir zorunluluktur. Erken teşhis, doku kaybını büyümeden durdurur.

Yetişkin bir bireyin dişinde başlayan bir çürüğün dentin tabakasını aşıp sinire (pulpaya) ulaşması bazen yılları bulabilen kronik bir süreçtir. Ancak süt dişlerinde hücresel yapı tamamen farklıdır. Süt dişi minesi yetişkin dişinin yarısı kadar kalındır ve sinir odacığı dişin dış yüzeyine çok yakındır. Şekerli ve karbonhidratlı bir diyetle birleştiğinde, yüzeydeki ufak bir renk değişimi veya çizik, sadece birkaç ay içerisinde derin bir çürük kraterine dönüşebilir. Hekimin altı aylık aralıklarla yaptığı profesyonel muayene, çürüğü henüz “beyaz leke lezyonu” (demineralizasyon) aşamasındayken fark etmesini sağlar. Bu aşamada yakalanan bir dişe hiçbir matkap (frez) kullanılmadan sadece flor takviyeleriyle hücresel onarım (remineralizasyon) yaptırılarak sorun tamamen ortadan kaldırılır.

Süt Dişi ve Kalıcı Diş Arasındaki Çürük İlerleme Farklılıkları
Anatomik ÖzellikSüt Dişi ReaksiyonuKalıcı Diş Reaksiyonu
Mine Tabakası KalınlığıÇok incedir, asitler tarafından hızla çözülür.Daha kalındır, asitlere karşı yapısal direnci yüksektir.
Pulpa (Sinir Odası) BoyutuGeniş ve yüzeye yakındır; çürük çok çabuk sinire ulaşır.Daha derindedir; çürüğün sinire ulaşması zaman alır.
Çürük İlerleme HızıSon derece agresif ve hızlıdır (Aylar içinde apse yapabilir).Yavaş ve kronik bir süreç izler (Yıllara yayılabilir).

Çürük Riski Yüksek Olan Çocuklarda Muayene Aralıkları Nasıl Planlanır?

Çürük riski yüksek olan çocuklarda muayene aralıkları; çocuğun beslenme alışkanlıkları, tükürük kalitesi ve ağız hijyeni uyumu hekim tarafından nesnel olarak analiz edildikten sonra, standart altı aylık periyotlar yerine genellikle üç veya dört aylık daha sıkı takip dilimlerine çekilerek, flor gibi mineral destekleyici koruyucu prosedürlerle planlanır.

Tıbbi planlamalarda standart kurallar herkes için aynı esneklikte uygulanamaz. Bazı çocukların diş fırçalama alışkanlığı son derece yetersizken, diyetleri (sık atıştırmalık, paketli gıdalar, meyve suları) tamamen çürük yapıcı (karyojenik) özelliktedir. Ayrıca genetik olarak tükürük yapısındaki tamponlama (asidi nötralize etme) kapasitesi düşük olan çocuklarda plak oluşumu çok daha hızlı ve yıkıcı olur. Hekim, hastanın ağzında halihazırda birden fazla çürük veya dolgu varsa, bu çocuğu “yüksek risk” kategorisine alır. Bu gruptaki çocukların altı ay boyunca klinik takipsiz kalması, ağızda yeni çürüklerin patlak vermesi anlamına gelir. Bu yüzden randevu aralıkları sıklaştırılarak ağız florası üzerindeki profesyonel denetim artırılır.

Erken Çocukluk Çağı (Biberon) Çürükleri Düzenli Takiple Nasıl Engellenir?

Erken çocukluk çağı çürükleri, düzenli takipler sırasında hekimin ebeveynleri gece beslenmesinin (biberonla uyumanın) zararları konusunda bilgilendirmesi, çocuğun dişlerindeki başlangıç seviyesindeki beyaz leke lezyonlarını (demineralizasyonları) erken evrede tespit etmesi ve beslenme sonrası parmak fırçalarıyla yapılması gereken temizlik disiplinini aileye kazandırması yoluyla tıbbi olarak engellenir.

Uyku esnasında insan vücudundaki tükürük salınımı en düşük seviyeye iner. Bir bebeğin ağzında şekerli veya doğal laktoz (süt şekeri) içeren bir biberonla uykuya dalması, bu sıvıların saatlerce diş yüzeylerinde göllenmesine neden olur. Tükürüğün yıkayıcı etkisi de olmadığı için bakteriler şekeri anında aside çevirir. Başta üst ön kesici dişler olmak üzere tüm süt dişleri tebeşir gibi ufalanıp kırılmaya (biberon çürüğü) başlar. Düzenli klinik kontrollerde, henüz bu ufalanmalar başlamadan minede matlaşmalar görülür. Hekim, aileyi acilen uyararak gece biberon kullanımının kesilmesini, dişlerin nemli bir bezle silinmesini ve emziklerin tatlı gıdalara batırılmamasını vurgulayarak bu yıkıcı sendromun önüne geçer.

Düzenli Klinik Kontroller Çocukların Psikolojisini (Dental Fobi) Nasıl Etkiler?

Düzenli klinik kontroller çocukların psikolojisini, klinik ortamını ağrılı bir müdahale alanı olarak değil, güvenli ve rutin bir oyun alanı olarak kodlamalarını sağlayarak son derece olumlu yönde etkiler. Sadece ayna ile yapılan veya koruyucu flor sürülen acısız seanslar, ileride gelişebilecek olan diş hekimi korkusunu (dental fobi) kaynağında önler.

İnsan psikolojisi, çevresel faktörleri geçmiş deneyimlerle anlamlandırır. Çocuğun diş hekimiyle ilk teması yanağı şişmiş ve şiddetli ağrı çektiği bir anda olursa, yapılacak tüm işlemler çocuğun zihninde bir “zorunluluk ve tehdit” olarak kalır. Oysa hiçbir şikayeti yokken altı ayda bir kliniğe gelen çocuk; renkli koltuklarla, hekimin anlattığı hikayelerle ve ağrı vermeyen muayenelerle büyür. Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanları, “Anlat-Göster-Uygula” (Tell-Show-Do) tekniğiyle çocuğu sürece dahil eder. Su sıkan aleti “su tabancası”, emici aleti ise “elektrikli süpürge” olarak oyunlaştıran bu süreç, çocuğun özgüvenini artırır. İlerleyen yaşlarda gerçek bir dolgu ihtiyacı doğduğunda bile, klinik ortama ve hekime zaten güvenen çocuk, hiçbir direnç veya fobi göstermeden tedaviye kolayca uyum (kooperasyon) sağlar.

Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Kapsamında Hangi Koruyucu Uygulamalar Yapılır?

Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) kapsamında; diş minesini asitlere karşı kimyasal olarak güçlendiren flor vernik işlemleri ve azı dişlerinin çiğneme yüzeylerindeki derin, anatomik çukurları tıkayarak bakteri yerleşimini fiziksel olarak engelleyen fissür örtücü (sealant) uygulamaları gibi birincil koruyucu tıbbi prosedürler yapılır. Bu uygulamalar dişlerin çürümesini başlamadan durdurur.

2026 sağlık mevzuatı çerçevesinde koruyucu hekimlik, hastalık oluştuktan sonra onu tedavi etmekten çok daha değerli bir tıbbi yaklaşımdır. Çürük oluşumu bir kader değil, önlenebilir bir bakteriyel enfeksiyondur. Flor vernik uygulaması, kurulanmış dişlerin yüzeyine özel bir fırçayla sürülen tıbbi bir ciladan ibarettir. Bu cila, diş minesiyle birleşerek onu erimez (florapatit) bir yapıya dönüştürür. Fissür örtücüler ise matkap (frez) kullanılarak dişin hiç aşındırılmadığı, sadece 6 ve 12 yaşlarında süren kalıcı büyük azı dişlerinin girintilerini (kanyonlarını) sıvı bir reçineyle düzleştirme işlemidir. Fırça kıllarının giremediği bu dar çukurlar kapatıldığında, yiyecek artıklarının hapsolması imkansız hale gelir ve diş uzun yıllar boyunca çürüksüz kalır.

Süt Dişlerinin Erken Kaybedilmesi Çene Gelişiminde Hangi Sorunlara Yol Açar?

Süt dişlerinin çürük veya travma nedeniyle erken kaybedilmesi, çekim boşluğunun etrafındaki komşu dişlerin o alana doğru devrilmesine neden olarak çene kavisini daraltır ve alttan gelmekte olan kalıcı dişin sürme (çıkma) yolunu kapatarak kalıcı dişin gömülü kalması veya çapraşık çıkması gibi iskeletsel ve ortodontik sorunlara yol açar.

Süt dişlerinin temel görevi sadece yemek çiğnemek değildir; asıl görevleri altlarındaki çene kemiğinde büyümekte olan kalıcı dişler için “doğal bir rezervasyon alanı” (yer tutucu) olmaktır. Örneğin, 11 yaşında çıkması gereken bir kalıcı dişin üzerindeki süt dişi 7 yaşında çekilmek zorunda kalırsa, geriye kalan 4 yıllık sürede boşluğun arkasındaki dişler öne doğru, önündeki dişler ise arkaya doğru kayar. Sonuç olarak boşluk tamamen kapanır. Zamanı geldiğinde alttan yukarı doğru sürmeye çalışan asıl diş, yol bulamadığı için ya damak tarafından ya da dudak tarafından fırlak bir şekilde çıkar. Düzenli kontrollerde bu risk öngörüldüğünde, hekim dişin çekildiği yere basit bir tel olan “yer tutucu” (space maintainer) uygular ve çene kavisindeki bu daralmayı mekanik olarak engeller.

Süt Dişi Kayıplarında Çene Dinamiğindeki Değişimler
Erken Kaybın EtkisiFizyolojik SonucuAlınan Tıbbi Önlem
Komşu Dişlerin KaymasıÇene kavisinde (ark uzunluğunda) daralma oluşur.Sabit veya hareketli yer tutucu (Space Maintainer) apareyler.
Sürme Rehberliğinin KaybıKalıcı diş gömülü kalır veya çapraşık (farklı yönden) sürer.Düzenli radyolojik (röntgen) takibi ve alan koruması.
Çiğneme Fonksiyon KaybıTek taraflı çiğnemeye bağlı çene asimetrisi ve kas gelişimi.Birden fazla kayıp varsa fonksiyonel çocuk protezleri.

Karma Dişlenme Döneminde Ortodontik İhtiyaçlar Nasıl Değerlendirilir?

Karma dişlenme döneminde (6-12 yaş arası) ortodontik ihtiyaçlar, ağızda hem dökülen süt dişlerinin hem de yeni süren kalıcı dişlerin bir arada bulunduğu bu aktif evrede, panoramik röntgenler ve klinik muayenelerle çene darlıklarının veya iskeletsel asimetrilerin tespit edilmesiyle değerlendirilir. Büyüme potansiyeli kullanılarak erken müdahale imkanı sağlanır.

Ortodontik (tel) tedavisi için tüm dişlerin dökülmesini ve çocuğun 13-14 yaşına gelmesini beklemek, modern iskeletsel analizlerde kabul görmeyen gecikmiş bir yaklaşımdır. Çene kemikleri 7 ile 10 yaşları arasında son derece yumuşak ve esnektir. Düzenli hekim kontrollerinde çocuğun alt çenesinin çok geride (retrognati) veya üst çenesinin çok dar olduğu teşhis edilirse, “önleyici ortodonti” devreye girer. Basit bir hareketli damaklık veya yüz maskesi yardımıyla çene kemiğinin büyüme yönü kolayca manipüle edilebilir (yönlendirilebilir). Bu yaşlarda çözülmeyen iskeletsel bozukluklar, kemik gelişimi durduğunda sadece ileri cerrahi ameliyatlarla (ortognatik cerrahi) düzeltilebilir hale gelir. Bu yüzden rutin takipler, çocuğun yüz estetiğinin bir heykeltıraş gibi işlendiği altın çağdır.

Flor ve Fissür Örtücü Uygulamaları İçin Hangi Yaş Aralıkları Takip Edilmelidir?

Flor uygulamaları, çocuğun çürük risk profiline göre süt dişlerinin sürmesinden itibaren her altı ayda bir düzenli olarak takip edilmelidir; fissür örtücü işlemleri ise ilk kalıcı büyük azı dişlerinin ağızda göründüğü 6 yaş civarında ve ardından ikinci büyük azı dişlerinin sürdüğü 12 yaş döneminde uygulanacak şekilde izlenmelidir.

Diş gelişimi bir takvime bağlı ilerler. 6 yaş civarı ebeveynler için genellikle yanıltıcı bir evredir çünkü en arkada süren ilk kalıcı büyük azı dişi (6 yaş dişi), yerine bir süt dişi düşmeden (direkt diş etini yararak) çıktığı için ebeveynler tarafından genellikle süt dişi zannedilir ve bakımı ihmal edilir. İşte bu kritik eşik, fissür örtücülerin devreye girmesi gereken ana randevudur. Daha sonra 11-12 yaşlarında arkadan ikinci büyük azı dişleri (12 yaş dişleri) çıkar ve onlara da aynı koruma prosedürü uygulanır. Flor cila (vernik) işlemleri ise belirli bir diş çıkarma yaşına bağlı değildir; mine tabakasını sürekli olarak asit saldırılarına hazır tutmak adına, düzenli kontrol seanslarının standart bir parçası olarak her altı ayda bir tüm diş yüzeylerine sürülerek yenilenir.

Ev Tipi Ağız Bakımı Klinik Muayenelerin Yerini Tutabilir mi?

Ev tipi ağız bakımı ve mekanik fırçalama, yumuşak bakteri plağının uzaklaştırılması için hayati bir zorunluluk olsa da; dişlerin ara yüzlerinde gizlenen başlangıç çürüklerinin teşhisini, diş taşı temizliğini ve iskeletsel gelişim analizini sağlayamayacağı için profesyonel cihazlarla yapılan klinik muayenelerin yerini tıbben asla tutamaz. İki süreç birbirini tamamlar.

Ebeveynlerin çocuklarına günde iki kez florürlü macunla fırçalama yaptırması, çürükle mücadelenin en temel taşıdır. Ancak insan gözü ve diş fırçası her şeye yetmez. Özellikle iki dişin birbirine değdiği ara (kontak) noktalarındaki çürükler dışarıdan bakıldığında bembeyaz görünürken, içeride dişin yarısını oymuş olabilir. Bu ara yüz çürükleri (arayüz kaviteleri) ancak hekimin klinik ortamda çekeceği özel “ısırtma (bite-wing)” röntgenleriyle saptanabilir. Ayrıca tükürük yapısındaki minerallerin çökelmesiyle oluşan diş taşları, fırçalamayla yerinden sökülmez; sadece hekimin uygulayacağı ultrasonik temizleyicilerle zarar verilmeden arındırılır. Düzenli fırçalayan bir çocuğun hekime ihtiyacı yoktur düşüncesi, teşhisi geciktiren tıbbi bir yanılgıdır.

Sistemik veya Özel Gereksinimli Çocuklarda Kontrol Sıklığı Nasıl Ayarlanır?

Sistemik hastalıkları, fiziksel veya zihinsel gelişim farklılıkları (özel gereksinimleri) bulunan çocuklarda kontrol sıklığı, bu bireylerin motor becerilerindeki zorluklar veya kullandıkları ilaçlar nedeniyle çürük risklerinin çok daha yüksek olması sebebiyle, hekimin multidisipliner değerlendirmesi sonucunda genellikle standart süreden daha kısa olan iki veya üç aylık periyotlara ayarlanır.

Otizm spektrum bozukluğu, serebral palsi veya Down sendromu gibi tıbbi tabloları bulunan çocuklarda ağız hijyenini sağlamak evde oldukça zordur. Çocuğun diş fırçalamayı reddetmesi, el koordinasyonunun (motor becerilerinin) zayıf olması veya beslenmesinde yumuşak diyetlerin (pürelerin) ağırlıkta olması çürük oluşumunu hızlandırır. Ayrıca birçok kronik hastalıkta düzenli kullanılan şurup formundaki ilaçlar yoğun miktarda şeker içerir. Bu gruptaki çocuklarda büyük çürüklerin oluşması, diş tedavisi için genel anestezi veya ağır sedasyon gereksinimini doğurur. Bu anestezi ihtiyacını minimuma indirmek amacıyla, bu çocuklar “çok yüksek çürük riski” grubuna alınır ve diş hekimi tarafından aylık veya üç aylık sıkı bir gözlem (koruyucu flor, fırçalama takviyesi) altında tutularak hastalıkların oluşması engellenir.

İzmir Avrupadent Kliniklerinde Çocuk Hasta Takipleri Nasıl Organize Edilir?

İzmir Avrupadent kliniklerinde çocuk hasta takipleri, 2026 sağlık mevzuatı kalite standartlarına uygun olarak oluşturulan kişisel tıbbi dosyalar üzerinden sistemli bir şekilde kaydedilerek ve çocuğun bireysel çürük riski ile gelişim evresi göz önüne alınarak belirlenen zamanlarda ailelerin iletişim kanalları vasıtasıyla otomatik olarak bilgilendirilmesiyle profesyonelce organize edilir.

Diğer Bloglar

Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur?

İzmir’de Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur? İzmir’de çocuklarda diş apsesi, tedavi edilmeyen derin çürüklerin, eski sızdıran dolguların veya dişe alınan fiziksel travmaların, dişin merkezindeki canlı sinir ve damar ağına (pulpaya) ulaşarak bu dokuyu enfekte etmesi ve öldürmesi (nekroz) sonucu oluşur. Ölen dokudaki bakteriler kök ucundan çene kemiğine yayılır ve vücudun bağışıklık sistemi bu bakterileri sınırlandırmak […]

Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır? İzmir’de çocuklarda kanal tedavisi; derin çürüklerin dişin merkezindeki sinir dokusuna (pulpaya) ulaşarak gece uykudan uyandıran zonklayıcı ağrılar yaratması, düşme veya çarpma gibi travmalar sonucu dişin canlılığını yitirmesi (nekroz), diş etinde apse (sivilce) oluşması ve enfeksiyonun alttaki kalıcı diş tohumunu tehdit ettiği tıbbi durumlarda uygulanır. Çocukluk çağında diş tedavileri […]

Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı?

İzmir’de Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı? İzmir’de çocuklarda süt dişlerine kanal tedavisi, derinleşen çürüklerin dişin merkezindeki sinir ve damar odasına (pulpaya) ulaşarak iltihap yaratması durumunda, o dişi erken çekimden kurtarmak ve fizyolojik dökülme yaşına kadar ağızda tutabilmek amacıyla medikal standartlar çerçevesinde sıklıkla yapılır. Süt dişlerinin de tıpkı yetişkin dişleri gibi kökleri ve sinirleri […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu işlemi sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en temel tıbbi adımlar; şayet işlem sırasında bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) uygulandıysa uyuşukluk hissi tamamen geçene kadar çocuğun dudak, yanak veya dilini ısırıp zedelememesi için ortalama iki saat boyunca hiçbir katı gıda verilmemesi, bu süre zarfında çocuğun […]

Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı?

İzmir’de Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı? İzmir’de süt dişlerine dolgu, çürük nedeniyle bütünlüğü bozulan dokunun dikkatlice temizlenip dişin normal çiğneme fonksiyonuna dönmesini sağlamak amacıyla elbette yapılır. Süt dişleri yapısal olarak geçici olmalarına rağmen konuşma, beslenme ve alttan gelecek kalıcı dişlere rehberlik etme gibi hayati görevleriyle yıllarca ağızda kalmak zorundadır; bu yüzden çürük durumunda dolgu ile […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu, diş minesindeki çürük başlangıcı flor verniklerle durdurulamayacak boyuta ulaştığında ve demineralizasyon dentin tabakasına geçerek küçük bir oyuk (kavite) oluşturduğunda zaman kaybedilmeden yapılır. Çürük dokunun matkap yardımıyla temizlenip biyouyumlu materyallerle doldurulması, enfeksiyonun sinirlere inmesini önler. Pediatrik diş hekimliğinde en sık uygulanan restoratif işlemlerden biri olan […]

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur? Çocuklarda çürük diş tedavi edilmezse, başlangıçta sadece mine yüzeyinde olan bakteriyel enfeksiyon hızla dişin iç sinirlerine, oradan da çene kemiğine yayılarak şiddetli apselere, uykuyu bölen gece ağrılarına ve genel bağışıklık sistemini tüketen fokal enfeksiyonlara dönüşür. Ayrıca, bu iltihaplı süreç alttaki kalıcı diş tohumlarını kalıcı olarak zedeler ve iskeletsel […]

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır? Çocuklarda diş çürüğünü önlemek için beslenme; kalsiyum, fosfor ve lif açısından zengin, rafine şeker ile yapışkan karbonhidratlardan uzak, ana öğünlerin vurgulandığı ve ara öğünlerin sınırlandırıldığı bir düzende olmalıdır. Asit üreten bakterileri besleyen gıdalar yerine, tükürük akışını artıran ve mineyi hücresel olarak onaran peynir, yoğurt ve çiğ sebzeler […]