İzmir’de Süt Dişleri Neden Çürür?
İzmir’de süt dişleri; mine tabakasının anatomik olarak kalıcı dişlere göre yarı yarıya daha ince ve organik madde açısından daha zengin olması, ağız florasındaki bakterilerin rafine şekerleri fermente ederek asit üretmesi ve çocukluk dönemindeki beslenme/hijyen alışkanlıklarının bu asit saldırısını desteklemesi nedeniyle çürür. Süt dişi çürükleri, tek bir nedene bağlı olmayan, birden fazla yapısal ve çevresel faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bulaşıcı (mikrobiyal) bir doku hastalığıdır.
Ebeveynlerin çocuklarının ağız sağlığı konusunda en sık karşılaştığı ve en çok anlamlandırmakta zorlandığı tıbbi durum, düzenli fırçalama yapılmasına rağmen süt dişlerinin neden bu kadar hızlı çürüdüğüdür. Toplumda süt dişlerinin zaten dökülecek geçici yapılar olduğu için çürümeye yatkın olduğu gibi yanlış bir algı bulunmaktadır. Oysa ki süt dişlerinin çürüme mekanizması, insan biyolojisinin, modern çağın beslenme diyetlerinin ve ağız içindeki mikroskobik bakteri florasının çok karmaşık bir etkileşimine dayanır. İzmir lokasyonunda hizmet veren Avrupadent kliniklerinde yürütülen teşhis süreçleri, bir çürüğün sadece dişin üzerinde oluşan siyah bir leke olmadığını; tükürük kalitesi, nefes alma biçimi, biberon kullanımı ve hatta genetik miras gibi birçok görünmez sebebin bir sonucu olduğunu ortaya koymaktadır. Süt dişlerini korumanın ilk adımı, bu dişleri içeriden ve dışarıdan çürümeye iten temel biyolojik nedenleri doğru anlamaktır.
Süt Dişlerinin Yapısal Özellikleri Çürümeyi Nasıl Kolaylaştırır?
Süt dişlerinin yapısal özellikleri, mine ve dentin adı verilen koruyucu tabakaların kalıcı dişlere oranla çok daha ince olması ve mineral (kalsiyum) yoğunluklarının daha düşük olması sebebiyle, asit saldırılarının bu dokuyu yetişkin dişlerine kıyasla çok daha hızlı ve kolay bir şekilde delmesine (çözmesine) imkan tanıyarak çürümeyi kolaylaştırır.
Bir çocuğun ağzındaki süt dişi ile bir yetişkinin ağzındaki kalıcı diş, dışarıdan bakıldığında sadece boyut olarak farklı görünse de mikroskobik hücresel yapıları birbirine benzemez. Yetişkin bir bireyin diş minesi, yoğun kalsiyum kristalleriyle örülmüş, insan vücudundaki en sert kalkandır. Asitlerin bu kalkanı delip sinirlere ulaşması yıllar alan kronik bir süreçtir. Ancak çocuklarda durum oldukça kırılgandır. Süt dişinin mine tabakası ortalama bir milimetre civarındadır ve içindeki inorganik (sert) madde miktarı daha az, organik (su ve protein) madde miktarı daha fazladır. Ayrıca dişin içindeki sinir odacığı (pulpa) yüzeye çok yakındır. Bakteriler asit ürettiğinde, bu zayıf mine tabakası hızla ufalanır ve çürük sadece birkaç ay içinde sinirlere ulaşıp apse yapacak kadar agresif bir ilerleme kaydeder. Yapısal zayıflık, çürüğün en temel anatomik nedenidir.
| Anatomik Yapı | Süt Dişi Özellikleri | Kalıcı Diş Özellikleri |
|---|---|---|
| Mine Tabakası Kalınlığı | Çok ince (Asite karşı fiziksel bariyeri zayıftır). | Kalın ve yoğundur (Asitlere daha dayanıklıdır). |
| Mineral Yoğunluğu | Daha az kalsiyum içerir, erimeye elverişlidir. | Yüksek kalsiyum içerir, çok serttir. |
| Pulpa (Sinir Odası) Konumu | Diş yüzeyine çok yakındır, çürük hemen sinire ulaşır. | Dişin derinlerindedir, çürüğün ulaşması zaman alır. |
İzmir Avrupadent Kliniklerinde Beslenme Hatalarının Çürüğe Etkisi Nasıl Değerlendirilir?
İzmir Avrupadent kliniklerinde beslenme hatalarının çürüğe etkisi, çocuğun öğün aralarında sıklıkla tükettiği rafine şeker ve karbonhidrat miktarının ağız içi pH seviyesini sürekli asidik tutarak diş minesinin kendi kendini onarmasına (remineralizasyona) zaman bırakmadığı ve tükürüğün asidi yıkama fonksiyonunu sekteye uğrattığı gerçeği üzerinden bilimsel bir diyet analiziyle değerlendirilir.
Çocukluk çağında çürük oluşumu bir hastalık değil, genellikle yaşam tarzının bir sonucudur. Çürüğün etiyolojisinde (nedenbiliminde) beslenmenin rolü, sadece “ne yendiği” ile değil, “ne sıklıkla yendiği” ile ölçülür. İzmir lokasyonundaki klinik gözlemler, çocukların gün içine yayılmış sürekli atıştırma (grazing) alışkanlıklarının çürük oranlarını patlattığını göstermektedir. Ağza giren her tatlı veya karbonhidratlı gıda (bisküvi, kraker, paketli meyve suları), çürük bakterileri (Streptococcus mutans) tarafından anında laktik aside dönüştürülür. Tükürüğün bu asidi yıkayıp ağzı nötr hale getirmesi yaklaşık 30-40 dakika sürer. Eğer çocuk her yarım saatte bir ağzına bir şey atarsa, dişler sabahtan akşama kadar kesintisiz bir asit banyosunda kalır. Mine erimesi hızlanır ve çürük başlar. Hekimler, ailelerden beslenme günlüğü isteyerek bu diyet hatalarını tespit eder ve besinlerin sadece ana öğünlerde tüketilmesini tavsiye eder.
Gece Beslenmesi Süt Dişlerini Neden Hızlı Çürütür?
Gece beslenmesi süt dişlerini hızlı çürütür çünkü uyku sırasında ağız içindeki tükürük akış hızı fizyolojik olarak durma noktasına gelir ve uyku öncesi içilen süt, mama veya ballı suların içindeki doğal şekerler gece boyunca diş yüzeyinde yıkanmadan kalarak bakteriler için kesintisiz bir asit üretim merkezi oluşturur.
Birçok ebeveyn, sütün kalsiyum içerdiği için dişlere iyi geleceğini düşünerek bebeklerini gece uykusuna biberonla süt içirerek yatırır. Bu, diş hekimliği literatüründe “Erken Çocukluk Çağı Çürüğü” (halk arasındaki adıyla biberon çürüğü) adı verilen ve süt dişlerini köklerine kadar tahrip eden durumun birincil nedenidir. Gündüz saatlerinde çocuk süt içtiğinde, yutkunma ve aktif tükürük salgısı sütün dişler üzerinde uzun süre kalmasını engeller. Ancak gece boyunca ağız hareketsiz ve kurudur. Sütün içindeki laktoz (süt şekeri), üst ön kesici dişler başta olmak üzere dişlerin boyun kısımlarında saatlerce mayalanır. Asit saldırısı sabaha kadar sürer. Bu nedenle dişlerin ufalanarak kırılmaması için, gece beslenmesinin ardından dişlerin mutlaka nemli bir gazlı bezle silinmesi veya çocuğa su içirilmesi şarttır.
Şekerli İlaç ve Şuruplar Süt Dişlerinde Çürük Oluşumunu Tetikler mi?
Şekerli ilaç ve şuruplar, çocukların ilaçları daha rahat içebilmesi için içerdikleri yüksek orandaki sukroz ve fruktoz gibi tatlandırıcılar nedeniyle, özellikle gece uyumadan önce kullanılıp sonrasında dişler fırçalanmadığında süt dişlerinin yüzeyinde yapışkan, asidik bir tabaka oluşturarak çürük oluşumunu çok güçlü bir şekilde tetikler.
Kronik hastalıkları olan, sık sık astım şurubu, vitamin takviyesi veya antibiyotik süspansiyonları kullanan çocuklarda diş çürüğü görülme oranı oldukça yüksektir. İlaç üreticileri, acı veya kötü tada sahip tıbbi etken maddeleri çocuklara kabul ettirebilmek için şurupların içine yoğun miktarda şeker (tatlandırıcı) koyarlar. Genellikle hastalanan çocuğun gece uykusundan uyandırılarak ilacı verilir ve ardından çocuk tekrar uyutulur. Dişlerin yüzeyine sıvanan bu kalın şekerli şurup tabakası, bütün gece boyunca bakteriler tarafından aside dönüştürülür. Çocuğun hastalığı geçerken, dişleri sessizce erimeye başlar. Bu biyokimyasal yıkımı engellemek adına, şurup kullanıldıktan hemen sonra çocuğun ağzının en azından suyla çalkalanması veya bir parça şekersiz peynir verilerek ağız içi asit dengesinin nötralize edilmesi son derece önemlidir.
- Vitamin Şurupları: Günlük kullanıldığı için uzun vadede diş yüzeyinde sürekli şeker göllenmesi yaratır.
- Antibiyotik Süspansiyonları: Yapışkan formları nedeniyle diş eti sınırlarına (kole bölgesine) tutunarak aside dönüşür.
- Astım İnhalerleri: İçerdikleri maddeler ve şeker sebebiyle hem ağız kuruluğu yapar hem de çürük riskini artırır.
Anne ve Babadan Bebeğe Çürük Bakterisi Nasıl Bulaşır?
Çürük bakterisi anne ve babadan bebeğe; mamayı kendi ağzında ısı testinden geçirip bebeğe yedirmek, emziği yere düştüğünde kendi ağzında temizleyip bebeğe vermek veya bebeği dudaklarından öpmek yoluyla, yetişkinin tükürüğünde bulunan aktif çürük bakterilerinin (Streptococcus mutans) bebeğin steril ağız florasına taşınmasıyla (vertikal geçiş) doğrudan bulaşır.
Diş çürüğü, genetik olarak DNA ile aktarılan bir hastalık değil, çevresel olarak kazanılan mikrobiyal ve bulaşıcı bir enfeksiyondur. Yeni doğan bir bebeğin ağzında çürük yapıcı bakteri bulunmaz. Bu bakteriler dışarıdan gelmek zorundadır ve genellikle bu transfer bebeğe en çok temas eden birincil bakım verenler (anne, baba veya bakıcı) tarafından yapılır. Eğer ebeveynin ağzında tedavi edilmemiş aktif çürükler, apse oluşumları veya yoğun diş taşı varsa, tükürüğündeki bakteri florası son derece saldırgandır. Ortak kaşık kullanımı gibi çok masum görünen günlük eylemler, milyonlarca bakteriyi bebeğin ağzına eker. Bebeğin ilk süt dişi sürdüğü (çıktığı) anda, bu bakteriler o dişin sert yüzeyine sıkıca tutunarak kolonize olur ve asit üretmeye başlarlar. Ebeveynlerin kendi ağız bakımlarını eksiksiz yapmaları, bebeğin dişlerini çürükten korumanın ilk görünmez kuralıdır.
Tükürük Akışının ve İçeriğinin Süt Dişlerindeki Koruyucu Etkisi Neden Zayıflar?
Tükürük akışının ve içeriğinin süt dişlerindeki koruyucu etkisi; çocuğun yetersiz su tüketmesi, sürekli ağızdan nefes alarak ağız içini kurutması veya bazı sistemik hastalıklar nedeniyle tükürük bezlerinin çalışma hızının düşmesi sonucunda zayıflar. Tükürük miktarının azalması, asitlerin yıkanmasını ve mineye kalsiyum geri dönüşümünü (remineralizasyonu) engelleyerek çürük hızını artırır.
İnsan anatomisinde tükürük, dişleri yıkayan, bakterileri seyrelten ve asit ortamını bazik ortama çeken (tamponlayan) en muazzam organik savunma sıvısıdır. Tükürüğün içinde diş minesini onaran kalsiyum, fosfat ve florür iyonları bulunur. Eğer bir çocuk yeterince sıvı tüketmiyorsa, tükürüğü koyulaşır ve yıkayıcı özelliğini kaybeder. Yapışkan hale gelen tükürük, bakteri plağının diş yüzeyine daha sıkı tutunmasına neden olur. Özellikle geceleri horlayan, burnu tıkalı olduğu için ağzı açık uyuyan çocuklarda dişler gece boyunca havayla temas eder ve kurur. Kuruyan diş minesi, tükürüğün koruyucu şemsiyesinden mahrum kalarak bakteriyel asitlere karşı tamamen savunmasız bir duruma düşer. Bu nedenle tükürük kalitesi, çürük oluşumunu engelleyen görünmez bir biyolojik bariyerdir.
| Tükürük Fonksiyonu | Biyokimyasal Görevi | Eksikliğinde Yaşanan Tablo |
|---|---|---|
| Mekanik Yıkama | Gıda artıklarını ve bakterileri yutak bölgesine doğru süpürür. | Plağın diş yüzeyine sıkıca yapışması ve biyofilm oluşturması. |
| Asit Tamponlama | Bakteri asitlerini bikarbonat içeriğiyle nötralize eder (pH’ı dengeler). | Ağız içinin sürekli asidik kalması ve minenin hızla çözünmesi. |
| Remineralizasyon | Kalsiyum ve fosfat iyonlarını zayıflamış mineye geri taşır. | Başlangıç çürüklerinin onarılamayarak derin oyuklara dönüşmesi. |
Çocuklarda Yanlış Fırçalama Alışkanlıkları Süt Dişi Çürüklerini Nasıl Hızlandırır?
Çocuklarda yanlış fırçalama alışkanlıkları; sadece dişlerin dışarıdan görünen ön yüzeylerinin fırçalanıp, asıl çürük merkezi olan arka azı dişlerinin girintili (çiğneme) yüzeylerinin ve arka kısımlarının ihmal edilmesi nedeniyle plak tabakasının diş üzerinde kalarak olgunlaşmasına ve asit üretmeye devam etmesine olanak tanıyarak süt dişi çürüklerini hızlandırır.
Çürükle mücadelenin evdeki en büyük silahı fırçalamadır; ancak yetersiz bir fırçalama hiç fırçalamamakla aynı yıkıcı sonuçları doğurabilir. 7-8 yaşından küçük çocukların ince motor becerileri (el-göz koordinasyonları), fırçayı ağzın en arkasındaki dişlerin iç yüzeylerine doğru açıyla ulaştırabilecek kadar gelişmemiştir. Çocuk fırçayı sadece ön dişlerine sürterek temizlik yaptığını zannederken, arka dişlerin çukurlarında (fissürlerinde) ve diş eti sınırlarında gıda artıkları kalır. Şayet ebeveyn bu işlemi takip edip fırçalamayı kendi elleriyle tamamlamazsa, o kör noktalarda biriken plaklar 48 saat içinde organize bir bakteri tabakasına (biyofilme) dönüşür. Bu kalın tabakanın altındaki bakteriler, dışarıdaki oksijenden bağımsız olarak mineyi oymaya başlar. Ayrıca iki dişin birbirine yaslandığı ara yüzeyler fırçayla ulaşılamaz alanlardır. Arayüz çürükleri (gizli çürükler) diş ipi kullanılmaması nedeniyle süt dişlerinde en sık karşılaşılan ikinci fırçalama hatasıdır.
Ağızdan Nefes Alma Alışkanlığı Süt Dişlerini Neden Çürütür?
Ağızdan nefes alma alışkanlığı, alınan sürekli hava akımıyla ağız içindeki mukozanın ve dişlerin üzerindeki koruyucu tükürük tabakasının hızla buharlaşıp kurumasına neden olarak, tükürüğün çürük asitlerini yıkama ve dişi onarma işlevini ortadan kaldırdığı için dişleri asit saldırılarına karşı tamamen savunmasız bırakır ve ön dişlerden başlayan hızlı çürüklere yol açar.
Solunumun doğal ve sağlıklı yolu burundur. Ancak çocuklarda geniz eti büyümesi (adenoid vejetasyon), kronik bademcik şişliği, alerjik rinit veya dar üst çene yapısı gibi anatomik engeller, çocuğun mecburen ağzından nefes almasına neden olur. Gündüzleri uyanıkken bu durum kısmen tolere edilebilir, ancak gece uyurken ağzı açık uyuyan bir çocuğun ön kesici dişleri havayla direkt temas halinde saatlerce kurur. Islak olmayan bir diş minesi, florür veya kalsiyum iyonlarını kullanamaz. Kuruyan diş yüzeylerine bakteriler çok daha yapışkan bir şekilde (tutkalsı bir formda) tutunur. Bu klinik tablo genellikle üst ön dişlerin diş etiyle birleştiği kole bölgesinde beyaz mat lekelerin oluşması ve ardından diş etinin şişip kanamasıyla devam eder. Sorunun çözümü sadece diş hekimliğinde değil, KBB (Kulak Burun Boğaz) uzmanlarıyla yapılacak multidisipliner bir hava yolu tedavisindedir.
Emzik ve Biberon Kullanımı Süt Dişlerinin Çürümesine Nasıl Yol Açar?
Emzik ve biberon kullanımı; özellikle emziğin bebeği sakinleştirmek amacıyla bala, pekmeze veya reçele batırılarak verilmesi, biberonun ise sürekli ağızda bir emzik gibi tutularak içindeki şekerli sıvıların süt dişleriyle aralıksız temas halinde bırakılması nedeniyle ağız içi asit dengesini bozarak süt dişlerinin hızla çürümesine yol açar.
Bebeklerin emme refleksi psikolojik bir rahatlama aracıdır. Ancak bu araçların amacı dışında kullanılması felaketle sonuçlanır. Ebeveynler bazen ağlayan çocuğu anında susturmak için pratik ama tıbbi olarak son derece tehlikeli bir yöntem olan “tatlıya batırılmış emzik” yöntemini seçerler. Bu işlem, saf şekeri (karbonhidratı) alıp doğrudan diş minesinin üzerine saatlerce sürtmek anlamına gelir. Bakteriler bu saf şekere hücum eder. Biberon kullanımı da benzer bir risk taşır. Biberondan sıvı içerken bebeğin dili alt dişlerin üzerini kapatır, ancak üst dişler biberondan gelen sıvıyla (meyve suyu, tatlandırılmış süt vb.) direkt yıkanır. Biberonun uzun saatler ağızda kalması, üst ön dişleri çürütürken alt ön dişlerin sağlam kalmasına neden olan tipik “biberon çürüğü” anatomisini yaratır.
İlk Çürük Belirtileri Nelerdir ve İzmir’de Hangi Tıbbi Süreçlerle Takip Edilir?
İlk çürük belirtileri, süt dişlerinin mine yüzeyinde oluşan ve dışarıdan bakıldığında çukur görünmeyen tebeşirimsi mat beyaz lekeler (demineralizasyon alanları) veya diş eti sınırındaki sarımtırak renk değişimleridir. İzmir kliniklerimizde bu belirtiler, düzenli radyolojik görüntülemeler (arayüz röntgenleri) ve görsel muayenelerle takip edilerek çürük henüz kırılma (kavite) yaratmadan tespit edilir.
Toplumda çürük denildiğinde akla ilk olarak dişteki siyah oyuklar gelir. Oysa ki siyah bir oyuk (kavite) oluşmuşsa, çürük artık çok ilerlemiş ve dokuyu parçalamış demektir. Çürük oluşumu sessiz başlar. Dişin minesi asitlerden dolayı kalsiyumunu kaybettiğinde, o bölgenin ışık kırma indeksi değişir ve dişin üzerinde sanki tebeşir tozu sürülmüş gibi mat, cansız beyaz bir leke oluşur. Bu aşama “başlangıç lezyonu”dur ve henüz diş delinmediği için hiçbir matkap (frez) kullanılmadan geri döndürülebilir (iyileştirilebilir) bir aşamadır. Ayrıca iki dişin arasına sıkışan gıdaların yarattığı çürükler, dışarıdan üstten bakıldığında bembeyaz görünürken içeriden dişi oyar. İzmir’deki pedodonti süreçlerinde, gözden kaçabilecek bu sinsi belirtiler özel ışık sistemleri ve ısırttırma (bite-wing) röntgenleriyle ortaya çıkarılır.
Genetik Faktörler Süt Dişi Çürüklerinde Ne Kadar Etkilidir?
Genetik faktörler; çocuğun diş minesinin yapısal kalitesini (kristal yoğunluğunu), tükürük bezlerinin ürettiği sıvının asitleri dengeleme (tamponlama) kapasitesini ve dişlerin çene üzerindeki dizilim anatomisini (girinti-çıkıntı derinliğini) belirleyerek süt dişi çürüklerine yatkınlık üzerinde dolaylı ancak son derece önemli bir biyolojik etkiye sahiptir.
Aileler genellikle “bizim genetiğimizde diş çürüğü var, çocuğum da ondan çürüyor” diyerek çürük sorumluluğunu sadece genetiğe atma eğilimindedir. Tıp bilimi açısından genetik, diş çürüğünün kesin nedeni değil, sadece risk faktörüdür. Genetik kodlar, bir çocuğun dişindeki vadilerin (fissürlerin) ne kadar derin olacağını belirler. Çukurlar çok derinse, oraya daha çok bakteri sıkışır. Ayrıca bazı bireylerin tükürüğü genetik olarak daha alkali (bazik) iken, bazılarınınki asidiktir. Asidik tükürüğü olan bir çocuk çürümeye daha yatkındır. Amelogenezis imperfekta gibi nadir görülen kalıtsal hastalıklar, minenin doğuştan ince veya defektli oluşmasına neden olabilir. Ancak, genetik miras ne kadar zayıf olursa olsun; eğer ağızda şeker yoksa ve dişler düzenli fırçalanıyorsa bakteriler asit üretemez. Yani genetik yatkınlık, doğru hijyen ve beslenme alışkanlıklarıyla tamamen bertaraf edilebilir.
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Uzmanları Çürük Nedenlerini Nasıl Analiz Eder?
Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanları çürük nedenlerini, sadece ağız içindeki oyuklara bakarak değil; çocuğun detaylı beslenme günlüğünü inceleyerek, tükürük pH değerlerini (asidite oranlarını) klinik olarak değerlendirerek ve evdeki ebeveyn denetimli ağız hijyeni rutinlerini sorgulayarak kapsamlı bir tıbbi analiz (karyogram) yapar ve bireysel risk haritaları çıkarır.
Modern tıpta hastalıkları tedavi etmek yerine hastalığı yaratan nedeni (etiyolojiyi) ortadan kaldırmak hedeflenir. Çürük analizi bir dedektiflik sürecidir. Çocuğun ağzında bir çürük görüldüğünde hekim kendine şu soruları sorar: Bu çocuk neden çürüyor? Fırçalaması mı yetersiz, yoksa gizli bir şeker tüketimi mi var? Yoksa astım ilacı gibi tükürüğü kurutan bir medikal durumu mu var? Aileden alınan 3 günlük beslenme günlüğü, genellikle asıl suçluyu ortaya çıkarır. Bu analiz sonucunda her çocuk için standart bir tedavi değil, kişiselleştirilmiş bir önlem paketi hazırlanır. Düşük riskli çocuklar standart takibe alınırken, yüksek riskli çocuklara profesyonel flor vernikleri, fissür örtücüler ve özel diyet programları yazılarak çürük çemberi kırılır.
Tedavi Edilmeyen Süt Dişi Çürükleri Kalıcı Dişleri Hangi Yollarla Etkiler?
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, bakteriyel enfeksiyonun süt dişinin kök ucuna doğru ilerleyerek apse yapması ve bu asidik ortamın çene kemiğinin içinde hemen altta gelişmekte olan kalıcı dişin mine kalsifikasyonunu bozması yoluyla kalıcı dişlerde yapısal lekelere (Turner dişi) neden olarak onları kalıcı bir şekilde etkiler.
Süt dişlerinin altında, çene kemiğinin gizli odacıklarında (foliküllerde) kuluçka halinde bekleyen kalıcı dişler bulunur. Süt dişinin kökü ile bu kalıcı dişin tomurcuğu arasındaki anatomik mesafe milimetreliktir. Süt dişindeki basit bir çürük tedavi edilmediğinde sinire (pulpaya) inip enfeksiyon yaratır. Bu enfeksiyon kemiğe sızdığında, tam o sırada sertleşmeye (kalsifiye olmaya) çalışan kalıcı diş minesi bu asit saldırısına maruz kalır. Yıllar sonra o kalıcı diş ağızda göründüğünde, üzerinde kahverengi çukurlar veya eksik mine alanları barındırır. Ayrıca çürük nedeniyle süt dişi vaktinden çok erken çekilmek zorunda kalırsa, yandaki dişler boşluğa kayar ve o bölgeden çıkması gereken kalıcı diş sıkışarak gömülü kalır. Süt dişini çürükten korumak, aslında gelecekteki yetişkin diş dizilimini korumaktır.
İzmir’de Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Uygulamalarıyla Çürük Nedenleri Nasıl Ortadan Kaldırılır?
İzmir’de Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uygulamalarıyla çürük nedenleri, ailelere verilen doğru beslenme (şeker sınırlandırması) eğitimleri, yaşa uygun etkin fırçalama kontrolleri ve diş yüzeylerini bakterilere karşı fiziksel/kimyasal bir zırhla kaplayan profesyonel flor ile fissür örtücü (sealant) koruyucu işlemleriyle sistematik ve tıbbi olarak ortadan kaldırılır.
İzmir Avrupadent süreçlerinde, çocuğun kliniğe adım atması bir “tamirhane” ziyareti değil, koruyucu bir sağlık kalkanı oluşturma (önleyici tıp) seansıdır. Çürüğün temel nedenleri bilindiğine göre, hekimler bu nedenleri sistemden çıkaracak adımları atarlar. Bakterilerin saklandığı çukurlar (fissürler), hiç dişi aşındırmadan reçinelerle doldurularak düzleştirilir; böylece bakteriler fiziksel olarak engellenmiş olur. Mine tabakası, çürüğe (aside) karşı daha dayanıklı hale gelmesi için düzenli florür cilalarıyla (florapatit ile) kimyasal olarak güçlendirilir. Son ayak olan beslenme ve hijyen alışkanlıkları ise hekimin aileye ve çocuğa verdiği uygulamalı eğitimlerle düzeltilir. Bu üçlü ayak (fiziksel bariyer, kimyasal kalkan ve doğru yaşam tarzı) bir arada yürüdüğünde, diş çürüğünün çocukların ağzında oluşması için hiçbir biyolojik neden kalmaz.








