İzmir'de 19 diş kliniği şubemizle hizmetinizdeyiz.

Sizi arayalım.

Çocuklarda Atıştırmalık Tüketimi Diş Sağlığını Nasıl Etkiler?

İçindekiler

Çocuklarda Atıştırmalık Tüketimi Diş Sağlığını Nasıl Etkiler?

Çocuklarda atıştırmalık tüketimi, ağız içine alınan her karbonhidratlı ve şekerli gıdanın çürük yapıcı bakteriler tarafından aside dönüştürülmesiyle diş minesinin erimesine (demineralizasyon) yol açarak diş sağlığını doğrudan ve olumsuz yönde etkiler. Sürekli atıştırma alışkanlığı, doğal savunma mekanizması olan tükürüğün asidi dengelemesine fırsat vermeyerek çürük oluşumunu inanılmaz bir hızda tetikler.

Beslenme, çocuğun fiziksel gelişimi için temel gereksinimdir; ancak besinlerin alınma şekli ve sıklığı, ağız florası adı verilen karmaşık ekosistemin dengesini belirler. Modern çağın getirdiği paketli gıda tüketimi ve çocukların gün içine yayılan sürekli yeme istekleri, geleneksel diş çürüğü nedenlerini bambaşka bir boyuta taşımıştır. Ebeveynler genellikle çocuklarının dişlerini günde iki kez fırçalamanın çürükleri önlemek için yeterli olduğunu düşünürler. Oysa ki bir çocuğun diyetindeki “atıştırmalık profili”, fırçalamadan çok daha büyük bir etiyolojik (nedensel) rol oynar. İzmir lokasyonunda yer alan klinik tecrübelerimiz, en iyi fırçalama alışkanlıklarına sahip çocukların dahi, yanlış atıştırmalık tüketim saatleri yüzünden ciddi çoklu çürük vakalarıyla karşılaşabildiğini göstermektedir. Bu nedenle atıştırmalıkların diş minesine yaptığı kimyasal ve biyolojik etkileri tam olarak anlamak, koruyucu diş hekimliğinin temel felsefesini oluşturur.

Sık Atıştırma (Otlama Tipi Beslenme) Ağız İçi Asit Dengesini Nasıl Bozar?

Sık atıştırma alışkanlığı, her yeni gıda alımında ağız içi pH seviyesini mine erime sınırı olan 5.5’in altına çekerek sürekli bir asit üretimi başlattığı ve tükürüğün bu asidi yıkayıp ortamı nötrlemesine zaman bırakmadığı için ağız içi asit dengesini tamamen bozar. Bu durum, dişlerin sabahtan akşama kadar kesintisiz bir asit banyosuna maruz kalmasına neden olur.

Diş çürüğü oluşumunda “Stephan Eğrisi” olarak bilinen tıbbi bir biyokimya kuralı geçerlidir. Bir çocuk ağzına şekerli veya nişastalı bir atıştırmalık aldığında, diş yüzeyindeki bakteriler (Streptococcus mutans) bunu anında sindirir ve yan ürün olarak laktik asit çıkarır. Ağız içi pH değeri hızla düşer. Bu asit fırtınasının durulması ve tükürüğün ortamı temizleyerek eski güvenli haline (nötr pH seviyesine) döndürmesi yaklaşık 30 ile 40 dakika sürer. Eğer çocuk gün boyu elinde bir kraker, bisküvi veya meyve suyu ile dolaşıp (grazing / otlama tipi beslenme) her 15 dakikada bir ağzına bir lokma atarsa, tükürük hiçbir zaman o toparlanma süresini tamamlayamaz. Diş minesi, gün boyunca sürekli olarak asit saldırısı altında kalır ve mineral kaybederek (kalsiyum çözünmesi yaşayarak) çürümeye açık hale gelir.

Tüketilen Atıştırmalığın Miktarı mı Yoksa Tüketim Sıklığı mı Daha Tehlikelidir?

Diş çürüğü riskinde tüketilen atıştırmalığın miktarından ziyade, gün içindeki tüketim sıklığı tıbbi olarak çok daha tehlikelidir. Tek seferde yenen büyük bir porsiyon tatlı sadece bir kez asit saldırısı yaratırken, küçük bir paketin saatlere yayılarak yudum yudum veya parça parça tüketilmesi, tükürüğün toparlanmasını engelleyerek diş minesini aralıksız bir erime döngüsüne mahkum eder.

Ebeveynlerin atıştırmalık yönetiminde en sık düştükleri yanılgı, çocuğun yediği şekerin miktarını kısıtlayarak dişlerini koruduklarını düşünmeleridir. Oysa ağız florasındaki bakteriler için bir tam çikolata yemek ile küçük bir parça çikolata yemek arasında asit üretimi açısından (zaman bazında) çok büyük bir fark yoktur; her iki durumda da bakteri o şekeri algıladığı an asit üretimi başlar. Asıl yıkım, çocuğun eline tutuşturulan küçük bir paket cipsin veya meyve suyunun saatler boyunca azar azar tüketilmesidir. Miktar az olsa dahi, “frekans” (sıklık) yüksek olduğu için ağız hiçbir zaman asitten arınamaz. Bu yüzden koruyucu tıpta ailelere verilen temel tavsiye, atıştırmalıkların gün içine yayılmaması, verilecekse bir kerede verilip sürecin sonlandırılması yönündedir.

Yapışkan Özellikli Atıştırmalıklar Diş Minesini Neden Daha Hızlı Tahrip Eder?

Yapışkan özellikli atıştırmalıklar, dişlerin çiğneme yüzeylerindeki ince çukurlara ve diş aralarına macun gibi sımsıkı tutunarak tükürük tarafından yıkanamadıkları için diş minesini çok daha hızlı tahrip ederler. Uzun süre dişe yapışık kalan bu gıdalar, bakterilerin saatlerce aynı noktada kalarak asit üretmesini sağlayan kapalı ve yıkıcı bir enfeksiyon merkezi oluştururlar.

Gıdaların kimyasal içeriği kadar fiziksel özellikleri (formları) de çürük oluşturma potansiyellerini (karyojenitelerini) belirler. Jelibon, lokum, karamel, meyve barları veya yumuşak kurabiyeler ağza alındığında tükürükle birleşerek yapışkan bir hamur halini alır. Özellikle çocukların arka azı dişlerinin çiğneme yüzeyleri, fırça kıllarının bile zor ulaştığı ince derin vadilerle (fissürlerle) doludur. Yapışkan bir atıştırmalık bu vadilere dolduğunda, oradan kendiliğinden çıkması veya tükürükle akıp gitmesi imkansızdır. Bakteriler, bu yapışkan gıda kütlesinin içine yerleşir ve dış ortamdan izole bir şekilde günlerce asit üretebilirler. Sıvı gıdalar veya ağıza yapışmayan elma gibi katı gıdalar yutkunmayla hızla ağzı terk ederken, yapışkan gıdalar minenin yüzeyinde uzun vadeli, adeta eriyen bir asit bombası gibi işlev görür.

Atıştırmalıkların Fiziksel Formlarına Göre Çürük Riski Karşılaştırması
Gıda Formu ve ÖzelliğiAğızdan Temizlenme SüresiÇürük Oluşturma (Karyojenik) Riski
Sıvı Formlar (Su, Ayran)Çok hızlı (Yutkunmayla anında temizlenir).Düşük / Yok (Asidik olmayanlar).
Sert ve Gevrek Formlar (Havuç, Elma)Hızlı (Çiğneme ile diş yüzeyini mekanik olarak sıyırır).Düşük (Tükürük salgısını artırarak korur).
Yapışkan Formlar (Kraker, Karamel, Jelibon)Çok yavaş (Fırçalanmadığı sürece fissürlerde kalır).Çok Yüksek (Asit üretimini saatlerce destekler).

Sağlıklı Zannedilen Paketli Atıştırmalıkların (Kuru Meyve, Kraker) Gizli Zararları Nelerdir?

Sağlıklı zannedilen kuru meyveler, krakerler ve meyveli barlar, içerdikleri yoğun nişastanın ağızdaki enzimlerle anında şekere dönüşmesi ve diş yüzeyine zamk gibi yapışmaları nedeniyle sinsi zararlar taşırlar. Özellikle kraker gibi tuzlu karbonhidratlar, şekerleme ve çikolatalardan çok daha uzun süre dişte kalarak bakteriler için gizli ve tehlikeli bir asit yakıtı sağlarlar.

Ebeveynler, çocuklarını çikolata ve şekerlemeden uzak tutarak yerine tuzlu krakerler, galetalar veya kurutulmuş meyveler verdiklerinde çocuklarının dişlerini koruduklarını düşünürler. Bu tıbbi açıdan çok büyük bir yanılgıdır. Kuru meyveler (kuru üzüm, kuru incir vb.), içlerindeki suyun buharlaşmasıyla şekerin en yoğun ve yapışkan hale geldiği gıdalardır. Dişe bir karamel kadar sıkı tutunurlar. Benzer şekilde, kraker ve cips gibi nişasta bazlı atıştırmalıklar tuzlu olsalar da, ağızdaki “amilaz” enzimi bu nişastayı saniyeler içinde parçalayarak basit şekerlere dönüştürür. Üstelik kraker hamuru, çikolatadan çok daha fazla dişe yapışma eğilimindedir. Çikolata ağız ısısında eriyip yutulurken, kraker kalıntıları diş aralarında hamurlaşarak saatlerce asit üretimine zemin hazırlar. Bu nedenle, tuzlu veya organik etiketli paketli atıştırmalıklar, diş çürüğü söz konusu olduğunda masum değildir.

Atıştırmalık Sonrası Tükürük Akışı Dişleri Korumada Hangi Rolü Üstlenir?

Atıştırmalık sonrası tükürük akışı, içerdiği bikarbonat iyonlarıyla asidik ortamı nötralize edip (tamponlayıp) kalsiyum ve fosfat mineralleriyle zayıflamış diş minesini hücresel olarak onarma (remineralizasyon) rolünü üstlenir. Tükürük, ağız içindeki gıda artıklarını mekanik olarak yutağa doğru süpürerek dişleri bakterilerin asit saldırılarından koruyan en temel ve doğal biyokimyasal savunma kalkanıdır.

İnsan vücudunun ağız içi ekosistemini dengede tutmak için geliştirdiği en mükemmel sıvı tükürüktür. Bir çocuk atıştırmalık tüketmeye başladığında, beyin tükürük bezlerini uyararak salgı miktarını artırır. Gıda yutulduktan sonra ise tükürüğün asıl tıbbi görevi başlar. Bakterilerin şekerleri kullanarak ürettiği laktik asidi seyreltir ve pH seviyesini tekrar 7.0 (nötr) noktasına taşır. Bu dengelenme sırasında, asitlerin diş minesinden kopardığı kalsiyum ve fosfat iyonları, tükürük sıvısının içindeki mineraller sayesinde tekrar dişin yapısına kazandırılır. Bu yüzden tükürüğün kalitesi ve miktarı çok önemlidir. Yeterli su içmeyen, ağızdan nefes aldığı için ağzı kuruyan veya bazı sistemik ilaçlar nedeniyle tükürük akışı azalan çocuklarda, bu koruyucu mekanizma çalışmaz ve atıştırmalıkların tahrip edici gücü katlanarak artar.

Hangi Tür Atıştırmalıklar Diş Dostu Olarak Kabul Edilir?

Şekersiz yoğurt, beyaz peynir, çiğ fındık, badem ve taze gevrek sebzeler (havuç, salatalık) içerdikleri yüksek kalsiyum ve ağız içi asiditesini hızla bazik (alkali) seviyeye çeken tamponlayıcı özellikleri sayesinde diş dostu atıştırmalıklar olarak kabul edilir. Bu gıdalar aynı zamanda çiğnemeyi teşvik ederek koruyucu tükürük salgısını da mekanik olarak artırırlar.

Çocukların ara öğün ihtiyacını karşılarken seçilecek besinlerin sadece genel vücut sağlığına değil, ağız kimyasına da uygun olması gerekir. “Karyostatik” (çürük durdurucu) olarak adlandırılan bazı besinler, mine yüzeyini dışarıdan destekler. Örneğin süt ürünleri (şekersiz yoğurt, kaşar peyniri, beyaz peynir) mükemmel birer kalsiyum ve kazein deposudur. Eğer çocuk asitli veya şekerli bir gıda tükettiyse, hemen ardından ağzına atacağı bir parça sert peynir, ağız ortamındaki pH seviyesini anında alkali yöne çeker ve asidin dişleri eritmesini saniyeler içinde durdurur. Havuç, salatalık, kereviz gibi sert, sulu ve lifli sebzeler ise yüksek su içerikleriyle asidi seyreltirken, sert dokularıyla diş yüzeyini mekanik olarak fırçalar gibi temizler. Bu tür gıdaların ara öğün olarak benimsetilmesi, çürükle mücadelede ebeveynlerin en güçlü silahıdır.

Atıştırmalık Türlerinin Diş Minesine Biyokimyasal Etkisi
Atıştırmalık TürüAğız Florasına (pH) EtkisiDiş Sağlığı İçin Tıbbi Tavsiye
Şekerli / Nişastalı Gıdalar (Kek, Cips, Bisküvi)pH seviyesini anında 5.5’in altına (asidik) çeker.Tüketimi sınırlandırılmalı, sadece ana öğün sonrası verilmeli.
Asidik Gıdalar / İçecekler (Meyve Suları)Kimyasal erozyon başlatır, mineyi doğrudan çözer.Pipetle tüketilmeli, sonrasında hemen su içilmeli.
Peynir, Yoğurt, Çiğ KuruyemişlerpH seviyesini bazik (alkali) noktaya yükseltir.Çürük durdurucu (karyostatik) olarak her ara öğünde teşvik edilmeli.

Su Tüketimi Atıştırmalıkların Zararlı Etkilerini Nasıl Azaltır?

Su tüketimi, tatlı veya karbonhidratlı atıştırmalıkların hemen ardından yapıldığında diş yüzeylerine tutunmaya çalışan serbest şekerleri ve gıda parçacıklarını mekanik bir yıkama etkisiyle uzaklaştırarak zararlı etkileri azaltır. İçme suyu, düşen ağız içi pH seviyesini hızla nötr noktaya çekerek diş minesi üzerindeki hücresel erimeyi saniyeler içinde durduran en pratik temizleyicidir.

Günlük yaşantı içinde çocukların atıştırmalık tüketmesini her an engellemek veya yedikleri her şeyden sonra diş fırçalamalarını sağlamak pratikte mümkün değildir. Bu noktada “su”, en erişilebilir ve en hayati medikal kurtarıcıdır. Şekerli veya nişastalı bir atıştırmalık yendiğinde, eğer ortamda gıda kalıntısı kalmazsa bakteriler asit üretecek yakıt bulamazlar. Atıştırmalıktan hemen sonra çocuğa içirilen birkaç yudum saf içme suyu (ya da suyla ağzın çalkalatılması), sıvı dinamiği ile dişlerin aralarındaki şeker moleküllerini koparıp yutak bölgesine doğru süpürür. Ayrıca suyun kendi nötr pH yapısı, asit nedeniyle düşmüş olan ağız ortamını hızla dengeleyerek tükürüğün işini kolaylaştırır. Ebeveynlerin çocuklara meyve suyu, kraker veya çikolata sonrasında zorunlu su içme alışkanlığı kazandırması, klinik vakalarda çürük oranlarını ciddi boyutta düşüren bir yaklaşımdır.

İzmir Avrupadent Kliniklerinde Atıştırmalık Alışkanlıkları Nasıl Analiz Edilir?

İzmir Avrupadent kliniklerinde atıştırmalık alışkanlıkları, ebeveynlerden çocuğun son üç gününe ait detaylı bir beslenme günlüğü istenerek ve çocuğun tükettiği karbonhidratların türü ile tüketim sıklığı medikal standartlarda incelenerek analiz edilir. Bu bilimsel risk analizi, çürük oluşumunu henüz başlamadan kaynağında tespit etmeye ve kişiye özel diyet modifikasyonları hazırlamaya olanak tanır.

Çürük tedavisi, sadece dişteki oyuğu bir dolgu maddesiyle kapatmak değildir; bu yaklaşım bataklığı kurutmadan sinek avlamaya benzer. İzmir lokasyonunda yapılandırılmış süreçlerimizde hekimler, çürüğü oluşturan asıl sebebi (etiyolojiyi) bulmaya odaklanırlar. Aileyle yapılan görüşmede, çocuğun hangi sıklıkla atıştırmalık tükettiği, gece uykusundan uyanıp ne yediği, su tüketim oranı objektif bir şekilde değerlendirilir. Tıbbi literatürde “Çürük Risk Değerlendirmesi” (CAMBRA) olarak bilinen bu protokol sayesinde, çok iyi diş fırçalamasına rağmen gizli şeker tüketimi (örneğin sık aralıklarla meyveli yoğurt veya kuru üzüm yenmesi) nedeniyle çürük riski yüksek olan çocuklar tespit edilir. Hekimler, aileyi yargılamadan, sadece çocuğun biyolojik haritasına uygun sağlıklı atıştırmalık alternatifleri sunarak diyetisyen destekli bir sağlık yönetimi planlarlar.

Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Kapsamında Yanlış Beslenmenin Etkileri Nasıl Durdurulur?

Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) kapsamında yanlış beslenmenin dişler üzerindeki yıkıcı etkileri, hekimlerin aileye verdiği doğru beslenme eğitimleriyle desteklenen ve diş minelerini kimyasal olarak asitlere karşı sertleştiren profesyonel flor vernik uygulamalarıyla durdurulur. Ayrıca, arka azı dişlerindeki derin çukurlar fissür örtücülerle kapatılarak bakterilerin gıda artıklarına ulaşması tamamen fiziksel olarak engellenir.

Bir çocuğun beslenme alışkanlığını bir günde tamamen değiştirmek zordur; ancak bu değişim sağlanana kadar dişlerin asitlere karşı korunması şarttır. Uzman hekimler, dişlerin yüzeyine özel bir medikal cila (florür vernik) sürerek, mine tabakasındaki kalsiyum kristallerinin yapısını değiştirirler. Flor ile doyurulmuş diş minesi (florapatit), atıştırmalıklar yendiğinde oluşan asitte çok daha zor çözünür. Yani çocuğun dişine dışarıdan kimyasal bir zırh giydirilmiş olur. Aynı zamanda, özellikle yapışkan atıştırmalıkların en çok tuzaklandığı arka azı dişlerinin tepesindeki mikroskobik vadiler (fissürler), tıbbi sıvı reçinelerle doldurularak düzleştirilir. Bu “fissür örtücü” bariyer sayesinde, bisküvi veya cips kırıntılarının o çukurlara hapsolması imkansız hale gelir ve atıştırmalıkların dişle olan yıkıcı fiziksel teması tamamen kesilmiş olur.

Çürük Riskini Düşürmek İçin Evde Atıştırmalık Saatleri Nasıl Planlanmalıdır?

Çürük riskini düşürmek için evde atıştırmalık saatleri, gün boyu düzensiz tüketim yerine sınırlı ara öğün saatlerine sabitlenerek planlanmalı ve tatlı gıdaların tercihen yoğun tükürük salgısının olduğu ana öğünlerin hemen sonrasında tüketilmesine özen gösterilmelidir. Bu planlama, ağız florasının kendini toparlaması ve asitleri yıkaması için gereken fizyolojik zamanı sisteme geri kazandırır.

Ev içi disiplin, diş sağlığının kalbidir. Eğer bir çocuğun evde ulaşabileceği noktalarda sürekli açık kraker veya bisküvi paketleri bulunuyorsa, bu çocuğun dişlerini çürükten korumak imkansızdır. Ebeveynler atıştırmalıkları “oyalama veya ödül” mekanizması olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Tatlı veya karbonhidratlı bir gıda tüketilecekse, bunun zamanlaması bir “tatlı saati” olarak belirlenmeli ve tüketim yarım saat içinde bitirilmelidir. Özellikle ana öğünlerin (öğle veya akşam yemeğinin) hemen ardından yenilen tatlılar dişlere daha az zarar verir. Çünkü ana öğün sırasında çiğneme kasları aktiftir, tükürük bezleri maksimum kapasiteyle sıvı üretmektedir ve ağızda zaten tamponlayıcı bir ortam mevcuttur. Ana öğünden sonra gelen tatlı, bu güçlü tükürük akışıyla hızla yıkanıp temizlenir.

Düzenli Kontroller Atıştırmalık Kaynaklı Çürükleri Büyümeden Nasıl Tespit Eder?

Düzenli klinik kontroller, atıştırmalık kaynaklı mikroskobik mineral kayıplarını özel muayene ışıkları ve dijital arayüz röntgenleriyle diş henüz fiziksel olarak kırılmadan veya oyulmadan tespit ederek erken müdahale imkanı sunar. Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) uzmanları, bu sayede çürüğü sadece medikal ajanlarla onararak büyük diş tedavilerinin yaratacağı psikolojik ve fiziksel yorgunluğu önler.

Süt dişlerinin minesi çok ince olduğu için, hatalı atıştırmalık tüketiminin dişi eritip sinirlere ulaşması sadece birkaç ay sürer. Ebeveynlerin evde iki diş arasına sıkışan veya mineyi sadece matlaştıran başlangıç çürüklerini (beyaz lekeleri) fark etmesi neredeyse imkansızdır. Çürük risk profiline göre (3 ay veya 6 ay aralıklarla) yapılan düzenli hekim kontrolleri, çocuğun beslenme rutinindeki hataların dişte yarattığı hasarı haritalandırır. Hekim, dişleri kurutarak inceler; arayüzlerde başlayan gizli çürükleri ısırtma (bite-wing) röntgenleriyle ekrana taşır. Hastalık tespit edildiğinde, dişe herhangi bir matkap veya anestezi iğnesi değdirilmeden, florür takviyeleriyle o süngersi leke tekrar sertleştirilir. Böylece, yanlış bir beslenme alışkanlığının çocuğun vücudunda kalıcı bir diş kaybına (veya kanal tedavisine) yol açması, erken teşhisin gücüyle durdurulmuş olur.

Diğer Bloglar

Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur?

İzmir’de Çocuklarda Diş Apsesi Neden Oluşur? İzmir’de çocuklarda diş apsesi, tedavi edilmeyen derin çürüklerin, eski sızdıran dolguların veya dişe alınan fiziksel travmaların, dişin merkezindeki canlı sinir ve damar ağına (pulpaya) ulaşarak bu dokuyu enfekte etmesi ve öldürmesi (nekroz) sonucu oluşur. Ölen dokudaki bakteriler kök ucundan çene kemiğine yayılır ve vücudun bağışıklık sistemi bu bakterileri sınırlandırmak […]

Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Kanal Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır? İzmir’de çocuklarda kanal tedavisi; derin çürüklerin dişin merkezindeki sinir dokusuna (pulpaya) ulaşarak gece uykudan uyandıran zonklayıcı ağrılar yaratması, düşme veya çarpma gibi travmalar sonucu dişin canlılığını yitirmesi (nekroz), diş etinde apse (sivilce) oluşması ve enfeksiyonun alttaki kalıcı diş tohumunu tehdit ettiği tıbbi durumlarda uygulanır. Çocukluk çağında diş tedavileri […]

Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı?

İzmir’de Çocuklarda Süt Dişlerine Kanal Tedavisi Yapılır mı? İzmir’de çocuklarda süt dişlerine kanal tedavisi, derinleşen çürüklerin dişin merkezindeki sinir ve damar odasına (pulpaya) ulaşarak iltihap yaratması durumunda, o dişi erken çekimden kurtarmak ve fizyolojik dökülme yaşına kadar ağızda tutabilmek amacıyla medikal standartlar çerçevesinde sıklıkla yapılır. Süt dişlerinin de tıpkı yetişkin dişleri gibi kökleri ve sinirleri […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu işlemi sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en temel tıbbi adımlar; şayet işlem sırasında bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) uygulandıysa uyuşukluk hissi tamamen geçene kadar çocuğun dudak, yanak veya dilini ısırıp zedelememesi için ortalama iki saat boyunca hiçbir katı gıda verilmemesi, bu süre zarfında çocuğun […]

Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı?

İzmir’de Süt Dişlerine Dolgu Yapılır mı? İzmir’de süt dişlerine dolgu, çürük nedeniyle bütünlüğü bozulan dokunun dikkatlice temizlenip dişin normal çiğneme fonksiyonuna dönmesini sağlamak amacıyla elbette yapılır. Süt dişleri yapısal olarak geçici olmalarına rağmen konuşma, beslenme ve alttan gelecek kalıcı dişlere rehberlik etme gibi hayati görevleriyle yıllarca ağızda kalmak zorundadır; bu yüzden çürük durumunda dolgu ile […]

Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır?

İzmir’de Çocuklarda Diş Dolgusu Ne Zaman Yapılır? İzmir’de çocuklarda diş dolgusu, diş minesindeki çürük başlangıcı flor verniklerle durdurulamayacak boyuta ulaştığında ve demineralizasyon dentin tabakasına geçerek küçük bir oyuk (kavite) oluşturduğunda zaman kaybedilmeden yapılır. Çürük dokunun matkap yardımıyla temizlenip biyouyumlu materyallerle doldurulması, enfeksiyonun sinirlere inmesini önler. Pediatrik diş hekimliğinde en sık uygulanan restoratif işlemlerden biri olan […]

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Çocuklarda Çürük Diş Tedavi Edilmezse Ne Olur? Çocuklarda çürük diş tedavi edilmezse, başlangıçta sadece mine yüzeyinde olan bakteriyel enfeksiyon hızla dişin iç sinirlerine, oradan da çene kemiğine yayılarak şiddetli apselere, uykuyu bölen gece ağrılarına ve genel bağışıklık sistemini tüketen fokal enfeksiyonlara dönüşür. Ayrıca, bu iltihaplı süreç alttaki kalıcı diş tohumlarını kalıcı olarak zedeler ve iskeletsel […]

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Çocuklarda Diş Çürüğünü Önlemek İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır? Çocuklarda diş çürüğünü önlemek için beslenme; kalsiyum, fosfor ve lif açısından zengin, rafine şeker ile yapışkan karbonhidratlardan uzak, ana öğünlerin vurgulandığı ve ara öğünlerin sınırlandırıldığı bir düzende olmalıdır. Asit üreten bakterileri besleyen gıdalar yerine, tükürük akışını artıran ve mineyi hücresel olarak onaran peynir, yoğurt ve çiğ sebzeler […]